FİZİK VÜCUT TAYYİ MEKÂNI

Fizik vücut kendi kendine tayyi mekânı ya pamaz, o daima bir vasıtadır. Nefs, fizik vücudumuzun elektron devir sayısının yarısı kadar elektron devir sayısına sahiptir, bu sebeple fizik vü cudumuzun içinde esirdir. Öyle bir an düşünün ki; ruh, fizik vücudun üzerine gelir ve yerleşir. Ruhun elektron devir sayısı, fizik vücudun iki katı kadar artar. Bu şu demektir; fizik vücut ruhun içinde esir olmuştur. Fizik vücut, ruhun ona kumanda etmesi sebebiyle görünmez olmuştur. İşte böylece ruhun f izik vücuda örtü olmasıyla, fizik vücut sonsuz hız la hareket edebilir.

Gidilecek yere ulaşıldığında ruh kontrolü bırak tığı anda fizik vücut orada serbesttir, dilediği gibi hareket edebilir. Ama kendi âlemine geri dönerken ruh tekrar iki kat devir sayısıyla fizik vücudun üze rine gelir ve onu tamamen kaplar. Geri dönüş için bu mutlaka gereklidir. Ait olduğu yere geri dönül düğünde, ruh tekrar fizik vücudu terk eder ve ba şının üzerindeki yerini alır. Fizik vücut sanki bir uykudan uyanmış gibi normal standartlarına ulaşır.

Fizik vücut tayyi mekânını bugüne kadar; İdris A.S, Hz. İsa ve Nebîler Sultanı Peygamber Efen dimiz (S.A.V)’in yaşadığını görüyoruz. Hz. İdris de, Hz. İsa da Allah’ın katında fizik vücutları ile bulunmaktadır. Ve Hz. İsa’nın geri döneceği ko nusunda Allahû Tealâ’nın kesin teminatı vardır. Ama Hz. İdris’in ne olacağı hakkında Kur’ân-ı Kerim’de bir işaret görülmemektedir.

MERYEM - 56 Ve Kitap’ta İdris (A.S)’ı (da) zikret. Muhakkak ki O, sadık bir Nebî (Peygamber) idi.

MERYEM - 57 Ve onu, yüce bir mekâna (makama, cennete) yükselttik.

Hz. İdris Allahû Tealâ’ya diyor ki: “Cenneti ni mutlaka görmek istiyorum.” Allahû Tealâ onu cennetine götürüyor. Hz. İdris, cennetten çıkmayı istemediğini beyan ediyor. Allahû Tealâ Hz İdris’in bu isteğini kabul ediyor ve cennette kalmasına mü saade ediyor.

Hz. İsa’nın göğe alınışına beraberce bakalım. Allahû Tealâ, 12. havarinin yüzünü Hz. İsa’nın yü züne benzettiğini ve Hz. İsa’yı katına kaldırdığını ifade ediyor.

NİSÂ - 157 Ve onların, “Muhakkak ki, Allah’ın Resûl'ü Meryem’in oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük.” sözleri (çok büyük iftiradır). Ve onu öldürmediler ve onu asmadılar. Fakat (öldürülen adam) onlara, (Meryem’in oğlu İsa Mesih’e) benzer olarak gösterildi. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

NİSÂ - 158 Hayır, Allah onu, Kendisine yükseltti. Ve Allah Azîz'dir (üstündür, güçlüdür), Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Hz. İsa’nın fizik vücudu ile Allah’ın katına kal dırılmış olması da bir fizik vücut tayyi mekânıdır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in miraç ola yı ile Allah’ın katına çıkması yine bir fizik vücut tayyi mekânıdır. Üç peygamberin üçünün de ruh ları fizik vücutlarına örtü olmuştur ve o standartlar içinde Allah’ın göklerine yükselmişlerdir. Ve iki tanesi orada kalmıştır. Sadece Peygamber Efendi miz (S.A.V)’e has bir olay yaşanmıştır ve O tekrar geri dönmüştür.

Allahû Tealâ, gelecek nesillere ve Mekkelilere ibret olsun diye Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i doğrudan doğruya katına almamıştır. Evvelâ bu lunduğu yerden uzak bir mesafede olan bir kervana ulaştırmıştır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) kervan sahipleriyle bir iki dakika konuştuktan sonra birkaç dakika içinde yine uzak noktadaki ikinci kervana ulaşmıştır. Sonrasında Allahû Tealâ O’nu Mescid-i Aksa’ya ulaştırmıştır. Mescid-i Aksa’yı tavaf ettik ten sonra oradan Allah’ın katına yükselmiştir.

İSRÂ - 1 Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) miraca yüksel diğinde Allahû Tealâ’yı ruhunun gözleri ile gör müştür. Daha evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allahû Tealâ’yı nefsinin kalbindeki fuad hassası ile defalarca görmüştü. Allahû Tealâ bu sebebe dayalı olarak “Kalbi gördüklerini tekzip etmedi.” buyurmuştur.

NECM - 11 Kalbindeki fuad (gönül gözü görmesi), gördüğü (ruhun gözlerinin gördüğü) şeyi tekzip etmedi.