Dînin 7 Safhasının Farz Kılınması ve Yaşanmasının Kutsal Kitaplardaki İşaretleri
Dînin 7 Safhasının Farz Kılınması ve Yaşanmasının Kutsal Kitaplardaki İşaretleri
Allahû Tealâ’nın değişik zaman aralıklarında vazifeli kıldığı peygamberlere indirdiği şeriat kitaplarında ezelî ve ebedî tek bir dîn vardır.
Son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim’de bu dîn, babamız İbrâhîm’in hanif dîni Arapça adıyla İslâm olarak yer almıştır.
RÛM-30 Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
Allahû Tealâ bütün insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır. Ve hanif fıtratıyla yaratılan tüm insanlara hanif dînini yaşamalarını emretmektedir.
Allahû Tealâ şeriat kitaplarını sadece peygamberlerine indirmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de 7 tane âyet-i kerime bu konuyu açık ve kesin olarak ifade etmektedir.
BAKARA-213 İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi. Kendilerine (apaçık) beyyineler (belgeler) geldikten sonra kendi aralarındaki çekememezlik (ve haset yüzünden) onun hakkında ayrılığa düşenler, kendilerine (kitap) verilenlerden başkası değildir. Bu sebeple âmenû olan (Allah'a ulaşmayı dileyen) o kimselerin, haktan yana ayrılığa düştükleri şeyi (hidayeti) açıklamaları için Allah, Kendi izniyle onları hidayete erdirdi. Ve Allah, dilediği kimseyi Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
ÂLİ İMRÂN-81 Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
A'RÂF-158 De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah’ın Resûl'üyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O’nundur. O’ndan başka ilâh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî, nebî, Resûl'üne îmân edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O’na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”
MERYEM-30 (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”
EN'ÂM-154 Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).
ŞÛRÂ-13 (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
ANKEBÛT-7 Ve âmenû olanlar (hayattayken Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, onların seyyiatlerini (günahlarını) mutlaka örteceğiz ve onları mutlaka yaptıklarının daha ahseni (güzeli) ile mükâfatlandıracağız.
HADÎD-26 Ve andolsun ki, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrâhîm’i gönderdik. Ve onların zürriyetlerinden nebîler kıldık. Ve kitap (verdik). Böylece onlardan bir kısmı hidayete erenlerdir ve onların çoğu fasıklardır.
Bu şeriat kitaplarından Allah’ın muradı insanları ahiret ve dünya saadetine ulaştırmaktır. Hangi peygamber döneminde olursak olalım, ona indirilen şeriat kitabı ile o peygambere tâbî olanlar, 7 safha 4 teslimi yaşayarak ahiret ve dünya saadetine ulaşmışlardır. Ancak her devirde insanların %90’dan fazlası, el yazması kitaplardaki emaniyyeye tâbî olmak suretiyle kutsal kitapları arkaları- na atmışlar ve peygamber ve ona tâbî olanlardan sonra (iki-üç jenerasyondan sonra) onlar Allah’ın kendilerine farz kıldığı zikri, namazı bırakmışlar ve şehvetlerine uymuşlardır.
Allahû Tealâ bu konuyu Meryem Suresinin 58 ve 59. âyet-i kerimelerinde şöyle ifade etmektedir:
MERYEM-58 İşte onlar, Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerdendir. Âdem (A.S)’ın zürriyyetinden (neslinden) ve Nuh (A.S)’la beraber taşıdıklarımızdan ve İbrâhîm (A.S) ve İsrail (A.S)’ın zürriyyetinden ve Bizim hidayete erdirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendir. Onlara, Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlardı.
İşte her peygamber ve o peygamberin döneminde ona tâbî olanlar, 7 safhayı yaşamak suretiyle asr-ı saadete ulaşmışlardır. Örneğin, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve O’na tâbî olan sahâbe, 7 safhayı yaşayarak asr-ı saadete ulaştılar. Daha sonra tâbiîn, sahâbeye tâbî oldu. Daha sonra tebe-i tâbiîn, tâbiîne tâbî oldu. Fakat daha sonra Meryem-59’da zikredildiği gibi her devirde insanların çoğu nefslerine tâbî oldular.
MERYEM-59 Bundan sonra onların arkasından gelen nesil, namazı ihmal (zayi) ettiler. Ve şehvetlere (nefsin arzularına) tâbî oldular. Artık yakında gayy (cehennemde en alt bölüm) ile karşılaşacaklar.
Allah Resûl’ü, Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz, hadîs-i şerifinde buyuruyor ki: “Şerîatin min kablenâ şerîatin lenâ: Evvelkilerin şeriatı bizim de şeriatımızdır.”
Öyleyse ezelî ve ebedî babamız İbrâhîm’in dîni, Arapça adıyla İslâm’ın şeriatı tektir. Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde bu konu açık olarak dile getirilmiştir.
ŞÛRÂ-13 (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Öyleyse görülüyor ki son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim de ulûl’azm nebîlere verilen şeriatla aynı şeriattır. Hem Resûlullah (S.A.V)’in hadîsinden hem de Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinden bu net olarak anlaşılmaktadır. Hz. Nuh’a verilen şeriattan haberimiz olmadığı için, Hz. İbrâhîm (A.S)’a verilen şeriat elimizde olmadığı için bu incelemeyi yapamadık ama Hz. Musa (A.S)’a indirilen Tevrat elimizde var. Hz. İsa (A.S)’a indirilen İncil elimizde var ve Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen Kur’ân-ı Kerim elimizde var. Bu kutsal kitapları inceledi- ğimiz zaman hepsinde ezelî ve ebedî dîn olan, babamız İbrâhîm’in hanif dîninde 7 safhanın 7’sinin de farz olduğunu görüyoruz.
1. safha: Allah’a ulaşmayı dilemek.
2. safha: Mürşide tâbî olmak.
3. safha: Ruhun Allah’a teslimi.
4. safha: Fizik vücudun Allah’a teslimi.
5. safha: Nefsin teslimi.
6. safha: İrşada ulaşmak.
7. safha: İradenin Allah’a teslimi.