ALLAH’IN İSTEDİĞİ TEVHİDİN OLUŞMASIDIR ŞEYTANIN İŞİ İSE FIRKALARA AYIRMAKTIR

Allahû Tealâ’nın kâinattaki tek dîni, Ba bamız Hz. İbrahim’in Hanif dinidir. O din; Hz. Âdem (A.S)’in, Nuh (A.S)’ın, Hz. Musa (A.S)’ın, Hz. İsa (A.S)’ın, Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz’in dinidir. O din bugün de bütün insan lığın dinidir.

Bu din üç esası ihtiva eder:

1- VAHDET (Tek Allah’a inanmak)

2- TEVHİD (Allah’a ulaşmayı dileyen lerin oluşturduğu tek bir cemaat)

3- TESLİM (Ruhu, fizik vücudu, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek)

Şeytanın en çok başarılı olduğu şey, insanla rı gruplara, fırkalara ayırmaktır. Çünkü cemaatte şeytanın tesiri yoktur. Bir insan ne zaman cema atten ayrılırsa o zaman şeytana lokma olur. Allahû Tealâ diyor ki:

RÛM - 30 Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

RÛM - 32 (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Allah’ın kâinatta bir tek dini olmasına rağmen şeytan yüzlerce fırka oluşturmuş. Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

”Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri ha riç diğerlerinin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerinin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehennem girecek.” K: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İman,18; İbn Mace,Fi ten, 17; İbn Hanbel, 2/332

Dünyamızın bugün içinde bulunduğu durum bir hercümerc ortamıdır. Bu hercümerc ortamı insan ların dinde fırkalara ayrılmalarından kaynaklanır. Şeytanın muradı her fırkadaki grubun, diğer grup lara düşman olmasıdır.

Fırkalaşmanın kökeninde insanların gizli şirk te olmaları vardır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz diyor ki: “Ümmetim için açık şirkten korkmu yorum. Artık kimse Güneş’e, Ay’a, yıldızlara, elleriyle yonttukları putlara tapmayacak. Ama ümmetim için korktuğum şey gizli şirktir.” (K: İbni Mâce, Zühd, 21)

Allahû Tealâ Câsiye-23’te gizli şirki tarif ediyor:

CÂSİYE - 23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

Gizli şirk, kişinin nefsinin afetlerini kendisi ne ilah edinmesidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes, hevasını kendisine ilâh edinir ve faydasız, emaniyye ilmin sahibi olarak nefsine tâbî olduğu bir hayatı yaşar. Bugün içinde Allah’a ulaşma dile ği, zikir ve teslimler olmayan, Kur’ân-ı Kerim’e ve bütün kutsal kitaplara aykırı olan bu ilim faydasız ilimdir. İnsanlar yaptıklarıyla derecat kazansalar bile Allah’a ulaşma dileği olmadığı için amelleri boşa gitmektedir.

KEHF - 105 İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

ZUMER - 65 Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.