NİSÂ - 167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

NİSÂ - 168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.

NİSÂ - 169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

TEVBE - 126 Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).

BAKARA - 156 Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

BAKARA - 157 İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

16.2 Her devirde nefs tezkiyesine engel olan, seçilmeyen zalimler

Görüyoruz ki Allahû Tealâ’nın seçmedikleri; kalbinde zeyg olanlar ile kalbi hasta olanlardır. Her devirde var olan bu zâlimler, insanları Allah’ın yolundan men edenlerdir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

İşte bu kâfirler insanlara zulmettikleri için Allah onları asla seçmez. Bu insanlar Allahû Tealâ’ya isyan eden, Allah’a savaş açanlardır. Çünkü insanları Allah’ın yolundan ayırırlar.

Geri kalan bütün insanlar Allah tarafından seçilir. Allah’ın seçtikleri ise, başkalarının hidayetine engel olmayanlardır. Allahû Tealâ her sene iki kere bu insanları musîbetlerle imtihan eder.