• logo
  • Canlı Yayın
  • Videolar

    Popüler Videolar
    • Sevgiyle Birleşen Kalpler: Mutlu Hayatın İlahi Anahtarı
    • Kalpten Dilemezsen Dağlar Başında Kalırsın | Gerçek Kurtuluş Nerede?
    • Bir Çürük Elma ve Bir Kese Altın: 2. Murad’ın Adaletiyle Kalpleri Fethetmek
    • Kitabın İçine Saklanan Sır ve Kalpten Allah’a Ulaşmanın Sırrı
    • Hatalarımıza Günah Keçisi Aramak
    • Daha fazla gör
  • Hakkımızda
  • Yazılı Eserler

    Popüler Yazılı Eserler
    • KUR’ÂN’IN ŞİFRESİ AHZÂB 40
    • DR. ABDULCABBAR BORAN
    • HİDAYET ÇAĞI
    • BİD’ATLER
    • Allah'a Ulaşma Dileği
    • Daha fazla gör
  • Etkinlikler
  • İletişim
  • 🌐 Dil
    • English English
    • Turkish Türkçe
    • German Deutsch
    • French Français
    • Spanish Español
    • Russian Русский
    • Bulgarian Български
    • Arabic العربية
    • Kurdish کوردی
    • Chinese 中文
    • Dutch Nederlands
    • Indonesian Bahasa Indonesia
    • Persian فارسی
  • Tümü

  • Videolar

  • Yazılı Eserler

ibrahimlive logo
×
  • Canlı Yayın
  • Hakkımızda
  • Videolar
  • Yazılı Eserler
  • Etkinlikler
  • İletişim
×
Dil
  • English English
  • Turkish Türkçe
  • German Deutsch
  • French Français
  • Spanish Español
  • Russian Русский
  • Bulgarian Български
  • Arabic العربية
  • Kurdish کوردی
  • Chinese 中文
  • Dutch Nederlands
  • Indonesian Bahasa Indonesia
  • Persian فارسی
  1. Anasayfa
  2. Yazılı Eserler
  3. BİD’ATLER
  4. KAPAK
Select
BİD’ATLER BİD’ATLER/ Dr. Abdulcabbar BORAN BİD’ATLER ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER BİD’ATLER BİD’AT; Kur’ân-ı Kerim’de olmamasına rağmen dîn tatbikatına sonradan sokulan, Kur’ân-ı Kerim’de olmasına rağmen sonradan dîn tatbikatından çıkartılan, dîndeki ekleme ve çıkartmaların bütünüdür. BiD’AT ile dînde bir eksiklik veya fazlalık meydana getirilmektedir. A- KUR’ÂN’A TERS DÜŞEN BİD’ATLERİN (ZANLARIN) İSLÂM’A YERLEŞMESİYLE, 14 ASIR EVVEL PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN YAŞADIĞI AHİRET VE DÜNYA SAADETİNİN REHBERİ KUR’ÂN-I KERİM TERK EDİLMİŞTİR. Nebîler, kendilerine kitap verilen peygamberlerdir. Kur’ân-ı Kerim, kitap verilenlerin sadece nebîler (peygamberler) olduğunu, kesin olarak ortaya koymaktadır. 1. BİD’AT 1.1 Resûllere değil, nebîlere kitap verildiği, Kur’ân’da açık bir şekilde yer almaktadır. 1.1.1 Allah, bir nebî olan Hz. Musa’ya kitap verdiğine işaret etmektedir. 1.1.2 Allah, Hz. Muhammed (S.A.V)’e, Hz. İbrâhîm’e, Hz. İsmail’e, Hz. İshak’a, Hz. Yâkub’a, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya kitap verdiğini ve onların hepsinin nebî (peygamber) olduğunu kesinleştirmektedir. 1.1.3 Kitap verilen Hz. İsa’nın nebî (peygamber) olduğu açıklanmaktadır. 1.1.4 Kur’ân-ı Kerim son şeriat kitabı olup Hz. Muhammed (S.A.V)’e indirildi. Ve O’nun nebîlerin sonuncusu olduğu kesin değil mi? 1.2 Allah, şeriat kitaplarını yani hükmedilecek esasları ihtiva eden kitapları, nebîlere hak olarak o kitaplarla hükmetmeleri için indirdiğini beyan etmektedir. 1.2.1 Allah şeriat kitaplarını nebîlere hak olarak indirdiğini, onunla hükmedilmesi gerektiğini ifade etmektedir. 1.2.2 Allah nebîleri beas ettiğini, hak ile hüküm vermek üzere onlara kitap indirdiğini vurgulamaktadır. 1.2.3 Allah, yahudilere hükmetmek için nebîsine Tevrat’ı indirdiğinden bahsetmektedir. 1.2.4 Kitap, hüküm ve nebîliğin beraberce verildiğine dikkat çekilmektedir. 1.3 Velî resûllere sohbet mahiyetinde kitaplar verilebilir. Hz. İsa’dan Hz. Muhammed (S.A.V)’e kadar geçen 600 yıllık sürede sadece 2 peygamber (nebî) var olmuştur. Aslında muhakkak çok daha fazla kavim mevcuttur ama biz 100 kavim mevcut kabul edelim. Ortalama resûl ömrünü de, olmaz ama 100 yıl kabul edelim. 600 yılda her kavimde en az 6 resûl mevcut olacağına göre, sadece 600 yılda 2 nebîye karşılık en az 600 resûlün görev yapmış olması söz konusudur. 2. BİD’AT RESÛLLERİN HEPSİ HEM PEYGAMBERDİR HEM DE KENDİLERİNE KİTAP VERİLEN PEYGAMBERLERDİR. 2.1 Bütün resûller değil, resûllerin pek azı, peygamber (nebî) oldukları için “Resûller kendilerine kitap verilen peygamberlerdir.” ifadesi Kur’ân’a uymamaktadır. 2.1.1 Nebîler yani peygamberlerin Kur’ân’daki sayısı, bütün çağlar boyunca 30’a ulaşamamıştır. Çünkü Allahû Tealâ: “Biz Kur’ân’da her şeyi yazdık. Hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” buyurmaktadır. Bu durumda bütün peygamberler (nebîler) Kur’ân’da yer almıştır. Buna karşılık nebî olmayan resûller (velî resûller), bütün çağlarda ve bütün kavimlerde yaşamışlardır. 2.1.1.1 Allah, bütün kavimlerde resûl beas ettiğini söylüyor. Nebîler sadece bir kavimde mevcut olabilirler. Ve dünyanın hatta kâinatın peygamberleridirler. Allahû Tealâ, nebîlerin mevcut olduğu devrelerde de olmadığı devrelerde, her kavimde mutlaka velî resûller beas ettiğini ifade etmektedir. 2.1.1.2 Kur’ân-ı Kerim boyunca, bütün kavimlerde ardarda gönderilenlerin hepsinin sadece resûller olduğu ifade buyrulmaktadır. Allah asla bütün kavimlere nebî göndermemiştir. Bütün resûller nebî olsaydı, kavim resûllerinin en az bir kısmı için nebî kelimesi kullanılacaktı. Öyleyse kavim resûllerinin hepsinin nebî olmayan resûller olduğu kesinleşmektedir. 2.1.1.3 Bütün devirlerde, bütün kavimlerde Allah’ın resûllerinin var olduğu kesindir. Çünkü cehenneme giren herkese resûlün kendilerini uyarıp uyarmadığı soruluyor ve herkesten aynı cevap alınıyor: “Evet, uyardı.” 2.2 Kendilerine şeriat kitabı verilenler velî resûller değil, nebî (peygamber) resûllerdir. Bundan dolayı bütün resûllerin kendilerine kitap verilen peygamberler olduğu ifadesi Kur’ân’a uymamaktadır. 2.2.1 Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Ey nebîler! Size kitap verdik ve hikmet verdik.” 2.2.2 Allah, kitapları hep nebîlerine verdiğini söylemektedir. 2.2.3 Allah, kitabı ve nübüvveti (peygamberliği) beraberce verdiğini ifade etmektedir. Bu durumda (her peygamber zamanında mutlaka aynı şeriatı ihtiva eden) kitap, nübüvvetin bir parçasıdır. 2.2.4 Allah, kitapları o kitaptaki şeriat hükümleri ile hükmetmek üzere peygamberlere (nebîlere) vermiştir. 2.2.5 Allah, hepsi nebî (peygamber) olan Hz. İbrâhîm’e, Hz. İsmail’e, Hz. İshak’a, Hz. Yâkub’a, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya onların nebîler olduğunu vurgulayarak kitap indirdiğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ 7/A'RAF-175’te buyuruyor: “Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.” 3. BİD’AT ALLAH, PEYGAMBERLERDEN BAŞKASINA ÂYET İNDİRMEZ. Allahû Tealâ’nın bütün resûlleri Allah’a davet ederler. “Allah’a ulaşmayı dileyin. Allah’a ulaşmayı dilediğiniz taktirde gideceğiniz yer cennettir. Dilemeyenler için muhakkak ki cehennem söz konusudur.” diye uyarır ve tebliğlerini yaparlar. Allahû Tealâ böylece her devirde, devrin imamını en üst seviyede vazifeli kılmıştır. 4. BİD’AT ALLAH’A ULAŞTIRMAKLA VAZİFELİ MÜRŞİD YOKTUR. ALLAH’LA KUL ARASINA KİMSE GİREMEZ. MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK ŞİRKTİR. 4.1 Mürşidlerin 1. görevi, tebliğ yapmaktır. 4.2 Nebîlerin varisi her devirde devrin imamlarıdır. Allahû Tealâ dîni ehli zikirden öğrenmemizi farz kılmıştır. 4.3 “Kul ile Allah arasına kimse giremez.” diyenler, Allahû Tealâ’yı Rab mevkiinden indiren ve hevasını ilâh edinen müşriklerdir. 4.4 “Sâdıklarla beraber olun, zâlimlere gönülden meyletmeyin.” Sâdıklar Allah’ın tayin ettiği mürşidlerdir. 4.5 Allah’a ulaşmayı dilemek 4.5.1 Allah’a yönelmenin ikinci yedi basamağı 4.6 Mürşide 12 ihsanla tâbî olmak 4.6.1 Mürşide tâbiiyetle verilen 7 ni’met Günümüz dîn öğreticileri “Allah’ı görmek mümkün değildir.” zannına dayanarak dîn öğretmektedirler. Hatta zan değil; bundan emindirler. Misal olarak da hep Hz. Musa’nın baş gözüyle Allah’ı görememesi verilir. Elbette Allah baş gözüyle görülmez. Ama bir de gönül gözü vardır. A’raf-179 ve Casiye-23, bu gözden bahseder. Kalbin gözü, gönül gözü, Kur’ân-ı Kerim’deki ismiyle kalbin “basar” hassası, görüş hassası… İşte bu göz, Allah’ı ve O’nun, baş gözünün göremeyeceği sırlarını göstermek için ihsan ettiği gözdür. 5. BİD’AT ALLAH GÖRÜLMEZ. 5.1 Rüyetullah ile ilgili Kur’ân âyetleri Kur’ân-ı Kerim âyetlerine baktığımız zaman, vahyin geniş bir çerçevesinin var olduğunu görüyoruz. Bu geniş yelpaze içerisinde âyetlerle vahyi anlattığımız zaman, yine bir kısım muhterem dîn öğreticilerimiz “Bizim kastettiğimiz vahiy bu değildir. Kur’ân-ı Kerim’de bahsi geçen vahiy, sadece peygamberlere gelir.” diye yorumda bulunabilirler. Ama aslolan, Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin ne söylediğidir. 6. BİD’AT ALLAH, PEYGAMBERLERDEN BAŞKASINA VAHYETMEZ. VAHİY, HATEMUL ENBİYA OLAN PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)’DEN SONRA KESİLMİŞTİR. 6.1 Allah’ın yere vahyetmesi 6.2 Allah’ın Hz. Musa (A.S)’ın annesine vahyetmesi 6.2.1 Allah’ın Hz. İsa (A.S)’ın annesine vahyetmesi 6.3 Allah’ın arıya vahyetmesi 6.4 Allah’ın Hz. İsa (A.S)’ın havarilerine vahyetmesi 6.5 Allah’ın göklere vahyetmesi 6.6 Kalbi 7 kademede müzeyyen olan herkese Allah’ın vahyetmesi. 6.7 Nebî ve velî resûllere Allahû Tealâ’nın vahiyle Kur’ân’ı öğretmesi 6.7.1 Allahû Tealâ’nın, bütün peygamberlere vahyetmesi 6.8 Şeytanların, dostlarına vahyetmesi 6.8.1 Cin ve insan şeytanların, yeryüzünde fesat çıkarması 49/HUCURAT-14: Araplar dediler ki: “Biz mü’min olduk.” (Habibim) de ki: “Mü’min olduk, demeyin. Lâkin; İslâm (dairesine) girdik, deyin. Çünkü (Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz için) kalplerinizin içine îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksilmez. Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.” Buradan bir sonuca ulaşıyoruz. Araplar ağızlarıyla “Lâ İlâhe İllâllah” demişler. Ama mü’min olmamışlar. Allah’a göre mü’min olmanın yegâne kriteri, o kişinin kalbinin içerisine îmânın girmiş olmasıdır. Öyleyse insanların, ağızları ile söyledikleri “Lâ İlâhe İllâllah” sözü kalplerinde yoksa mü’min olmazlar. 7. BİD’AT “LÂ İLÂHE İLLÂLLAH” DİYEN CENNETE GİRER. 7.1 Allahû Tealâ’nın her devirde Kur’ân-ı Kerim’in açıklamasını, devrin imamına yaptırması 7.2 Velî olan devrin imamının Kur’ân’ı öğretmesi 7.2.1 Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişinin 12 negatif özelliği 7.3 Allahû Tealâ’nın insanı üç vücut ve serbest iradeyle yaratması 7.4 Sahâbenin 7 safha ve 4 teslimi yaşayarak Allah’a teslim olmaları 7.4.1 Sahâbenin hepsi, Allah’a ulaşmayı dilemişlerdir. 7.4.2 Sahâbenin hepsi, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e biat etmiş, tâbî olmuşlardır. 7.4.3 Sahâbenin hepsi, ruhlarını Allah’a teslim etmişlerdir. 7.4.4 Sahâbenin hepsi, fizik bedenlerini de Allah’a teslim etmişlerdir. 7.4.5 Sahâbenin hepsi, nefslerini de Allah’a teslim etmişlerdir. 7.4.6 Sahâbenin hepsi ihlâsa, irşada ulaşmışlardır. 7.4.7 Sahâbenin hepsi, iradelerini de Allah’a teslim etmişlerdir. 7.5 Allahû Tealâ, kalbi hasta olan ve kalbinde zeyg olanları seçmez. “Lâ İlâhe İllâllah” diyen kişinin söylediği bu sözün kalbinde olmadığını “Siz mü’min olmadınız.” diyerek Allah bize haber vermektedir. Ama her kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ tarafından onlara verilen garanti, 12 tane ihsandır. Bu 12 ihsanın neticesinde Allah, kişide engeller varsa kaldıracaktır. İşte bu engellerin kendisinden kaldırıldığı ve kalbine ihbat konulmuş olan bir insan “Lâ İlâhe İllâllah” derse, elbette cennete gidecektir. 8. BİD’AT ALLAH’IN RAHMET VE FAZLININ (NURLARININ) NEFSİN KALBİNE YERLEŞMESİYLE OLUŞACAK TARZDA NEFS TEZKİYESİ YOKTUR. MÜRŞİDSİZ DE NEFS TEZKİYESİ YAPILABİLİR. 8.1 İnsan üç vücuttan oluşur. 8.1.1 Ruh, Allah’ın emanetidir. 8.1.2 Nefs rehinedir. 8.1.3 Başlangıçta fizik vücut şeytanın kuludur. 8.2 Yeminlerimiz 8.3 Allah ve resûlünün davetine icabet 8.3.1 Dirilenler, Allah ve resûlünün davetine icabet edenlerdir. 8.3.2 Hiç kimse tek başına nefsini tezkiye edemez. 8.3.3 Her devirde nefs tezkiyesini yapan, asaleten veya vekâleten devrin imamıdır. 8.4 Kur’ân’daki İslâm, 7 safha ve 4 teslimden oluşur. 8.4.1 Birinci safha Allah’a ulaşmayı dilemektir. 8.4.2 İkinci safha mürşide tâbî olmaktır. 8.4.3 Üçüncü safha ruhu dünya hayatında Allah’a ulaştırıp teslim etmektir. 8.4.4 Dördüncü safha fizik vücudun Allah’a teslimidir. 8.4.5 Beşinci safha nefsi tezkiye ve tasfiye ederek Allah’a teslim etmektir. 8.4.6 Altıncı safha ihlâsa, irşada ulaşmaktır. 8.4.7 Yedinci safha iradenin Allah’a teslimidir. 8.5 Allah’a ulaşmayı dilemek, Kur’ân-ı Kerim’de “âmenû” ve “munîb” kelimeleriyle ifade edilmiştir. 8.6 Zikir en büyük ibadettir. 8.7 28 basamaklık İslâm merdiveni (Kemâlât basamakları) 8.7.1 Birinci basamakta olayları yaşarız. 8.7.2 İkinci basamakta olayları değerlendiririz, davranış biçimlerine göre Allah bizi seçer. 8.7.3 Üçüncü basamakta Allah’a ulaşmayı dileriz. 8.7.4 Dördüncü basamakta Allah Rahmân esmasıyla tecelli eder. 8.7.5 Beşinci basamakta kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınır (1. furkan, 1. ihsan), basar hassasının üzerindeki gışavet alınır (2. furkan, 2. ihsan). 8.7.6 Altıncı basamakta kişinin kulaklarındaki vakra alınır, (3. furkan, 3. ihsan) sem’î hassası üzerindeki mühür açılır (4. furkan, 4. ihsan). 8.7.7 Yedinci basamakta kalbin mührü açılır (5. furkan, 5. ihsan), kalpteki ekinnet alınır (6. furkan, 6. ihsan), ekinnetin yerine ihbat konur (7. furkan, 7. ihsan). 8.7.8 Sekizinci basamakta Allah kişinin kalbine ulaşır (8. ihsan). 8.7.9 Dokuzuncu basamakta Allah kişinin kalbini Allah’a çevirir (9. ihsan). 8.7.10 10. basamakta kişinin göğsünden kalbine nur yolu açılır (10. ihsan). 8.7.11 11. basamakta zikirle rahmet nurları kalbe girer (11. ihsan). 8.7.12 12. basamakta kişi huşû sahibi olur ve hacet namazıyla mürşidini Allah’tan sorar (12. ihsan). 8.7.13 13. basamakta hacet namazının kılınması ile mürşid gösterilir. 12. 1- Mürşid farzdır. 12. 2- Mürşidi Allah tayin eder. 12. 3- Mürşid Allah’tan istenir. 12. 4- Mürşidi Allah gösterir. 8.7.14 14. basamakta mürşidin önünde tövbe edilir. 1. ni’met: Kişinin başının üstüne devrin imamının ruhu gelir ve yerleşir. 2. ni’met: Kalbinin içine îmân kelimesi yazılır. 3. ni’met: Kişinin günahları sevaba (seyyiatı hasenata) çevrilir ve Allah o kişiye, o güne kadar 1’e 10 derece verirken, o günden itibaren 1’e 700 kadar ulaşan dereceler verir. 4. ni’met: Ruh vücuttan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkar. 5. ni’met: Nefs tezkiyesi başlar. 6. ni’met: İrademiz güçlenmeye başlar. 7. ni’met: Fizik vücudun nefs tezkiyesi sebebiyle şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah’a kul olmaya başlaması. 8.7.15 15. basamak: Nefs-i Emmare 8.7.16 16. basamak: Nefs-i Levvame 8.7.17 17. basamak: Nefs-i Mülhime 8.7.18 18. basamak: Nefs-i Mutmainne 8.7.19 19. basamak: Nefs-i Radiye 8.7.20 20. basamak: Nefs-i Mardiyye 8.7.21 21. basamak: Nefs-i Tezkiye 8.7.22 22. basamak: Fenâ makamı 8.7.23 23. basamak: Beka makamı 8.7.24 24. basamak: Zühd makamı 8.7.25 25. basamak: Muhsinler makamı (Fizik vücut teslimi) 8.7.26 26. basamak: Ulûl’elbab makamı (Nefsi teslim-Daimî zikir) 8.7.27 27. basamak: İhlâs makamı (Tövbe-i Nasuh) 8.7.28 28. basamak: Salâh makamı İrşad makamına tayin 8.7.28 1. Günahların örtülmesi 8.7.28 2. Salâh nuru 8.7.28 3. Günahların sevaba çevrilmesi 8.7.28 4. İradenin Allah’a teslimi 8.7.28 5. İrşad makamına tayin (Velî mürşidler) 8.7.28 6. Kavim resûlleri 8.7.28 7. Devrin imamı 8.8 Mürşidsiz hiç kimse nefsini tezkiye edemez. Allahû Tealâ, ruh emanetini dünya hayatını yaşarken Allah’a teslim etmemiz için, kendi katından mutlaka her devirde hidayetle vazifeli hidayetçiler gönderir. Allahû Tealâ, ruhun bir emanet olduğunu 33/AHZAB-72’de açıklıyor: “Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Çünkü o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.” Öyleyse emaneti, nefsle birlikte fizik vücut yüklenmiştir. O halde ruh, Allah’ın bizde bir emanetidir. Allahû Tealâ emaneti hayattayken, sahibi olan Allah’a teslim etmemizi emrediyor. 9. BİD’AT ÖLMEDEN EVVEL RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI YOKTUR. RUH İNSANA HAYAT VERİR. RUH VÜCUTTAN ÇIKARSA KİŞİ ÖLÜR. İRCIÎ EMRİ BİR ÖLÜM EMRİDİR. 9.1 Ruh, fizik vücut, nefs üçlüsüyle yaratılan, cüz’i irade sahibi insan. 9.2 Allah katından hidayetçilerin gönderilmesi 9.2.1 Hidayete vesile olanlar 9.2.2 Hidayete erdiren nebî imamlar 9.2.3 Hidayete erdiren velî imamlar 9.3 Müjdeci ve uyarıcı velî resûller 9.3.1 Hidayetle ve hak dîn ile gelen Devrin İmamı, Allah’a ulaşmayı dileyen takva sahipleri için bir müjdeleyicidir. 9.4 Basiretle Allah’ın Zat’ına davet etmek 9.5 Ezelde, Kalû Belâ gününde Allah’a verdiğimiz yeminler: 9.6 Yevm’il âhir nedir? 9.6.1 Muttakiler yevm’il âhire îmân edenlerdir. 9.6.1 1. Ehli kitaptan yevm’il âhire îmân edenler 9.6.1 2. Yevm’il âhire îmân eden yahudi ve hristiyanların Allah’a ulaşmayı dileyerek âmenû olması 9.6.2 Ahiret gününe îmân eden sahâbenin 7 safha ve 4 teslimi yaşaması 9.6.2.1 Ancak Allah’a ve ahiret gününe (ruhu ölmeden evvel Allah’a ulaştırma gününe) îmân edenler, Allah’ın mescidlerini imar eder. 9.6.2.2 Hidayet, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasıdır; 9 kere üzerimize farzdır. 9.6.2.2.1 Ruhun iki kere Allah’a ulaşması 9.6.2.3 Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenler 9.6.2.3.1 Dünya hayatında ruhun Allah’a ulaşacağından emin olanlar 9.6.3 Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması 9.6.3.1 Allah’tan 7 ni’met alanlara gök kapıları açılır. 9.6.3.2 Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölmez. İnsana hayatı veren Allahû Tealâ’dır. 9.6.3.3 Allah’a ulaşmayı dileyerek şükredenler 9.7 Başkalarının hidayetine mâni olan, Allah’ın seçmediği zalimler 9.7.1 Yevm’il âhire îmân etmeyerek yeryüzünde fesat çıkaran kalbi hastalar 9.7.2 Allah’a ulaşmayı dilemeyerek küfredenler 9.7.3 İrşad yoluna girmedikleri için âyetlerden çevrilenler 9.7.4 Gök kapıları kendilerine açılmayan kibirliler 9.7.5 Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için amelleri boşa gidenler 9.7.6 Allah’a ulaşmayı dilemeyerek hüsranda kalanlar Kur’ân-ı Kerim, 7 tane Sıratı Mustakîm ihtiva eder. İslâm 7 safhadan oluşur. 7 safhada tam 7 Sıratı Mustakîm vardır. En’am Suresinin 152 ve 153. âyetleri, 7 Sıratı Mustakîm’i de içerir. Sıratı Mustakîm istikamet üzere olan bir yolu temsil eder. Bu reel bir yoldur. Ruhumuz, kendisine ait olan bu yolda fizik standartlarda Allah’a doğru yükselir. 7 tane gök katını aşarak nihayetinde Allah’ın Zat’ına ulaşır. Sonra fizik vücudun Sıratı Mustakîm’i başlar ve biter. Nefsin Sıratı Mustakîm’i oluşur. Sonra bizi irşada ulaştıran Sıratı Mustakîm’e ulaşırız. Oradan da irademizi Allah’a teslim edeceğimiz Sıratı Mustakîm’e ulaşırız. 10. BİD’AT HİDAYET DE DOĞRU YOLDUR. SIRATI MUSTAKÎM DE DOĞRU YOLDUR. 10.1 Sıratı Mustakîm üzerinde bulunmak 10.2 Dînde fırkalara ayrılmamak 10.3 Allah’a doğru yola çıkmak 10.4 Allah’a ulaşmak 10.5 Sıratı Mustakîmler 10.6 Dînde fırkalara ayrılanlar Sıratı Mustakîm’de değildirler. Kur’ân’daki İslâm, 7 safha ve 4 teslimden oluşur. Ama günümüzde İslâm’ın 7 safhası ve vasıta emirlerden en önemlisi olan zikir, tatbikattan çıkarılmıştır. Geriye İslâm diye sadece kuru kuruya tatbik olunan ibadetler kalmıştır. Ve bu tatbikat “Lâ râhate fîd dunya: Dünyada rahatlık yoktur.” demektedir. İblis diyor ki: “İnsanlar ibadet yapsınlar. Bu ibadetlerle kurtuluş içerisinde olduklarını zannetsinler ama hiçbirisi kurtuluşa ulaşmasın.” İşte bu hedefine ulaşmak için, iblis evvelâ 7 safhanın olmazsa olmaz şartı olan “Allah’a ulaşmayı dilemeyi” tatbikattan çıkartmıştır. 11. BİD’AT DÜNYADA RAHAT YOKTUR. 11.1 İslâm’ın 7 safhası bütün insanlara farzdır. 11.2 Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah onu mutlaka Kendine ulaştırır. 11.3 Günümüz İslâm tatbikatı, insanların yazdığı kitaplara dayanmaktadır. 11.4 Nebîlerin îmân ederek kendisine yardım ettiği Mehdi Resûl 11.5 Resûlullah (S.A.V) Efendimiz ve O’na tâbî olan sahâbenin yaşadığı “Asr-ı Saadet” dönemi 11.6 Uzak bir dalâlet içinde yeryüzünde fesat çıkaranlar 11.7 Nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle dünya saadetinin elde edilmesi 11.8 Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ameli boşa gider. Namaz kılmamak elbette günahtır. Çünkü Allahû Tealâ namazı farz kılmıştır. Ama öğretenlerin söylediklerine bakın: “Siz Arap harflerini lâzım gelen şekilde söyleyemezsiniz. Bu sebeple, namaz kıldığınız zaman hep günaha girersiniz ve namazınız kabul olmaz. Ve böyle kılarak, günaha gireceğinize hiç kılmayın daha iyi.” İşte bunlar söyleniyor insanlara. İnsanlar namaz kılmanın günah olduğunu, bu konuda kendilerini eğitenlerden işitiyorlar. Ve insanlar bir ümitsizlik girdabı içerisinde, kendilerini kurtuluştan tamamen uzaklaşmış hissediyorlar. 12. BİD’AT ŞEKİL ŞARTLARINA TAMAMEN RİAYET ETMEYENLERİN NAMAZI KABUL OLUNMAZ. TECVİDE VEYA HARFLERİN MAHREÇLERİNDEN ÇIKMASI GEREKEN TELÂFFUZUNA UYMAYAN KIRAATLER KABUL OLUNMAZ. 12.1 Arap telâffuzuna uymayan kıraatler kabul olunmaz. 12.2 İnsanları Allah’tan korkutarak terbiye etmek 12.3 Herşeyin günah olduğu bir sistemde, Allah ile olan ilişkilerde bile zorlamalar emredilmektedir. Allahû Tealâ’nın cehennemden çıkartarak, cennete ulaştıracağı kişiler, cennetlik olanlardır. Ama Allahû Tealâ, cennetlik olanların aradaki farkı görebilmeleri ve Allah’a hamd edip şükredebilmeleri için onları kıyâmet günü önce mutlaka cehenneme gönderir. Onun için “Aranızdan kıyâmet günü cehenneme uğramayacak olan kimse yoktur.” diye buyurmaktadır. Dikkat edin ki Allahû Tealâ “Uğramayacak olan.” diyor. Uğramak; bir yere varıp oradan ayrılmak mânâsına gelir. Allahû Tealâ’nın dizaynı çok açık bir şekilde bunu ifade etmektedir. 19/MERYEM-71: Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür. 13. BİD’AT CEHENNEMDE BİR SÜRE CEZALANDIRILDIKTAN SONRA, İNANANLAR MUHAKKAK CENNETE GİRER. 13.1 Cennetliklerin cehennemi görmek için cehenneme uğraması 13.2 Cehennemliklerin cehennemde ebedî kalması 13.3 Kıyâmet günü zamanın durması 13.4 Hayat filmlerinin üç boyutlu olarak İndi İlâhi’de seyredilmesi 13.5 Uçarak ve burunları yere sürtünerek cehenneme girenler 13.6 Cennet ve cehennem dahil herşey fânidir, sadece Rabbinin Zat’ı bâkidir. 13.7 Cehennemle cezalandırılan kişinin, cehennemin gökleri çatlayıncaya kadar, cehennemden çıkması mümkün değildir. Hiç kimse başka bir kimseyi Allah’a inansın diye, Allah’a ibadet etsin diye, Allah’a kul olsun diye zorlayamaz. Bu, Allah’la kul arasındaki bir ilişkidir. Allah hiç kimsenin müdahalesine müsaade etmez. 28/KASAS-56: Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) amcasını hidayete erdirmeyi elbette isterdi. O yetimken amcası onu büyüttü. Ama amcası Allah’a ulaşmayı dilemedi. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bütün ricalarına rağmen, amcası Allah’a ulaşmayı dilemedi. Hiç kimse bir başkasını hidayet üzere kılamaz. Kişi bizatihi kendisi hidayete ermeyi istemelidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyi istemedikçe, hiç kimse onu hidayete erdiremez. 14. BİD’AT DÎNDE ZORLAMA VARDIR. 14.1 Kul ile Allah arasındaki ilişkilerde zorlama yoktur. 14.2 Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişiyi hiç kimse zorla Allah’a ulaşmayı dileme noktasına ulaştıramaz. 14.3 Allahû Tealâ, sadece Allah’a ulaşmayı dileyenleri zulmetten nura çıkarır. 14.4 Tagut, dostlarını nurdan zulmete götürür. 14.5 Zorla hiç kimse, bir başkasını Allah’ın yoluna da alamaz, Allah’ın yolundan da çıkaramaz. 14.6 Kul ile kullar arasındaki ilişkilerde dînde zorlama vardır. 14.7 Herkesin kazancında başkalarının da hakkı vardır. 14.8 Hiç kimse bir başka insanı kurtuluşa ulaştıramaz. Hiç kimse başka birini cehenneme atamaz. 14.8.1 Hiç kimse başka birisine derecat kaybettiremez. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’ın tasarrufundadır. Allah’ın kendisine yaptırdığını yapar. Şerrin Allah’tan olması, kesinlikle söz konusu değildir. Ama münafıkların kendi idrak ölçüleri içerisindeki hayır ve şerr söz konusudur. Allahû Tealâ da onların gözlükleriyle olaya bakmakta ve resûlü için: “Sizin, Benim tasarrufumda olan resûlüm için hayır ve şerr olarak gördüğünüz herşey, Bendendir. Hayır da şerr de Allah’tandır.” demektedir. 15. BİD’AT HAYIR DA ŞERR DE ALLAH’TANDIR. 15.1 Şerr insanın nefsindendir. 15.2 Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez. 15.3 Kader sebebiyle hiç kimse derecat kaybedemez. 15.4 Herşeyin bir kaderle yaratılması Dışımızdaki İlâhi İrade, Küllî İrade veya başkasının cüz’i iradesi, bize ya fayda ya da hayır ulaştırır. Fayda, dünyevî mutluluğa sebeptir. Hayır, uhrevî mutluluğa sebeptir. Demek ki; dışımızdaki herkes bizim mutluluğumuz için çalışmaktadır. Herkes, bizim mutluluğumuz için vardır. O zaman bu hakikati biliyorsak, herkesi dost edinmemiz gerekmez mi? Herkes bizim mutluluğumuz için varsa onlarla dost ilişkiler içerisinde, sevgiye dayalı bir bağ ve ilişki içinde olmamız gerekmez mi? B- TÖVBE-İ NASUH, TESLİMLER, ZİKİR VE EHLİ ZİKİR GİBİ FARZLARIN TATBİKATTAN ÇIKARILMASIYLA, PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)’İN SÜNNETİNİ YAŞAYAN CANLI REHBER MÜRŞİDLER İSLÂM TATBİKATINDAN ÇIKARILMIŞTIR. (16, 17, 18 ve 19. bid’atler) Allahû Tealâ, Tahrim Suresinin 8. âyet-i kerimesinde de Tövbe-i Nasuh’u açıklamaktadır: 66/TAHRİM-8: Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler. 16. BİD’AT TÖVBE-İ NASUH 16.1 Nefs tezkiyesinin mürşid önünde yapılan tövbeyle başlaması 16.2 Her devirde nefs tezkiyesine engel olan, seçilmeyen zalimler 16.2.1 Zâlimlere meyletmemek 16.3 Kişinin pişmanlık duyarak kendi kendine yaptığı tövbe 16.4 İhsanla mürşide tâbî olduğumuz zaman yaptığımız tövbe 16.5 Allah’ın davetiyle gerçekleşen Tövbe-i Nasuh Allahû Tealâ, 3 vücut (ruh, fizik vücut ve nefs) dışında insana bir de serbest irade vermiştir. Rabbimiz bu 3 vücut ve serbest iradenin, dünya hayatını yaşarken Kendisine teslim edilmesini üzerimize farz kılmış ve ezelde (Kâlu belâ gününde) 3 vücudumuzdan yeminler ve serbest irademizden misak almıştır. 7/A'RAF-172: Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”5/MAİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi hatırlayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir. 17. BİD’AT TESLİMLER 17.1 Yeminlerimiz 17.1.1 Ruhun misaki 17.1.2 Fizik vücudun ahdi 17.1.3 Nefsin yemini 17.1.4 İrademizin misaki 17.2 Nefs, 7 kademe olarak dizayn edilmiştir. 17.2.1 Nefsin yapısında toplam 19 afet vardır. 17.2.2 Nefs, ahsene dönüşebilecek özelliktedir. 17.3 Nefsin tezkiye ve tasfiyesi üzerimize farzdır. 17.3.1 Hiç kimse tek başına nefsini tezkiye edemez. 17.3.2 Her devirde ya asâleten nefs tezkiyesi ve tasfiyesini gerçekleştiren nebî imamlar veya vekâleten nefs tezkiyesi ve tasfiyesini yapan velî imamlar vardır. 17.4 Nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah’a teslimi Kur’ân-ı Kerim, daimî zikre ulaşmış ehli zikre kolaylaştırılmıştır. Ehli zikir, Tövbe-i Nasuh’la tövbe ettikten sonra iradelerini Allah’a teslim eden ve Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınanlardır. O halde Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın yardımıyla ehli zikir olan herkes için kâinattaki en kolay kitaptır. 18. BİD’AT ZİKİR VE EHLİ ZİKİR 18.1 Zikir üzerimize farzdır. 18.2 Çok zikir üzerimize farzdır. 18.3 Daimî zikir üzerimize farzdır. 18.3.1 Kur’ân-ı Kerim, daimî zikredenlere kolaylaştırılmıştır. 18.3.2 Kur’ân-ı Kerim, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in lisanıyla kolaylaştırılmıştır. 14 asır evvel Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Hatemul Enbiya, Nebî Resûl’dü. Ama O’nun yetiştirdiği, irşada ulaştırdığı sahâbe, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı velî mürşidlerdi. Nitekim Allahû Tealâ iradesini Allah’a teslim eden sahâbe için şöyle buyuruyor: 9/TEVBE-100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. işte bu, en büyük (azîm) mükâfattır. 19. BİD’AT SEYYİATE SÂLİHÂTLA MUKABELE ETMEK Mutsuz ve huzursuz olan insanlar, huzursuzluk ve mutsuzluklarını hep başkalarının üzerine atarlar. Ve mutsuzluklarını hep dışarıdaki birtakım sebeplere bağlarlar. Halbuki bütün insanlar için evrensel kanun şudur: Huzursuzluk ve mutsuzluk, sadece insanın kendisindendir. Kişinin Allah’ın verdiği serbest iradeyi, Allah’ın emrettiği biçimde kullanması halinde Allah’ın ahiret saadeti mutlak o kişinin olacaktır. Dünya saadeti de günbegün artar bazda yükselecek ve kişinin daimî zikre ulaşması halinde Allah onu dünya saadetinin en üst boyutlarına ulaştıracaktır. Kader sebebiyle bize ulaşan bütün olaylarda ya bir fayda vardır ya da bir hayır vardır. Diyelim ki; kişi hayır işliyor. Bize bir televizyon hediye ediyor. O kişi, o hayrı işlediği için derecat kazanacaktır. Ama biz de, bir dünyevî faydaya ulaşacağız. Bu durumda biz ne derecat kazanırız ne de derecat kaybederiz. Ama bir faydaya ulaşmış oluruz. Diyelim ki; kişi, bizim evimizdeki televizyonu çaldı. Çalması sebebiyle hakkımızı gaspettiği için o kişi derecat kaybeder. Onun kaybettiği derecatı da biz kazanırız. Bizim dışımızdaki insanlar, iki şekilde davranabilir; ya bize bir fayda ulaştırabilirler ya da bir hayır ulaştırabilirler. Bize bir zarar ulaştırmaları halinde o, bizim için hayırdır. Bize ulaştırdıkları ve onlar için hayır olan davranış ise bizim için faydaya dönüşür. Dışımızdaki İlâhi İrade, Küllî İrade veya başkasının cüz’i iradesi, bize ya fayda ya da hayır ulaştırır. Fayda, dünyevî mutluluğa sebeptir. Hayır, uhrevî mutluluğa sebeptir. Demek ki; dışımızdaki herkes bizim mutluluğumuz için çalışmaktadır. Herkes, bizim mutluluğumuz için vardır. O zaman; bu hakikati biliyorsak, herkesi dost edinmemiz gerekmez mi? Herkes bizim mutluluğumuz için varsa onlarla dost ilişkiler içerisinde, sevgiye dayalı bir bağ ve ilişki içinde olmamız gerekmez mi? Hacet Namazı

Dr.Abdulcabbar Boran

ibrahimlive Türkçe

Her an Kuran Her an Mutluluk

Dr.Abdulcabbar Boran

ibrahimlive Türkçe

Her an Kuran Her an Mutluluk

İletişim
+90 506 777 12 77
info@ibrahimlive.com
Sizlerin öneri ve görüşleriniz ile ibrahimlive.com'u daha güzel hale getirmek için 24 saat emrinizdeyiz.
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Canlı Yayın
  • Yazılı Eserler
  • Etkinlikler

© 2025 - ibrahimlive - Bu sitede yeralan dökümanlar sadece link vererek kullanılabilir.

Talep Ve Öneri
+90 506 777 12 77 | info@ibrahimlive.com

Sizlerin öneri ve görüşleriniz ile ibrahimlive.com'u daha güzel hale getirmek için 24 saat emrinizdeyiz.

Lütfen geçerli bir telefon numarası girin!

Lütfen geçerli bir email adresi girin!

Lütfen mesaj alanını doldurun!

ibrahimlive
Mesajınız başarı ile gönderilmiştir. En kısa sürede incelenecektir.
Error
Mesajınız gönderilirken bir hata oluştu. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.