Tasavvuf Hayatımı Nasıl Değiştirdi? Bir Annenin Kalpten Hikayesi


Çocuklarım bana bir gün dediler ki, "Anne, biz tasavvufa niye girdik saniyebiliyor musun? Sendeki değişimden dolayı girdik." Hz. Musa bir kuzunun peşinden koşuyor. Kuzu kaçıyor. O kovalıyor. "Kuzucuk" diyor, "Neden kaçıyorsun? Sana süt verecektim." Bütün mürşitten kaçanların durumu bu. Titiz bir kadındım. Kurallarım vardı. Çocuklarıma karşı da çok vericiydim. Ama sonuçta ben bu sabrın, çok yorulmanın sonucunda patlamalar yaşardım. Ben hata yapmamaya çalıştıkça çok hata yapardım. Çok acı çekerdim, üzülürdüm. Hemen bir arayışa girdim. Kısa bir dönem başka bir cemaatteydim. Onların da çok yardımlarını gördüm. Hakka yürüyünce oradaki mürşidim çok boşluğa düştüm. Mürşid'in önemini o zaman anladım. Sohbet vardı bir yerde. Oraya gittim. Dedim ki efendim dedim siz Allah'a ulaşmayı dilemekten bahsediyorsunuz. Bu nasıl bir duygu? Mürşidim de bana dediki hani dedi çöllerde nasıl susarsınız suyu arzu edersiniz işte Allah'ı öyle istemektir. Dedim ey yüce Allah'ım peygamber efendimizin ve sahabesi gibi Mevlana Hazretleri Yunus Emreler ve bütün ermiş evliyaların gibi ben de ölmeden evvel ruhumu sana ulaştırmayı diliyorum. Bir vekil ablamızdan tövbemi aldım. O gün hiç unutamam. Ayaklarım yerden kesilmişti. Çok mutlu olmuştum. Her daraldığımda, mürşidime ulaştığımda hep çözüm geliyordu. Zamanla bu güzelliklere bağlanıyor insan. Çünkü bakıyorsunuz ki çaresizlik yok. Ona ulaşabiliyorum. Ondan nasihatler alıyorum. Mürşidimin anlattığı bir kıssa. Hz. Musa bir kuzunun peşinden koşuyor. Kuzu kaçıyor. O kovalıyor. Kuzucuk diyor, "Neden kaçıyorsun? sana süt verecektim. Bütün mürşitten kaçanların durumu bu. Ondan yardım almak, destek almak varken kendi başımızda. Çünkü biz yapamıyoruz, başaramıyoruz. Nefsimizi tezkiye edemiyoruz. O nefsle bir ömrü tüketmek çok hazin bir durum. İnsanları kırmamaya çalıştıkça bakıyordum ki bana kırılmışlar. Bir gün bunu mürşidime sordum. Dedim ki ben bu kadar insanları seviyorken neden bir bakıyorum insanlar bana kırılmış bunu neden yaşıyorum diye sordum. Mürşidim bana dedi ki hata yapmadığını düşünmek bir kibirdir. Kibrin ne kadar kötü bir şey olduğunu bana anlattı ama bana dedi ki Jale sen de hata yapabilirsin. Bu cümlesi kalbime şifa oldu. Benim de hata yapabileceğimi. Kendime karşı hoşgörüm arttı. Çünkü acımasızdım kendime karşı çok acımasızdım. Gece kalkmak üzere hayatımı planlıyorum. Çok doyulmaz bir mutluluk. Allah'a zikretmek bir virtimiz var. Orada Allah'la ne kadar başa kalabilirsek o kadar güzel. Bunun ben farkını anlayınca virdi hep çok ağırlık verdim. En çok titizlendiğim konu bu. Erken kalkarım, yemeklerimi planlarım, evden çıkarım. Geldiğimde taze olsun diye, geldiğimde yaparım yemeklerim. Hiçbir şeyin aksamaması lazım. Efendimiz bize der ki, "Bir üniversite öğrencisi gibi bütün derslerden geçmeniz lazım. Eksiklerim var ama yapmaya çalışıyorum. Evlatlarıma yetişmeye çalışıyorum. Mürşidimden çocuklarımın aramda yalnızca yaş farkı olduğunu, onlara da saygı duymam gerektiğini, eee, yani o çocuklar bir çorbayla da doyardı. Hani o kadar kendini eziyet edip yorup da onlara kötü davranmaya hiç hakkım yoktu. Bunları öğrendim. Çocuklarım büyümüşlerdi ve bana bir gün dediler ki, "Anne, biz tasavvufa niye girdik biliyor musun? Sendeki değişimden dolayı girdik. Biz de öyle olmak istiyoruz. Kendimizi düzeltmek istiyoruz." demişlerdi. Standart insanlar şöyle. Ben de öyleydim çünkü. Neden bunu yaptı? Nasıl yapar? Ben bunu hak etmedim. Ama tasavvuftaki kişi diyor ki daha güzel davransaydım, karşılıksız verseydim. kötülüğe de iyilik yapabilsem gibi bir hayalim var. Ve her sohbette içim yanıyor. Keşke öyle olabilsem diye. Ben şu anda bu noktadayım. Yapabiliyorum demiyorum ama yapmayı çok istiyorum. Kötülüğe karşı da iyilik yapabilmeyi çok istiyorum. İnşallah