2. BASAMAK Olayların Değerlendirilmesi

İslâm merdiveninin 2. basamağı, kişinin yaşadığı olayları değerlendirmesidir. İnsan ile Allah arasındaki yaklaşım basamaklarının içinde çok büyük bir öneme sahiptir. Cennet ve cehennemin belirleyicisi olan bu basamakta kişi bir yol ayırımındadır. Birinci basamakta yaşadığı olayları ikinci basamakta ya doğru değerlendirip kendisini cehennemden kurtaracak ya da şirkte kalıp dünya ve ahirette ebediyen hüsranda olacaktır.

İşte bu değerlendirme noktasında insanlar seçilenler ve seçilmeyenler olmak üzere iki gruba ayrılır. Başlangıç noktasında Allahû Tealâ kalbinde hayır gördüğü bütün insanları seçer. Onlar yaşadıkları olayları doğru değerlendirenlerdir. Seçmedikleri ise kendileri Allah’a ulaşmayı dilemedikleri gibi başkalarının da hidayetine mâni olanlardır. Bu insanlar hiçbir zaman yaşadıkları olayları Allah’ın dilediği doğrultuda değerlendiremezler. Bu sebeple kurtulmaları da hiçbir şekilde mümkün değildir.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

EN'ÂM - 87 Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

EN'ÂM - 88 İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

Allahû Tealâ’nın seçimi, insanların olaylarla imtihan edilmesi ve bu imtihanlar neticesinde insanların ortaya koyacakları değerlendirmelerine göredir.

TEVBE - 126 Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).

Olayları doğru değerlendiremeyen insanlar gizli şirkin içindedirler.

RÛM - 32 (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Gizli şirkte olanlar (Allah’a ulaşmayı dilemeyenler), amelleri boşa gidenlerdir. Kazandıkları dereceler karşılığında da gidecekleri yer ne yazık ki cehennemdir.

ZUMER - 65 Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.

YÛNUS - 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YÛNUS - 8 İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Ümmetim için en çok korktuğum şey, Allah’a şirk koşmaktır. Ben bununla onların güneşe, aya, puta tapacaklarını kastetmiyorum. Korktuğum şey, Allah’tan başkası için yapılan (Allah’ın rızasını gözetmeyen) amellerdir.” (K: İbn Mace, Zühd, 21.)

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bu konuda birçok hadîs-i şerifi vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

“...Ben bütün kullarımı hanif olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip (fıtri) dînlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Kendisine bir güç vermediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.” (K: Müslim, Cennet 63), (2865).

“Hakkınızda deccalden daha çok korktuğum şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi?” Sahâbîler de “Buyur, Ya Resûlullah’’” dediler. “Korktuğum bu şey, gizli şirktir.” (K: İbn-i Mâce, Zühd, 21.)

“Şüphesiz şirk büyük bir zulümdür.” (K: Buhârî, İstitâbetü’l-mürteddîn, 1.)

Ne yazık ki günümüzde insanlar, İslâm’ın 5 şartıyla amel ederek kurtuluşa ulaşacaklarını zannetmektedir. Oysaki olayları doğru değerlendirerek Allah’a ulaşmayı dilemeyen insanlar hadîs-i şerifte ifade edildiği gibi gizli şirkin içindedirler. Onlar İslâm’ın ilk iki basamağında kalanlardır. Ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemedikçe bu insanların kurtuluşu ne yazık ki mümkün değildir. Cehenneme gidecek olan bütün insanlar bu iki basamağı oluştururlar.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Dünya bir sona doğru başını alıp gitmekte, âhiret ise koşarak bize doğru gelmektedir. İnsanlar arasında dünyanın da âhiretin de isteklileri vardır. Siz âhireti istemeye bakın. Günü gün etmeyin. Bugün hesap günü değil, iş günüdür. Ama yarın artık iş yok, yalnız hesap vardır.” (K: Buhârî, Rikâk, 5.)

İnsan için kaybedilecek zaman yoktur. Ölüm her an hepimizin yanıbaşındadır. Eğer dünya ve ahirettte ebedî bir hüsranda olmak istemiyorsak bir an evvel kendimizi gizli şirkten kurtarmamız gerekmektedir.

Enes bin Mâlik (R.A)’dan rivayet edilen bir hadîste Nebîler Sultanı buyuruyor ki:

“Allahû Tealâ cehennemliklerin en hafif azaplısına: ‘Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa şu azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verir miydin?’ buyurur. O kul: ‘Evet, fidye olarak verirdim.’ der. Bunun üzerine Allah: ‘Sen, Âdem’in sulbündeyken Ben senden şimdi göze aldığın bu fedakârlıktan daha kolay bir şey istemiştim: Bana hiçbir şeyi ortak koşmamandı. Ben de seni ateşe girdirmezdim. Fakat sen Bana ortak koşmaya devam edip durdun.’ buyurur.” (K: Müslim 2805/51, Buhari 6460.)

Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi, Allah’a şirk koşan kişidir ve ne yazık ki hadîste ifade edildiği gibi, gideceği yer ebediyen kalmak üzere cehennemdir.