19. BİD’AT SEYYİATE SÂLİHÂTLA MUKABELE ETMEK

Seyyiate sâlihâtla mukabele edenler; devrin imamı, kavim resûlleri, Allah’ın velî mürşidleridir. Hepsi hidayete, Allah’ın Zat’ına davet ederler. Devrin İmamı Allah’ın tasarrufundadır. Velî resûller ve velî mürşidler iradelerini Allah’a teslim etmişlerdir. İrade teslimi Kur’ân’ın muhtevası içerisinde 7 safha ve 4 teslimle gerçekleşen bir olgudur. Bu safhalar:

1. Allah ulaşmayı dilemek,

2. Kendisini Allah’a ulaştıracak olan mürşide tâbî olmak,

3. Ruhun Allah’a teslimi,

4. Fizik vücudun Allah’a teslimi,

5. Nefsin Allah’a teslimi,

6. İhlâsa ulaşmak,

7. İradeyi Allah’a teslim etmektir.

İşte bu 7 safha 4 teslimi Allah’ın emirlerine göre yaşayan kişi, Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınır. Devrin imamı, velî resûller ve velî mürşidler, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı kişilerdir. Nebî resûller ve kavim resûlleri zaten yaratılıştan En’am-87, 88 ve Kasas-68’e göre seçilmişler ve risaletle vazifeli kılınmışlardır.

EN'ÂM - 87 Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

EN'ÂM - 88 İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

EN'ÂM - 89 İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Onlar eğer, onu inkâr ederlerse artık, onu inkâr etmeyecek bir kavmi ona vekil ederdik.

KASAS - 68 Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

14 asır evvel Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Hatemul Enbiya, Nebî Resûl’dü. Ama O’nun yetiştirdiği, irşada ulaştırdığı sahâbe, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı velî mürşidlerdi. Nitekim Allahû Tealâ iradesini Allah’a teslim eden sahâbe için şöyle buyuruyor:

TEVBE - 100 O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

ÂLİ İMRÂN - 110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

Ma’rufla emretmek ve münkerden sakındırmak, evvel emirde Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınan velî mürşidlerin görevidir. Ve sahâbenin bu noktaya ulaştığını bu âyet kesin olarak göstermektedir. Nebî resûlün şefaatiyle irade teslimini gerçekleştiren, Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınan sahâbenin durumunu, Fussilet Suresinin 33, 34, 35. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ şöyle açıklamaktadır:

FUSSİLET - 33 Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Öyleyse Allah’a teslimî küllîyle teslim olmuş kişi, 7 safha ve 4 teslimi yaşamış ve iradesini Allah’a teslim etmiştir. Bu kişi Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınması hasebiyle Allah’ın Zat’ına davet eder, Allah’a çağırır. Ve Allah’a çağıran bu davetçi Fussilet-34’e göre kötülüğe karşı hayırla mukabele eden davranışlar sergiler.

FUSSİLET - 34 Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.

Fussilet-35’te ise bu kişilerin sabrın sahipleri olduğu ifade edilmektedir.

FUSSİLET - 35 Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.

Sabrın sahibi olan kişi, iradesini de Allah’a teslim eden kişidir. Her devirde iradesini Allah’a teslim eden kişi Allah’ın Zat’ına çağırandır.

YÛSUF - 108 De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

Bütün velî mürşidler, mukteseb hak olarak irade teslimini, sahâbe gibi gerçekleştirenlerdir.