1 Kasım 2026

Zikir nedir, nasıl yapılır? Cehrî, hafî ve kalp zikri, nabızla zikir, daimî zikir ve Kur'ân'da zikir âyetleri bu yazıda.

Zikir Nedir? Nasıl Yapılır? | Kur'ân'da Zikir

Zikir nedir? Zikir, hatırlamak mânâsına gelmektedir. Zikretmek; bir yerde bir konudan bahsetmek, bir şeyin ismini söylemek, tekrar etmektir. Dinî anlamda zikir ise Allah’ın ismini “Allah, Allah, Allah, Allah” diye tekrar etmektir. Buna zikrullah denilmektedir.

Zikir nasıl yapılır? Kur’ân-ı Kerim üç ayrı cins zikirden bahsetmektedir: sesle yapılan cehrî zikir, ses çıkarmadan dil ile yapılan hafî zikir ve iç sesle yapılan kalp zikri. Zikir; Allah’ın ismini tekrar ederek Allah’ı zikretmek olarak bir ibadettir ve nefsin kalbindeki afetleri temizleyen bir vasıtadır.

Kalp zikri şu adımlarla yapılır:

  • El nabza konulur ve kalp atışları yakalanır.
  • Dil ve dudaklar kımıldatılmaz, ses çıkarılmaz.
  • Kalbin atışlarına paralel olarak içteki sessiz sesle “Allah” denilir.

Zikir Ne Demektir?

Allahû Tealâ, Muzzemmil Suresinde Rabbin İsmi’nin tekrar edilerek zikredilmesini bildirmektedir:

73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

Kâinatta hiçbir zerre yoktur ki her an Allah’ı tesbih eder olmasın:

17/İSRÂ-44: 7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Halim’dir, Gafûr’dur (mağfiret edendir).

İnsanın kalbi de isteği dışında atmaktadır. Bu tekrar, otomatik olduğu için kalbin Allah’ın ismini tekrar etmesi bir tesbihtir. Ama kişi kalbin atışlarına paralel olarak Allah’ın ismini içindeki sessiz sesle tekrara başlarsa, işte o zaman bunun adı zikir olur. Çünkü burada artık kişinin iradesi devreye girmiştir.

Allah, kulunun iradesine son derece önem vermektedir. Tesbih kendiliğinden gerçekleşen bir tekrardır; zikir ise kişinin iradesiyle yapılır. Allah’ı ne kadar çok sevdiği de kişinin Allah’ı zikretmesiyle orantılı bir olgudur.

Kur'ân'da Zikir Çeşitleri: Cehrî, Hafî ve Kalp Zikri

Cehrî Zikir (Sesli Zikir)

Cehrî zikir, insanların sesle “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah” diye Allah’ın ismini tekrar etmesi halidir. Herkesin duyabileceği, açık bir zikir şeklidir. Cehrî zikir yapanlar bazen halkalar, daireler oluştururlar. Bazen de karşılıklı iki sıra oluşturmak suretiyle sesle Allah’ın ismini coşkuyla tekrar ederler.

Hafî Zikir (Sessiz Zikir)

İkinci tür zikirde ses yoktur. Dil kullanılır, ağız kullanılır. Kişi ses çıkarmadan, fizik sesini kullanmadan Allah’ın ismini zikreder. Bu, hafî zikirdir; gizli zikirdir, sessiz zikirdir.

Kalp Zikri

Dil, ağız ve ses kullanılmadan, içteki sessiz sesle Allah’ın isminin tekrar edilmesi kalp zikridir. Dudaklar ve dil oynamaz, ses çıkmaz ama içteki ses “Allah” kelimesini tekrar eder.

Açık zikir hiçbir zaman sonsuz zikir olamaz çünkü insanların uykuya da ihtiyacı vardır. Kalp zikri ise ait olduğu standartlara ulaştırıldığı zaman uyurken de devam eden zikirdir.

Sesli zikir yapanlar da sessiz zikir yapanlar da vardır ve her ikisi de güzeldir. Hz. Ebûbekir’den gelen kol sessiz zikri esas almış, Hz. Ali’den gelen tarikatlar ise cehrî zikri kendilerine esas ittihaz etmişlerdir. Ancak cehrî zikir yapanlar da cehrî zikirlerinin dışında kalan zaman parçalarında kalp zikrini benimsemek durumundadır.

Zikir Nasıl Yapılır?

Nabızla Zikir

Kalp zikrinin başlangıcı için el nabza konulur ve damar yakalanır. Hem atardamar hem toplardamar yakalanabilirse kalbin çift attığı rahat bir şekilde fark edilir. Bu durumda çift atışta çift heceyle “Allah” denir. Damarlardan biri yakalanmışsa her atışta iki hece birden kullanılır.

Sonra dil kullanılmadan zikir yapılmaya çalışılır. El yine nabızdadır ama dil kımıldamaz. Kişi dilini kullanmazsa içindeki sessiz sesi çok iyi tanıma imkânına sahip olur. Kalbin her atışında “Allah” kelimesi, dil ve ses hiç kullanılmadan içteki sesle söylenir. İşte kalp zikrinin başlangıcı budur.

Yan Üstü Yatarak Zikir

Allahû Tealâ’nın “yan üstü yatarken” ifadesinden muradı şöyle açıklanmaktadır:

  • Kıble sağ tarafa alınarak sırt üstü yatılır.
  • Sonra sağa doğru dönülür, vücudun ön cephesi kıbleye gelir.
  • Sağ kulak yastığın üstüne gelir. Kulak, yastık üzerinde birazcık sağa sola kımıldatılır; ta ki kalbin atışı kulakta net olarak hissedilsin.
  • Üç tane Âyet-el Kursî okunur ve “eûzubillâhimineşşeytanirracîm, bismillâhirrahmânirrahîm” denilerek zikre başlanır.
  • Kalbin her çift atışında çift heceyle, dil kımıldatılmadan içten “Allah” denir.

Bu, daimî zikre ilk adımdır.

Daimî Zikir Nedir?

Bir insan uyanıkken zikir yapabilir. Ama Allahû Tealâ, uykuya zikir ile dalınmasını ve uyanıldığı zaman da zikrin devam ettiğinin duyulmasını istemektedir. İşte bu, daimî zikirdir. İç sesle Allah’ın isminin tekrarı uyanıldığı zaman da duyuluyorsa uykuda olunan zaman da zikir ile geçirilmiş demektir.

Kalp zikri usul haline getirildiğinde otururken, ayakta iken, yemek yerken içteki ses “Allah” kelimesini her an tekrar eder.

Kur'ân'da Zikir Âyetleri

Allahû Tealâ, Muzzemmil-8’in yanında zikrin çok yapılmasını da bildirmektedir:

33/AHZÂB-41: Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

Daimî zikir de Nisâ Suresinde bildirilmektedir:

4/NİSÂ-103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in örnek yönü de Allah’ı çok zikretmesiyle ilgilidir:

33/AHZÂB-21: Andolsun ki, sizin için ve Allah’a ve ahiret gününe (Allah’a ulaşma gününe) ulaşmayı dileyen ve Allah’ı çok zikredenler için, Allah’ın Resûl’ünde güzel bir örnek vardır.

Bu âyet-i kerimede ifade edilen örnek, örneklerin ahseni, güzellerin en güzelidir. Kim günün yarısından daha fazla zikrederse Allahû Tealâ o kişiye “zahid” demektedir. Zikir giderek daha çok artacaktır ve bu artışın sonu daimî zikirdir.

En Büyük İbadet Zikir mi?

Kur’ân-ı Kerim tilâveti bir zikirdir, namaz kılmak bir zikirdir, Allah’ı zikretmek de bir zikirdir. Allahû Tealâ, Ankebût Suresinde bu üç zikri mukayese etmiştir:

29/ANKEBÛT-45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

Namaz gerçekten dînin direğidir. Ama Allahû Tealâ, Ankebût Suresinin 45. âyet-i kerimesinde namazdan da Kur’ân-ı Kerim tilâvetinden de daha büyük olarak zikri kabul etmektedir. Çünkü zikir, nefsin kalbindeki kötülükleri temizleyebilen yegâne vasıtadır.

Zikrin Faydaları Nelerdir?

Kalp Huzur Bulur

Allahû Tealâ, kalplerin Allah’ı zikretmekle mutmain olduğunu bildirmektedir:

13/RA'D-28: Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

Kişi tatmine ulaşır. Allah’ın verdikleri, hangi şart içinde olursa olsun hep onu tatmin eder, her zaman yeterlidir. O kişi her zaman mutmaindir.

Nefs Temizlenir

Zikir, nefs tezkiyesini sağlayabilen yegâne işlemdir. Zikirden başka hiçbir şey nefsin kalbindeki afetleri yok ederken yerlerine ruhun hasletlerini “faziletler” adıyla yerleştiremez.

Kişi zikir yaptığı zaman Allahû Tealâ salâvâtla rahmet ve salâvâtla fazl adlı iki grup nur göndermektedir. Allah’ın nurlarını ikişer ikişer gönderdiği Zumer Suresinde bildirilmektedir:

39/ZUMER-23: Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

Bu nurlar nefsin kalbine yerleştikçe oradaki karanlıklar dışarı atılır. Allahû Tealâ, nefsin afetlerinin dışarı atılarak ruhun hasletlerinin aynı olan faziletlerin nefsin kalbinde toplanması işlemine “nefs tezkiyesi” demektedir.

24/NÛR-21: Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).

Aynı zikir ile iki grup nur birden gelir ve kalbe ulaşır. Daimî zikre ulaşıldığı zaman nefsin kalbi tamamen nurlarla dolar.

İnsan Mutluluğa Ulaşır

Zikir, insanı iç dünyasında, dış âleminde ve Allah ile olan ilişkilerinde kesintisiz bir sulh ve sükûn haline götüren vasıtadır. Bir insanın ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini Allah’a teslim etmesi de zikre bağlıdır.

Zikir Yapılmazsa Ne Olur?

Allahû Tealâ, Hadîd Suresinde zikri unutup kalpleri katılaşanlar gibi olunmamasını bildirmektedir:

57/HADÎD-16: Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

Zikir yapılmazsa kalp kararır ve çok şeyler kaybedilir. Zikre gereken önem verilmelidir. Kişinin Allah yolundaki değeri yaptığı zikirle ölçülür.

Zikrin Başlangıcı ve Hedefi

Zikrin insana fayda temin edebilmesi kalpte gerçekleşen bazı şartlara bağlıdır. Bu sürecin başlangıcı Allah’a ulaşmayı dilemektir. Kul, kendi iradesiyle Allah’a ulaşmayı dileyecek, kendi iradesiyle mürşidine ulaşacaktır.

Hedef ise zikrin artarak devamlı hale gelmesidir. Ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken zikredenleri Allahû Tealâ şöyle bildirmektedir:

3/ÂLİ İMRÂN-191: Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.

İşte zikir, bir insanı cennet saadetine ve dünya saadetine ulaştıran bir vasıtadır.

Dr. Abdulcabbar BORAN

Sıkça Sorulan Sorular

Zikir nedir?

Zikir, hatırlamak anlamına gelir. Dinî anlamda Allah’ın ismini “Allah, Allah, Allah” diye tekrar etmektir.

Zikir nasıl yapılır?

Sesli, sessiz dil ile veya dil ve ses kullanılmadan iç ses ile Allah'ın ismi tekrar edilerek yapılır.

Kalp zikri nasıl yapılır?

El nabza konulur, dil kımıldatılmadan kalbin atışlarına paralel olarak iç sesle “Allah” denilir.

Cehrî ve hafî zikir arasındaki fark nedir?

Cehrî zikir sesle yapılır. Hafî zikirde ses çıkarılmaz, dil kullanılır.

Yatarken zikir yapılır mı?

Evet. Kıble sağa alınarak sağ yana dönülür, kalbin atışı kulakta hissedilir ve içten “Allah” denilir.

Zikir farz mıdır?

Evet, zikir farzdır. Allahû Tealâ, Muzzemmil-8’de zikri, Ahzâb-41’de çok zikri ve Nisâ-103’te daimî zikri bildirmektedir.

Zikir yapılmazsa ne olur?

Kalp kararır. Allahû Tealâ, Hadîd-16’da zikri unutup kalpleri katılaşanlar gibi olunmamasını bildirmektedir.

Zikir ne kadar önemlidir?

Ankebût-45’te Allahû Tealâ “Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür” buyurmaktadır.

Zikrin faydası nedir?

Zikir kalbe huzur verir, nefsin kalbindeki afetleri temizler ve insanı mutluluğa ulaştırır.

Kalpler neyle huzur bulur?

Ra'd-28’e göre kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.