“Bir kul, günaha girme endişesiyle yapılması sakıncalı olmayan bazı şeylerden uzak durmadıkça muttakîler derecesine ulaşamaz.” (K: Tirmizî, Ḳıyâmet, 19.)

“Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınandır.” (K: Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 10)

Kimler Allah’tan İlham Alır?

Takva, Allah’tan gelen mesajları ifade eder. Allah’tan gelen ilhamları alabilmek için takva sahibi olmak lâzımdır. Allah’tan ilham alabilmek isteyen bir kimsenin öncelikle Allah’a ulaşmayı dilemesi gerekir. Allah’a ulaşmayı dilediği zaman kişi 1. safha takvaya ulaşır. Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dileyen herkesin kalbinde huşûyu oluşturarak onları mürşidlerine ulaştırır. Mürşidine tâbî olan kişi 2. safha takvaya ulaşır. Daha sonra bu kişi nefs tezkiyesine başlar.

Nefs tezkiyesinin yegâne vasıtası zikirdir. Zikirle nefsin manevî kalbinde Rahîm esmasının tecellisi söz konusudur. Böylece Nefs-i Emmare’de %7, Levvame’de %7, Mülhime’de %7 fazl nurlarının birikimiyle kişinin kalbinde %23’lük bir aydınlanma oluşur.

Nefs-i Mülhime, Allahû Tealâ’nın mutlaka yerine getirmemizi istediği nefs tezkiyesinin 7 kademesinden üçüncüsüdür.

1- Nefs-i Emmare, kişinin nefsinin emrinde olduğunu,

2- Nefs-i Levvame, yaptığı hataların nefsinden kaynakladığını fark eden kişinin nefsini kınamaya başladığını,

3- Nefs-i Mülhime ise kişinin Allah’tan ve şeytandan ilham aldığını ifade eden nefs kademeleridir.

Fizik bedenin kumandanı akıldır. Aklın iki müşavirinden bir tanesi ruh bir tanesi nefstir. Eğer kişi devamlı ruhun talebine uyarsa ki bu takva ilhamlarına bağlı olması demektir, yavaş yavaş Nefs-i Mülhime’yi de geçecektir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

Abdullah bin Amr (R.A)’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte ise şöyle buyurulmuştur:

Görüyoruz ki Nefs-i Mülhime’de olan kişi, şeytanın fücuruna da Allah’ın ilhamına da açıktır. Muttakî olan kişi (takva sahibi kişi), şeytanın nefsi vasıtasıyla kendisine sürekli empoze ettiği fücurdan uzak durmaya çalışır. O kişi için Allah’tan aldığı ilham esas teşkil eder.