Nasıl Mutlu Olurum? | Mutlu Olmanın Yolları
Nasıl mutlu olabilirim? Herkes mutluluğu aramaktadır. Herkes mutluluğun peşinde, saadetin peşindedir ama insanların büyük kısmı mutsuzdur. Mutlu olmanın yolu, başkalarını mutlu etmekten geçer.
Allahû Tealâ, yarattığı bütün mahlûkat içinde en çok insanı sevmektedir ve en çok sevdiği insandan istediği bir tek şey vardır; mutlu olması. Davranış biçimleri, mutluluğa ulaşmada son derece önemli faktörlerdir.
Mutlu olmanın yolları şunlardır:
- Allah’a ulaşmayı dilemek.
- Kendini tanımak.
- Mutsuzluğun sebebini başkalarında aramamak.
- Öfke spiralini ilk anda durdurmak.
- Yanlış davranışların insanı neden mutsuz ettiğini görmek.
- Başkalarına huzur veren bir insan olmak.
- Kötülüğe iyilikle karşılık vermek.
- Kendini muhasebeye çekmek.
- Daimî zikre ulaşmak.
Mutluluğun İlk Adımı: Allah’a Ulaşmayı Dilemek
Mutluluğa giden yolun anahtarı, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allah’a ulaşmayı dilemek, insanın temel görevidir ve mutluluğunun da anahtarıdır. Bir kişi Allah’ın yoluna çıktığı zaman, Allahû Tealâ mutluluğunun yarısını ona daha baştan garanti etmektedir.
Bunun için gereken sadece bir dilektir: “Yarabbi! Ben ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştırmayı diliyorum.” Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah onu mutlaka Kendisine ulaştıracağını garanti etmiştir:
42/ŞÛRÂ-13: Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Bu, Allahû Tealâ’nın sözüdür ve O, sözünü mutlaka gerçekleştirir.
Mutlu Olmak İçin Kendini Tanımak
İnsan, kendini tanımalıdır. İnsanın ruhu, nefsi ve fizik vücudu vardır. Ruh sadece hasletlerden oluşur. Bütün güzellikler ruhtadır. Nefs ise sadece afetlerden oluşur. Bütün çirkinlikler nefsin afetleridir. Öfke, kin, kıskançlık, haset, nefsin bütün afetleri başlangıçta nefsin kalbini doldurur.
Şeytan, nefse tesir ederken bunu hep kişinin kendi düşüncesi olarak göstermeye çalışmaktadır. Kişi de “Aslında ben böyle düşünmezdim ama bana ne oldu?” diye düşünür. Oysa o, kişinin kendi düşüncesi değildir. Şeytan sadece insanın mutsuz olmasını istemektedir. Ne zaman negatif bir faktör içten gelir, başkalarına kötülük etmek istikametinde kişiyi tesiri altına alırsa işte o zaman şeytan devrededir ve onunla mücadele etmek gerekir.
Allah’ın yardımıyla halledilemeyecek hiçbir negatif faktör yoktur:
3/ÂLİ İMRÂN-160: Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).
Mutsuzluğun Sebebini Başkalarında Aramamak
İnsanı mutsuzluğa götüren şey, davranış biçimleri ve düşünce standartlarıdır. İnsanı mutsuz eden şeyler başkaları değil, başkalarının davranışlarının onun üzerinde oluşturduğu tesirlerdir. İnsan, o tesirleri sıfırlayabilecek olan imkânların sahibidir. Mihver kendisidir. Onu mutsuzluğa veya mutluluğa götürecek olan bütün anahtarlar, sadece kendisine teslim edilmiştir.
“Ben, başkalarına yanlış davranışlarda bulunurum, onlar bana yanlış davranışlarda bulunmasın.” Bu tarz bir düşüncenin sahibi olan kişi, iskeleye bağlı olan kayığı kan ter içinde çeker durur, kayık hiç hareket etmez. İnsan, başkalarına verdiği her mutsuzluğun hesabını kendi iç dünyasında defalarca öder.
Öfke Spiralini İlk Anda Durdurmak
İnsan, mütemadiyen çevresinden etki almakta, mütemadiyen ona tepki göstermektedir. Etkiler ve tepkiler hep birbirini kovalamaktadır. Bunlara hâkim olunamazsa spiral giderek yükselir, öfkeye dönüşür ve öfke, sonu belli olmayacak kargaşalara yol açar. Bunu durdurmak ise insanın elindedir.
Hakaret eden kişiye daha büyük bir hakaretle cevap vermek, nefsin isteğidir. Oysa bu, kavganın yeni boyutlar alması için zemin hazırlamaktadır. Kişi, kabahatli olmamasına rağmen “Hata bende, sizden Allah’ın huzurunda af diliyorum, beni bağışla” diyebilir. Şeytan, bu davranışın küçültücü olduğunu söyleyecektir. Oysaki realitede bunun tam tersi geçerlidir. Kavga biter ve kişi, karşısındakinin gözünde küçülmez; büyür. Bu, sulha atılan ilk adımdır.
Af dilendiği zaman, karşıdaki kişinin daha fazla saldırmak için beklediği kapı açılmamış olur. O kapı kapatılmıştır.
İnsan, intikamını alarak rahatlayacağını zanneder. Tam tersi olur. Her intikamın arkasından mutlaka üzüntü duyulur.
Yanlış Davranışlar İnsanı Neden Mutsuz Eder?
Hayır işleyen bütün insanların hayrın arkasından duydukları şey, sadece mutluluktur. Mutsuzluğu yaşayanlar ise şerr işleyen insanlardır. Her yanlış davranış, her zulüm, insanı üç defa üzer. Zulmü işlediği için üzülür. Arkadan ruh nefse azap eder, yeniden üzülür. Bu şerri başkasına işlediyse ondan da kendisine zulüm geri döner ve yeniden üzülür.
Her zulüm, başka bir zulmü davet etmektedir. Böylece zincir halkaları birbirine negatif istikamette bağlanmaktadır. Ama bunu en iyiye çevirmek insanın elindedir. Kişi davranış biçimini düzelttiği günden itibaren hem kendisi hem de etrafındaki insanlar huzura kavuşur. Aile yuvası, eşi ve çocukları huzura kavuşur.
Başkalarına Huzur Veren Bir İnsan Olmak
Mutlu olmak isteyen kişi, her davranışıyla başkalarına sadece huzur veren bir insan olmaya çalışmalıdır. Kendini başkalarını mutlu etmeye adamalı, onları mutlu etmek için sebepler aramalıdır. Şeytan, başkalarına mutluluk vermek için kişinin mutsuz olması lâzım geldiğini söyler. Hâlbuki ilk fedakârlığın yapıldığı andan itibaren bir huzur, iç dünyayı tamamen kaplar.
Başkalarına karşılıksız bir şeyler sunabilen insana, onlardan da karşılıksız hediyeler gelir. Yeter ki yapılan güzelliğin bir menfaat karşılığı olmadığı, Allah için yapıldığı görülsün.
Dedikodu yapan bir insan, başlangıçta kendisini başkalarından üstün göstermek için bunu yapar ama neticede karşısındakinin gözünde küçülür. Üstün görünme arzusu insanı küçültmekte, huzursuz kılmaktadır.
Allah’ın kanunları vardır; iyilik ekilen yerden iyilik fışkırır, kötülük ekilen yerden kötülük fışkırır. Buğday ekilen yerden arpa alınamaz.
Kötülüğe İyilikle Karşılık Vermek
Allahû Tealâ Fussilet Suresinde şöyle buyurmaktadır:
41/FUSSİLET-34: Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
41/FUSSİLET-35: Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.
Hazzul azîm; hazların, mutluluğun en büyüğü, azim olanıdır. Kötülüğe iyilikle mukabele eden bir insan olmak hedef olmalıdır. Bu güzellik herkese açıktır. Bunun için iradeyi, nefsin ve şeytanın kötü hedeflerine mâni olmak istikametinde kullanmak gerekir.
Kendini Muhasebeye Çekmek
Mutlu olmak isteyen kişi, hemen bu gece kendini muhasebeye çekmelidir. “Ben kimim?” “Başkalarına nasıl davranıyorum?” diye sormalı, kendini dışarıdan, başka birisiymiş gibi yargılamalıdır. Etrafındaki insanlarla ilişkilerini birer birer irdelemeli, kiminle bir anlaşmazlığı varsa onu yok etmeye çalışmalıdır. Ertesi gün kalbini kırdığı kişiye gidip ondan af dilemeli, gönlünü almalı, ilk adımı atmalıdır.
Her şeyi en güzel bir dizayn içine oturtmak insanın kendi elindedir. Mutlu olan insan, etrafına da mutluluk verir.
Mutluluğun Doruğu: Daimî Zikir
İnsanın saadeti bütün boyutlarıyla yaşaması bir hedef gösterir: Nefsin kalbinin bütünüyle afetlerden kurtulması ve Allah’ın nurlarıyla dolması. Bu, daimî zikirle, yani ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken daima Allah’ı zikrederek sağlanır. Zikir müessesesi arttıkça nefsteki afetler yok olur, onların yerine ruhun hasletleri yerleşir. Nefsin kalbinde %50’den fazla nur oluştuğu zaman kişi mutluluğun yarısını yaşamaya başlar. Daimî zikre ulaştığında ise mutlak bir dünya saadetini yaşar.
İslâm, insanın üzerinde oluşan negatif tesirleri, onu üzen tesirleri yok edecek bir mekanizmayı iç dünyaya yerleştirmektir. Daimî zikre ulaşanların iç dünyalarındaki kavga bitmiştir. Bu sebeple mutludurlar. O hedefe henüz ulaşmamış olan kişi de doğru davranış biçimleriyle mutluluğa yaklaşabilir. Onlar bunu zorlanmadan yapar, o ise zorlanarak yapar.
Bundan 14 asır evvel sahâbe bunu yaşamıştır. Çok kötü şartlardan gelmişler ve kâinattaki en mutlu insanlar olmuşlardır.
Allahû Tealâ insandan ne istemektedir? Mutlu olmasını istemektedir. Yolu da göstermiştir. Bir insan etrafına yalnız mutluluk verdiği gün, hem kendisi hem de etrafındaki insanlar mutlu olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Nasıl mutlu olabilirim?
Mutlu olmanın yolu başkalarını mutlu etmekten geçer. Kişi davranış biçimlerini düzelttiği günden itibaren huzura kavuşur.
Mutlu olmanın ilk adımı nedir?
İlk adım Allah’a ulaşmayı dilemektir. Bu dilek, mutluluğun anahtarıdır.
Neden mutlu olamıyorum?
Olaylar önemli değildir; önemli olan, olayların insan üzerinde vücuda getirdiği tesirlerdir. Kişi kendini muhasebeye çekerek davranış biçimlerine dikkatle bakmalıdır.
Mutluluk başkalarına mı bağlıdır?
Hayır. Mutluluk insanın kendi elindedir, başka bir insanın elinde değildir.
Birisi hakaret ederse ne yapılmalıdır?
Hakarete hakaretle cevap verilmemelidir. Af dilendiğinde kavga biter ve kişi karşısındakinin gözünde büyür.
İntikam almak insanı rahatlatır mı?
Hayır. Her intikamın arkasından mutlaka üzüntü duyulur.
Özür dilemek insanı küçültür mü?
Hayır. Başkalarından af dileyebilen insan, onların karşısında yücelir.
Daimî zikre ulaşmadan mutlu olmak mümkün mü?
Evet. Doğru davranış biçimleriyle mutluluğa yaklaşılabilir, ancak kişinin kendisiyle ciddi bir mücadele vermesi gerekir.
Mutlu olmak için bugün ne yapılabilir?
Kişi kendini muhasebeye çekebilir ve kalbini kırdığı kişiden af dileyebilir.