2. Safha: "Mürşide Tabii Olmak ve İstiane"

Mürşid Farz mıdır? Kur'ân-ı Kerim Işığında Mürşid ve Tâbiiyet

Kur'ân-ı Kerim incelendiğinde, manevi tekâmül süreçlerinin ve Allah'a ulaşma yolunun belirli basamaklarla tarif edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, sıkça sorulan "Mürşid farz mıdır?" sorusunun cevabı, ayet-i kerimeler ışığında ele alınmalıdır. İnsanın manevi yolculuğu, olayları yaşama ve değerlendirme safhalarıyla başlar. Allah'a ulaşmayı dilemek, bu sürecin en kritik eşidir. Bu dilek, kişinin Sıratı Mustakîm üzerine çıkmasını ve manevi gelişiminin başlamasını sağlar.

Fâtiha Suresi ve İstiane Kavramı

Günde beş vakit namaz kılan her müminin okuduğu Fâtiha Suresi, mürşid konusundaki en temel delillerden birini sunmaktadır. Ayette geçen istiane kavramı, doğrudan doğruya mürşidin Allah'tan istenmesi anlamına gelmektedir.

1/FÂTİHA-5: (Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.

Burada "Bizi Sıratı Mustakîm'e ulaştır" talebi, aslında "Senin gösterdiğin mürşide ulaşalım ve ona tâbî olalım" manasını taşır. Zira Fâtiha Suresi'nde tarif edilen yol, başlarının üzerinde nimet bulunanların yoludur. Bu nimet ise devrin imamıdır.

Devrin İmamı ve Hidayet Görevi

Allahû Tealâ, her devirde insanları hidayete erdirmekle vazifeli kıldığı imamlar tayin etmektedir. Bu husus Enbiyâ Suresi'nde açıkça belirtilmiştir:

21/ENBİYÂ-73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah'a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

Peygamberlerin bulunmadığı dönemlerde de bu görev devam etmektedir. Secde Suresi'nde, insanlardan seçilen ve sabır ile yakîn sahibi olanların imam kılındığı ifade edilmektedir:

32/SECDE-24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Vesile Arayışı ve Nefs Tezkiyesi

İrşad makamının gerekliliği ve tâbiiyet müessesesi, Mâide Suresi'nde bir emir olarak karşımıza çıkmaktadır. Allahû Tealâ, takva sahibi olmayı ve Kendisine ulaştıracak vesileyi istemeyi emretmektedir.

5/MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Bu ayet, nefs tezkiyesinin ancak bir mürşid (vesile) ile mümkün olacağını göstermektedir. Ayrıca Nahl Suresi'nde belirtildiği üzere, mürşidlerin (sebîllerin) tayini bizzat Allah'a aittir:

16/NAHL-9: Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Manevi Engeller ve Kaldırılması

İnsanların çoğu başlangıçta irşad makamını fark edemezler. Allah'a ulaşmayı dilemeyen, hatta bu yola karşı mücadele eden kişilerin görme, işitme ve idrak hassaları üzerinde manevi engeller oluşur. Bu engeller; kulaklarda vakra, kalplerde ekinnet ve gözlerde hicab-ı mesture olarak tanımlanmıştır.

17/İSRÂ-45: Sen Kur'ân'ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah'a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

Ancak kişi samimiyetle Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ bu engelleri kaldırır ve kişiye furkanlar vererek günahlarını örter.

8/ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...

Kalbin Allah'a Dönmesi ve Huşû

Allah'a ulaşmayı dileyen kişinin kalbine Allah ulaşır ve o kalbi Kendisine çevirir. Ardından kişinin göğsü İslâm için yarılır ve kalbe bir nur yolu açılır.

6/EN'ÂM-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah'a) teslime (İslâm'a) açar.

Bu süreçte kalbe gelen rahmet nurları %2 seviyesine ulaştığında kişi huşû sahibi olur. Mürşide ulaşmak ancak huşû sahibi olmakla mümkündür. Huşû sahiplerinin en belirgin özelliği, ruhlarının ölmeden evvel Allah'a ulaşacağına kesin olarak inanmalarıdır. Bu inanca sahip olanlar, hacet namazı ile Allah'tan mürşidlerini istediklerinde mutlak surette cevaba ulaşırlar.

2/BAKARA-45: (Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Tâbiiyet ve Sonuçları

Kişi Allah'ın gösterdiği mürşide tâbî olduğu an, devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir ve yerleşir. Bu, Mücadele Suresi 22. ayetinde "Allah'ın katından bir ruh ile desteklenmek" olarak ifade edilir. Tâbiiyetle birlikte kalbe îmân yazılır ve nefs tezkiyesi süreci başlar. Bu aşamadan sonra yapılan ibadetlerin karşılığı kat kat artar ve kişinin günahları sevaba çevrilir.

25/FURKÂN-70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir.

Sonuç olarak, mürşide ulaşmak ve tâbî olmak, Kur'ân-ı Kerim hükümlerine göre farzdır. Ruhun Allah'a ulaşması ve insanın felaha ermesi, bu ilahi sisteme uyulması ile gerçekleşir.

Dr. Abdulcabbar BORAN

Sıkça Sorulan Sorular

Kur'ân-ı Kerim'de mürşid edinmek farz mıdır?

Evet, farzdır. Allahû Tealâ, Mâide Suresi'nin 35. ayetinde "O'na (Allah'a) ulaştıracak vesileyi isteyin" buyurarak bunu farz kılmıştır. Ayrıca Fâtiha Suresi'nde geçen "İyyâke nestaîn" (Yalnız Senden istiane isteriz) ifadesi, mürşidin Allah'tan istenmesinin farz olduğunu gösterir.

İstiane ne demektir?

İstiane, sadece Allah'tan istenen özel bir yardımdır. Fâtiha Suresi 5. ayetinde geçer ve Allah'tan mürşidin istenmesi anlamına gelir.

Mürşidimi nasıl bulabilirim?

Mürşid, akılla veya kişisel tercihlerle değil, hacet namazı kılarak Allah'tan sormak suretiyle bulunur. Bakara Suresi 45. ayetinde sabır ve namazla istiane istenmesi emredilmiştir.

Mürşide tâbî olunca ne olur?

Tâbiiyet gerçekleştiğinde; kişinin başının üzerine devrin imamının ruhu gelir, kalbine îmân yazılır (Mucâdele-22), günahları sevaba çevrilir (Furkân-70) ve ruhu vücudundan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar.

Devrin İmamı kimdir?

Devrin imamı, her devirde Allahû Tealâ tarafından insanları hidayete erdirmek üzere seçilen ve vazifeli kılınan zattır. Secde Suresi 24. ayeti bu görevi açıklar.

Herkes mürşidini görebilir mi?

Hayır. Mürşidi görebilmek ve ona ulaşabilmek için kişinin "huşû sahibi" olması gerekir. Huşû sahibi olmayanlara bu yardım (istiane) ağır gelir.

Huşû sahibi olmanın şartı nedir?

Kişinin Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşacağına) kesin bir inançla (yakîn) inanmasıdır. (Bakara-46)

Manevi engeller (perde ve mühürler) neden oluşur?

Kişi Allah'a ulaşmayı dilemez, irşad makamına karşı çıkar veya tebliğe duyarsız kalırsa; görme, işitme ve idrak hassaları üzerine Allah tarafından engeller (gışavet, vakra, ekinnet) konulur.

Tâbiiyet gerçekleşince kişinin kalbinde ne değişir?

Mücadele Suresi 22. ayetine göre, tâbiiyet anında Allah kişinin kalbine îmânı yazar ve onu Kendi katından bir ruh (devrin imamının ruhu) ile destekler.

Mürşide tâbî olmanın günahlara etkisi nedir?

Furkan Suresi 70. ayetine göre, mürşid önünde tövbe edip nefs tezkiyesine (salih amel) başlayan kişinin günahları Allah tarafından sevaba (hasenata) çevrilir.

"Vesile" kavramı Kur'ân'da geçer mi?

Evet, Mâide Suresi 35. ayetinde "vebtegû ileyhil vesîlete" (O'na ulaştıracak vesileyi isteyin) şeklinde açıkça geçmektedir ve Allah'a ulaşmak için bir vasıta aranması gerektiğini belirtir.