Hz. Hızır’ın Belkıs’ın tahtını taşıması

Bu tayyi mekân, bir şeyin bir yerden bir baş ka yere götürülmesini temin eden bir fak tördür.

NEML - 38 (Süleyman A.S): "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmak üzere bana gelmeden önce, onun tahtını hanginiz bana getirir?" dedi.

NEML - 39 Cinlerden ifrit: "Sen, makamından kalkmadan önce onu sana getiririm. Muhakkak ki ben, ona (onu gerçekleştirebileceğime) kuvvetle eminim." dedi.

NEML - 40 Kitaptan ilmi olan kişi (Hızır A.S): “Ben onu, sen gözünü açıp kapamadan önce sana getiririm.” dedi. (Süleyman A.S) böylece onun yanında (önünde) durduğunu görünce: “Bu Rabbimin bir fazlıdır (lütfudur), ben şükredecek miyim yoksa küfür (nankörlük) mü edeceğim diye beni imtihan etmek için.” dedi. Ve kim şükrederse sadece kendi nefsi için şükreder. Ve kim küfrederse o taktirde muhakkak ki benim Rabbim Gani'dir, Kerim'dir.

Öyleyse, Allah ile olan ilişkilerimiz fizik stan dartlarda birtakım görevleri ve fiziğin ötesinde de birtakım zevkleri yaşamayı ihtiva eder. Böyle bir dizayn içerisinde Allah’ın sizden henüz gizlediği ama bir gün bunları yaşama hakkını istihkakınıza göre, hak edişinize göre size mutlaka vermek için hazır olduğu üç türlü tayyi mekân söz konusudur.

Sonuç olarak, tayyi mekân Allah’ın evliyala rına bahşettiği nuranî bir lütufken, astral seyahat zulmani bir uygulamadır.