Yeminler | Kalû Belâ Günü (Bezm-i Elest) | A'râf-172

İnsanoğlu bu dünyaya gelmeden önce, ezelde, Allahû Tealâ ile derin bir ahid içindeydi. A'râf Suresi'nin 172. âyet-i kerimesi bu ezeldeki buluşmayı haber verir: Allahû Tealâ, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini çıkardı ve onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sordu. Hepimiz kalbimizle O'nu gördük, kalbimizle işittik ve kalbimizle "Belâ — Evet, Sen bizim Rabbimizsin!" diye cevap verdik. İşte bu güne Kalû Belâ günü, bu ezeldeki buluşmaya da Bezm-i Elest denilmektedir.

Bu ikrar yalnızca bir onaylama değildi; beraberinde üç temel yükümlülük getirdi: ruhumuzun misaki, fizik vücudumuzun ahdi ve nefsimizin yemini. Kur'ân-ı Kerim bu üç yükümlülüğü ve Allahû Tealâ'nın beklentilerini ayrı ayrı bildirmektedir.

Kalû Belâ Günü: Ezeldeki Üç Yemin

7/A'RÂF-172: Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" Dediler ki: "Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk."

Allahû Tealâ bu anda tüm ruhları huzurunda topladı. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusunun ardından hepimiz "Belâ!" dedik. Allahû Tealâ bu ikrara karşılık üç ayrı yükümlülük bildirdi: Ey nefsler, kalbinizi tezkiye ve tasfiye edeceğinize dair yemin vereceksiniz. Ey ruhlar, fizik vücudunuz ölmeden önce Bana geri döneceğinize dair misak vereceksiniz. Ey fizik vücutlar, şeytana kul olmaktan kurtulup Bana kul olacağınıza dair ahd vereceksiniz.

Mâide Suresi'nin 7. âyeti bu sahneyi doğrulamaktadır:

5/MÂİDE-7: Allah'ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah'a karşı takvâ sahibi olun. Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

O gün "Semi'na ve ata'na — İşittik ve itaat ettik" dedik. Allahû Tealâ da bu üç yükümlülüğü üzerimize farz kıldı. Kur'ân-ı Kerim'de misak, ahd ve yemin kelimeleri; aynı ezeldeki gerçeğin üç ayrı boyutunu ifade etmektedir.

Ruhumuzun Misaki: Allah'a Ulaşmak

Ruhun ezeldeki yükümlülüğü misak kelimesiyle anılmaktadır. Ra'd Suresi'nin 20 ve 21. âyetleri bu misaki tanımlar:

13/RA'D-20: Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini bozmazlar.
13/RA'D-21: Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

Ruhun misakini yerine getirmek, fizik vücut hayattayken ruhu Allah'a ulaştırmaktır. Misakini bozanı ise Allahû Tealâ şöyle tarif etmektedir:

13/RA'D-25: Onlar, misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozarlar. Ve Allah'ın, O'na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. Lânet onlar içindir. Ve yurdun kötüsü (cehennem) onlar içindir.

Misakini bozan, ruhunu Allah'a ulaştırmayan kimsedir. Allahû Tealâ, bu kişilerin yeryüzünde fesat çıkardığını da bildirmektedir; zira başkalarının Sıratı Mustakîm'e erişmesine de engel olmaktadırlar.

Fizik Vücudumuzun Ahdi: Allah'a Kul Olmak

Fizik vücudumuzun ezeldeki yükümlülüğü, şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olmaktır. Yâsîn Suresi'nin 60 ve 61. âyetleri bu ahdi doğrudan beyan etmektedir:

36/YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

Bizim ahdimiz fizik vücutla alâkalıdır: bu vücudu şeytana kul olmaktan kurtarıp Allah'a kul etmek. Allah'ın ahdi ise daha kapsamlıdır. Ra'd-20'de geçen "Allah'ın ahdi" ifadesi, ruhun, vechin, nefsin ve iradenin sırasıyla Allah'a teslimini kapsar.

Nefsimizin Yemini: Nefs Tezkiyesi ve Tasfiyesi

Müddesir Suresi'nin 38, 39 ve 40. âyetleri, nefs yemininin sonucunu açıkça ortaya koymaktadır:

74/MUDDESSİR-38: Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle rehinedirler (bağlıdırlar).
74/MUDDESSİR-39: Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
74/MUDDESSİR-40: Onlar cennetlerdedir.

Allahû Tealâ'nın hükmü açıktır: Yeminini yerine getiren nefsler, yani nefislerini tezkiye ve tasfiye edenler cennettedir. Yeminini yerine getiremeyen nefsler ise rehinedir. Peki nefsimizin bu yemini tam olarak nedir?

91/ŞEMS-7: Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
91/ŞEMS-9: Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.

Nefsimiz, Kalû Belâ gününde Allahû Tealâ'ya tezkiye ve tasfiye olacağına dair yemin vermiştir. Bu yemini yerine getirmek, nefsin kalbini adım adım nurlandırmak ve Allah'a teslim etmektir. Nefs tezkiye ve tasfiyesini tamamlayan felâha erer.

Allah'ın Ahdi ve Vasiyeti: Sıratı Mustakîm

Allahû Tealâ yalnızca bizden söz almakla kalmamış; bize de ahd etmiştir. En'âm Suresi'nin 152 ve 153. âyetleri bu ahdi "Allah'ın vasiyeti" olarak da ifade etmektedir:

6/EN'ÂM-152: ...Allah'ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
6/EN'ÂM-153: Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti. Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Allah'ın vasiyeti, ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini bir bütün olarak kapsamaktadır. Bu dört teslimi tamamlamak, "hakka tukatihi takva"nın — en üst derecedeki takvanın — sahibi olmaktır:

3/ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı "O'nun hak takvası" ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!

"Müslüman" kelimesi bu âyet ışığında değerlendirildiğinde yalnızca bir kimlik etiketi değildir; ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmiş kişiyi tanımlamaktadır. Allahû Tealâ bu ismi Kendisi vermiştir.

Yeminlerin Yerine Getirilmesi Hidayettir

Her teslim, ayrı bir hidayettir. Ruhun Allah'a ulaşması, fizik vücudun Allah'a kul olması ve nefsin tezkiyesi ve tasfiyesi; bunların herbiri Kur'ân-ı Kerim'de hidayet olarak tanımlanmaktadır.

3/ÂLİ İMRÂN-73: ...De ki: "Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.)..."
2/BAKARA-120: ...De ki: "Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir."

Fizik vücudun Allah'a kul olması da hidayettir:

16/NAHL-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu.

Nefs tezkiyesi ve tasfiyesi de hidayettir. Zumer Suresi'nin 22 ve 23. âyetleri, Allahû Tealâ'dan gelen nurların nefsin kalbini aydınlatmasını "Allah'ın hidayeti" olarak bildirmektedir:

39/ZUMER-23: ...İşte bu, Allah'ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

Kalû Belâ gününde verilen üç yemin — ruhun misaki, fizik vücudun ahdi, nefsin yemini — aynı zamanda üç ayrı hidayetin kapısıdır. Bu yeminleri yerine getiren, Allah'ın cennetini ve rızasını hak eden kul olma şerefine erer.

Dr. Abdulcabbar BORAN

Sıkça Sorulan Sorular

Kalû Belâ günü nedir?

Kalû Belâ, insanoğlunun bu dünyaya gelmeden önce, ezelde Allahû Tealâ'nın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna "Belâ — Evet!" diye cevap verdiği ezeldeki andır. A'râf-172'de bildirilmektedir.

Bezm-i Elest ne anlama gelir?

Bezm-i Elest, "Elestü birabbikum — Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusunun sorulduğu ezeldeki buluşmayı ifade eder. "Bezm" meclis/toplantı, "Elest" ise bu sorunun ilk kelimesidir.

Yemin, misak ve ahd arasındaki fark nedir?

Misak ruhun, ahd fizik vücudun, yemin ise nefsin Allah'a verdiği sözdür. Misak ruhun Allah'a ulaşmasını, ahd fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olmasını, yemin ise nefs tezkiye ve tasfiyesini kapsar.

Muddessir Suresi'nde geçen "yemin sahipleri" kimlerdir?

Ezelde nefisleri için verdikleri yemini yerine getiren, yani nefslerini tezkiye ve tasfiye eden kişilerdir. Allahû Tealâ, yemin sahiplerinin cennette olacağını bildirmektedir.

Misakini bozmak ne anlama gelir?

Ra'd-25'e göre misakini bozan, fizik vücut hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırmayan kişidir. Allahû Tealâ bu kişileri yeryüzünde fesat çıkaranlar olarak nitelendirmektedir.

Allah'ın ahdi ile bizim ahdimiz arasındaki fark nedir?

Bizim ahdimiz fizik vücutla alâkalıdır: şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olmak. Allah'ın ahdi ise daha kapsamlıdır; ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini birlikte içerir.

Allah'ın vasiyeti ne demektir?

En'âm-152 ve 153'te geçen Allah'ın vasiyeti, ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini ve Sıratı Mustakîm'e tâbî olmayı kapsar. Allahû Tealâ bu vasiyeti insanlara takva sahibi olsunlar diye bildirmiştir.

Yeminlerin yerine getirilmesi neden hidayet olarak tanımlanıyor?

Çünkü Kur'ân'a göre her teslim ayrı bir hidayettir. Ruhun Allah'a ulaşması (Âli İmrân-73), fizik vücudun Allah'a kul olması (Nahl-36) ve nefsin tezkiyesi ve tasfiyesi (Zumer-23) ayrı ayrı hidayet olarak bildirilmiştir.