8.3.1 Dirilenler, Allah ve resûlünün davetine icabet edenlerdir.
EN'ÂM - 122 Ölü (Allah’a ulaşmayı dilememiş) iken (ona on iki ihsan vererek) dirilttiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüyeceği nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup, ondan çıkamayacak kimse gibi midir? Böylece kâfirlere, yapmış oldukları şeyler süslü gösterildi.
Ruhun Allah’a ulaşması ve teslim olması için nefs tezkiyesi farzdır.
MÂİDE - 105 Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.
Nefs, insan için bir imtihandır. Allah mutlu olmamızı diler. Mutsuzluğun arkasında nefsimizin afetleri vardır. Bu afetleri daha da karartarak mutsuzluğumuzu artırmak isteyen iblis, ayaklarımızın altından kalbimizin füccur kapısından devamlı karanlıklarını gönderir.
NÛR - 21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Yüce Rabbimiz Nur Suresinin 21. âyet-i kerimesinde: “Şeytanın adımlarına, nefsin afetlerine tâbî olmayın.” buyuruyor. İnsanoğlu nefsin afetleriyle başbaşa dünya hayatına başlar. Afetler, Allah’ın emrine isyan etmek ve yasaklarını işlemek talebindedirler. Kısaca, nefsimiz tabiatı gereği şeytanın isteklerini yerine getirmek eğilimindedir. Çünkü afetler karanlıklardır. Şeytan da karanlıkların prensidir. Şeytan sadece nefse teklif eder. Nefs, kalbindeki afetler sebebiyle şeytana itaat eder. Allah’a ulaşmayı dilemeyen, dünya hayatından razı olan nefsin esirlerini, Allah Casiye Suresinin 23. âyet-i kerimesinde şöyle açıklamaktadır:
CÂSİYE - 23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Nefsimiz içimizdeki düşmanımızdır. Şeytan, nefsi daima gaza getirir. Düşman olan nefsi dost etmek mümkündür. Düşmanı dost etmenin ilacı, nefs tezkiyesi ve tasfiyesidir.