Olayların Değerlendirilme Biçimine Göre İnsanlar İki Gruba Ayrılır.
Olayların Değerlendirilme Biçimine Göre İnsanlar İki Gruba Ayrılır.
Seçilenler ve Seçilmeyenler
2. basamakta insanların seçilenler ve seçilmeyenler olmak üzere iki gruba ayrıldıklarını ifade etmiştik. Bu basamağın muhtevasını anlayabilmek için âyet ve hadîsler ışığında bu iki grup insanı incelemek gerekmektedir.
Seçilenler Kimlerdir?
Her kim kalbinde hayır besliyorsa, başka insanlara kötülük etmek gibi bir arzusu, çabası yoksa ve yeryüzünde fitne çıkarmıyorsa (insanları Allah’ın yolundan men etmiyorsa) o kişi başlangıç noktasında dalâlette olmasına rağmen Allah’ın seçtikleri arasındadır. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
ŞÛRÂ - 13 (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
İşte bu seçim sonrası, olaylarla imtihan edilen bu insanlar arasında yeni bir ayırım söz konusu olacaktır. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
İNSÂN (DEHR) - 3 Muhakkak ki Biz, onu (Allah’a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah’a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah’a ulaşmayı dilemez) küfreden olur.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde buyuruyor ki:
“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (K: Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.)
Allahû Tealâ’nın insanları seçmesi tek başına bir şey ifade etmeyecektir. Seçilenlerin arasından her kim olaylar karşısında doğru değerlendirmeyi yaparsa sadece onlar 3. basamağa ulaşabileceklerdir.
Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
BAKARA - 156 Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Allahû Tealâ kuluna karşı sonsuz merhametlidir. En sevdiği mahlûkunun ölmeden evvel ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilemesini sabırla beklemektedir. Ve kul farkında olmasa da ona bu istikamette yardımlarını art arda gönderir.
Her devirde Allah’ın seçtiği insanların arasından Allah’a ulaşmayı dileyenler, insanların %5’inden daha az bir grubu oluşturanlardır. Oysaki hidayet dînin tamamıdır, bütünüdür. Hidayet yoksa dîni yaşantı da yoktur. Dîn yaşanmazsa kimsenin mutluluğa, huzura ulaşması mümkün değildir.
Hidayet yoksa dîni yaşantı da yoktur. Dîn yaşanmazsa kimsenin mutluluğa, huzura ulaşması mümkün değildir.