16.4 İhsanla mürşide tâbî olduğumuz zaman yaptığımız tövbe
İkinci tövbede, mürşid de Allah’tan o kişi için talepte bulunur. Böylece Allahû Tealâ kişiyi iki kere affeder ve mağfiret gerçekleşir. Mağfiret, günahlarımızın sevaba çevrilmesidir. Allahû Tealâ Furkan-70’de buyuruyor ki:
FURKÂN - 70 Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
Burada mürşidin önünde yapılan tövbe söz konusudur. Mürşidinin önünde tövbe eden kişinin Allah günahlarını sevaba çevirir. Yani o kişiye mağfiret eder. Mürşidin önünde tövbe eden kişiye Allah’ın verdiği 7 ni’metten birincisi, devrin imamının kişinin başının üzerine gelip yerleşmesidir. İkinci ni’met; kalbe îmânın yazılmasıdır. 7 ni’metten bir diğeri de, o kişinin nefs tezkiyesine başlamasıdır. İşte bu âyet-i kerimede, “Onlar ki; tövbe ettikten sonra Allah onların kalplerine îmânı yazar. Onlar zikir yapmaya başlarlar, nefs ıslâhına başlarlar. İşte Allah, onların günahlarını sevaba çevirir.” buyurulmaktadır.
Tövbe sırasında 7 şahit söz konusudur:
1- Allahû Tealâ
2- Huzur namazının imamı
3- Arşı tutan melekler
4- Mürşidin gönül gözü
5- Mürşidin başının üzerindeki huzur namazının imamı
6- Kiramen kâtibîn melekleri
7- O kişinin hayat filmi
İşte bu 7 şahidin huzurunda, kişi Allah’a ulaşmak niyetiyle tövbe etmişse, bu olay mutlaka gerçekleşir. Ve devrin imamı o kişi için mağfiret eder. Mu’min Suresinin 7. âyet-i kerimesinde bu konu şöyle açıklanmaktadır:
MU'MİN - 7 Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab'lerini hamd ile tesbih ederler ve O'na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah'tan) mağfiret dilerler: “Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tövbe edenleri ve Senin yoluna (Sıratı Mustakîm'e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azabından koru!”
Günahların sevaba çevrilmesinin söz konusu olduğu kişiler Mu’min-7’de “tövbe eden ve ruhu Senin Sıratı Mustakîm’ine ulaşan” olarak, Furkan Suresinde ise “tövbe eden ve nefs tezkiyesine başlayan” olarak ifade edilmektedir. Ruhumuzun bizden ayrılarak Sıratı Mustakîm’e ulaşması, nefs tezkiyesine başlamamız, ihsanla mürşidimize tâbî olmamıza bağlıdır. Aksi takdirde bunlar gerçekleşmez. Münafıklar bu konumda olanlardır. Münafıklar, Allah’a ulaşmak üzere değil, canlarını, mallarını korumak üzere tövbe etmişlerdir. Böylece de kesinlikle kaybedenlerden olmuşlardır. Âyet-i kerimenin muhtevasına bakalım, Allahû Tealâ diyor ki:
FURKÂN - 71 Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a ulaşır (hayattayken ruhu Allah’a ulaşır).
Mürşid önünde yapılan tövbe, hayatımızda çok önemli bir yer tutar. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
HÛD - 52 Ya kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip, zikre başlayın). Üzerinize sema(dan) bol yağmur (bol rahmet) göndersin. Ve sizin kuvvetinizi, kuvvet ile arttırsın. Ve mücrimler (suçlular) olarak yüz çevirmeyin.
Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki; Allah, kuluna yardım etmek ister. Ama insanlar, Allah’ın yardımını ellerinin tersiyle iterler. İşte tövbeyi kabul etmeyen, mürşidin önünde tövbe etmeyen insanların durumu budur. Allahû Tealâ onların nefsini tezkiye ve tasfiye etmek üzere resûl göndermektedir. Ama günümüzde insanlar, “Kul ile Allah arasına kimse giremez!” diyerek, kendilerini azaba mahkûm etmektedirler. Tâbî olmazlarsa ne olur? O zaman işledikleri günahları Allahû Tealâ sevaba çevirmez. O günahlardan dolayı dünya hayatında azap gördükleri gibi, ölünce de kabirde azap çekeceklerdir. Allah’a ulaşmayı dilemiyorlarsa, cehennemde de bir kere daha o günahlardan dolayı birer birer azaplanacaklardır.
Kaybeden kimdir? Kaybeden, mürşide tâbî olmayı gerçekleştirmeyen, o tövbe sırasında mağfireti dilemeyen kişidir. Tövbe, dînî hayatımızda çok önemli bir vetiredir. Nefsimiz, şeytanın tesiriyle bizi sürekli kandırarak günah işlememizi sağlar. Allahû Tealâ bizlere bu günahları sıfırlamamız, sevaba çevirmemiz ve örtmemiz gibi bir imkân tanımıştır. Ama biz bunları hayatımıza tatbik edip, mürşidin önünde yapılan tövbeyi gerçekleştirirsek, mağfiret tahakkuk eder. Muhakkak ki; Allah, herşeye kaadirdir.
Allahû Tealâ genel dizayn içerisinde sadece Allahû Tealâ’nın emirlerini yerine getirmemizi ister. Ve muhakkak ki tövbe bunlardan bir tanesidir. Eğer biz tövbeyi gerçekleştirir de Yüce Rabbimizin emrettiği dizayna uymazsak, sadece kaybedenlerden oluruz.