EN'ÂM - 160 Kim (Allah’ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur. Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden başkası ile cezalandırılmaz. Ve onlar zulmolunmazlar.
15.2 Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez.
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), “Hiç kimse kendi ameli ile cennete gidemez.” hadîsi ile bize bu konuda mesaj ulaştırmaktadır. Kendisine “Sen de mi ya Resûlallah?” diye soranlara ise “Evet, ben de. Ama Rabbim, beni rahmetine garketmiştir.” diye cevap vermiştir.
İnsanlar, normalde 1’e 10’luk bir dizayn içerisinde derecat kazanırlar. Yani hangi hayrı işlerlerse, Allah’ın o hayra ölçüsü 1’e karşı 10’dur. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın, başlangıç noktasındaki hayrı ödüllendirme ölçüsü böyledir; 1’e 10. Bu ölçü herkes için geçerlidir. Şerr içinse, 1’e 1 ceza vardır. Böyle olmasına rağmen gene de hiç kimse kendi ameli ile cennete gidemez. İnsanlar, sürekli hayrı işleseler bile bu hayırlar, onları cennete götürmeye yeterli değildir. Çünkü mutlaka Allah’a ulaşma dileğinin devreye girmesi gerekir. Allah’a ulaşma dileği devreye girerse, Allahû Tealâ, Rahmân esması ile istisnasız onların üzerine tecelli eder ve Rahmân esması ile tecelli ettiği kişilere peş peşe furkanlar verir. Eğer o kişi 7 furkan almasını gerektirecek bir durumdaysa; ona her furkan verişte, o kişinin günahlarının yüzde 7’lik bölümünü örter. Böylece günahları örtülen kişi, sadece sevapları ile kalır. O zaman Allah’tan 7 furkanı alan ve âmenû olan o kişi, artık hayırları şerrlerinden fazla olan bir kişidir. İşte bu sebeple Allahû Tealâ, âmenû olan insanlara 1. kat cenneti garanti etmektedir.
O sonsuz ahiret hayatımızı, basit bir dilekle cennette geçirebilmek… Böyle bir güzellik, insanı ne kadar mutlu ediyor. Hayali bile o kadar güzel ki… Ancak bu bir hakikat olmakla beraber, günümüz İslâm tatbikatında, bu hakikat bilinmeyip uygulamadan çıkartılmıştır. İnsanlar, sürekli korku dizaynı üzerine kurdukları bir dîni yaşantıda “Ben şunu yapacağım, bu kadar sevap kazanacağım. Bunu yapacağım, bu kadar sevap kazanacağım.” diye sevapları işlemek üzere birbirleriyle kıyasıya bir mücâdele halindedirler. Ama öte yandan iblis, insanları öyle bir tuzağa düşürmüş ki; onları kurtuluşa ulaştıracak olan bütün asılları tatbikattan çıkarmıştır.
İslâm’ın hedef emirleri ve vasıta emirleri vardır. İblis, hedef emirleri insanların elinden çekip almıştır. Vasıta emirlerden en önemlisi ise “olmazsa olmaz” şart olan zikirdir. İblis onu da tatbikattan çıkarmıştır. Geriye kala kala İslâm’ın posası kalmıştır. Bununla da kimsenin kurtuluşa ulaşması mümkün değildir.
Öyleyse Allahû Tealâ’ya çok hamd ve şükretmemiz lâzım ki; Hidayet Çağı’nda Allah’ın öğretisi ile Devrin İmamı, bu güzellikleri Kur’ân âyetlerine dayalı olarak bizlere ulaştırmaktadır.