ÂLİ İMRÂN - 128 Senin için bir emir (yapacağın bir şey) yoktur. (Allah), ya onların tövbesini kabul eder veya onlara azap eder. Oysa onlar, gerçekten zalimlerdir.

16.3 Kişinin pişmanlık duyarak kendi kendine yaptığı tövbe

28 basamaklık İslâm merdiveninde ilk 21 basamak, kesinlikle Allah’ın garantisindedir. Ama ondan sonra iblis devreye girer de kişiyi mürşidinden şüphe ettirirse, o zaman kişi kazandıklarını tekrar kaybeder ve eski durumuna döner. şüpheye düşen bir kişiye Allah, bir imkân daha verir. Onu da kötüye kullanırsa, o zaman o kişi kurtuluşa ulaşma hakkını kesinlikle kaybeder.

Öyleyse tövbe, işlediğimiz günahları bir daha işlememek üzere azimle karar vermektir. Ve günahları işlemek yerine, hayırları işlemeye başlamak ve o hayırları arttırmaktır. Allahû Tealâ, Allah’a yakın olanları “hayırlarda yarışanlar.” olarak tarif etmektedir. Öyle insanlar vardır ki; tövbe etmişler, tövbeyle nefs tezkiyesini gerçekleştirmişlerdir. Tövbeyle fizik bedenlerini de Allah’a teslim etmişler ve daimî zikre ulaşmışlardır.

Daimî zikre ulaşan kişinin 3 tane sonuç şartı, 4 tane de vasıf şartı vardır.

Sonuç şartları:

1. Ehli hayırdır.

2. Ehli tezekkürdür

3. Ehli hükümdür.

Vasıf şartları:

1. Kişi, daimî zikre ulaşmıştır.

2. Nefsinde hiçbir afet kalmamıştır.

3. Kalp gözü açılmıştır.

4. Kalp kulağı açılmıştır.

O kişinin kalp gözü açılır, kalp kulağı açılır ve fuat hassası işlemeye başlar. İşte bu noktadan itibaren artık o kişi hayra ulaştığı için, hep hayırlarda yarışacaktır.

Başlangıç noktasında insanlar, hep şerr fiiller işlerler. Kişi, ne zaman karar verir de mürşidine tâbî olursa, o zaman hayır işlemeye başlar ve bunu her gün biraz daha arttırır, arttırır ve bir gün o kişi hayra, yani daimî zikre ulaşır.

Hayrı işlemeye başladığımız noktada nefsimiz, henüz yüzde 100 ayaktadır. Ve genellikle nefsimiz aklımızı ikna eder, şerr fiiller işleriz. Allahû Tealâ, o işlediğimiz şerrlerden pişmanlık duyup tövbe-i istiğfarda bulunmamız halinde, tövbemizi kabul edip etmeyeceğini Al-i İmran-128’de açıklamaktadır.