1. BASAMAK Olayların Yaşanması

Kur’ân-ı Kerim’de Allah ile insan arasındaki ilişkiler 28 basamakta dizayn edilmiştir. Bu dizaynın ilk basamağında olaylar vardır.

Dalâlet standartlarında dünya hayatına getirilen bütün insanlar, hayata geldikleri andan itibaren bir takım olaylar yaşarlar. Ve bu olayların hepsi Allahû Tealâ tarafından bir hedefe dönük olarak dizayn edilir. Her kim yaşadığı olaylarda Allah’ın muradını idrak edebilirse ancak o kişi kurtuluşa erebilir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

BAKARA - 216 Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Biz insanlar bizi sevindiren olayları hayır, bizi üzen olayları ise şerr telâkki ederiz. Oysaki Allahû Tealâ’ya göre hayır bize derecat kazandıran, şerr ise bize derecat kaybettiren olaylardır.

Birinin arabasının çalındığını düşünün: Kişi arabası çalındığı için üzülüyor. İşte bu üzülen kişi aslında hayra üzülmektedir. Çünkü hırsız onun arabasını çalmakla şerr işlemiştir, derecat kaybetmiştir. Arabası çalınan kişi ise kul hakkı doğduğu için hırsızın kaybettiği dereceleri kazanmış, hayra ulaşmıştır. Bu örnekte olduğu gibi yaşadığı olaylarda Allah’ın muradını gören kişi ancak, İslâm merdiveninin 1. basamağından kendisini kurtarabilecektir.

İnsanlar hayrı da şerri de kendi zanlarına göre değerlendirdikleri için hayra dua eder gibi şerre dua ederler.

İSRÂ - 11 İnsan, (sanki) onun duası hayırmış (gibi) şerre dua eder. İnsan, çok aceleci olmuştur.

Allahû Tealâ her zaman kulundan yanadır. Kim Kendisine bir sevap ile gelirse -o kişi Allah yolunda olmasa da- Allah ona on misli sevap verir. Kim de bir günah ile gelirse ona sadece bir günah yazar. Allah’a ulaşmayı dileyenler için ise bu derece sistemi 1’e 10’dan 1’e 700’e kadar yükselecektir.

EN'ÂM - 160 Kim (Allah’ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur. Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden başkası ile cezalandırılmaz. Ve onlar zulmolunmazlar.

Ebû Hureyre’nin nakledilen bir hadîste şöyle buyurulmaktadır:

“Yüce Allah şöyle buyurur: Kulum bir kötülük yapmayı gönlünden geçirirse onu hemen aleyhine yazmayın. Eğer o kötülüğü yaparsa o zaman onu bir günah olarak yazın. Ama bir iyilik yapmayı gönlünden geçirir de yapamazsa onu bir sevap olarak yazın. Şayet o iyiliği yaparsa bunu on kat yazın.” (K: Müslim, Îmân, 203.)

Yaratılış itibarıyla herkes ayrı bir idrak kademesindedir, ayrı bir algılama kabiliyetinin sahibidir ve insanların bu farklı algılama kabiliyetlerine göre Allah onların etraflarında olaylar cereyan ettirir. Yani kim daha az algılama kabiliyetine sahipse Allah onun çevresinde daha sonuca götürücü, o kişinin mutlaka görevlerini yapmasını icap ettirici olaylar vücuda getirir. Kimin idraki yüksekse o kişinin etrafında da daha hafif hadiselerin vücuda gelmesi onun olayları anlaması, hedefe yürümesi için yeterlidir. Allahû Tealâ herkesin kalbini en iyi bilendir ve kişiyi Kendisine yaklaştıracak olan olayları da o kişinin standartlarına göre vücuda getirir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de bize hep: “Hâlâ akletmez misiniz?” sorusu sorulmaktadır.

ENBİYÂ - 10 Andolsun ki; içinde, sizi zikreden (sizden bahseden) bir kitap indirdik. Hâlâ akıl etmez misiniz?

EN'ÂM - 32 Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

“Kişinin dîni aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dîni yoktur.” (K: Suyuti-Câmius Sağir, 2183. [3.535, Hadîs No: 4242]), Ravi: Câbir bin Abdullah R.A.)

Bir diğer hadîste de şöyle buyurulmuştur:

“Bir gruba akıllarının almayacağı şeyler söylersen, şüphesiz bu onların bir kısmı için bir fitne olur.” (K:Müslim, Mukaddime, 3; bk. Acluni, 1/196)

Bu iki hadîs-i şerifteki evrensel mesajı Kur’ân âyetleri ve Kur’ân’a uyan diğer hadîsler ışığında incelememiz gerekmektedir.