15. BİD’AT HAYIR DA ŞERR DE ALLAH’TANDIR.

Günümüz İslâm tatbikatında, îmânın şartları veya inanç esasları altı tane olarak ifade edilmektedir.

1- Allah’a îmân.

2- Meleklerine îmân.

3- Kitaplarına îmân.

4- Resûllerine îmân.

5- Ahirete ve ölümden sonra dirilmeye îmân.

6- Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna îmân.

Dîn adına ne öğretilirse öğretilsin, mutlaka hepsinin Kur’ân-ı Kerim ile karşılaştırılması gerekir. Hiçbir şey Kur’ân-ı Kerim’e aykırı olamaz. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman günümüz İslâm tatbikatının aksine, hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden olduğunu görürüz.

Bu konuyu açıklayabilmek için önce kaza-kader kavramlarına göz atalım. Bugünkü İslâm tatbikatında bir türlü anlaşılamayan iki kavram da kaza ve kaderdir. Bu konuda ne kadar yazılı eser varsa, hepsini okuduğunuz zaman göreceksiniz ki; onlarla, insanların anlayabileceği tarzda hiçbir sonuca ulaşabilmek mümkün değildir. Hatta çoğu zaman insanların anlayabileceği maksatla yazı yazan ve bu konuda bir şeyler söyleyenlerin, meseleyi daha karmaşık hale getirdiğini görürüz. Oysa bu mesele Allah’ın öğretisi ile çok basittir. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de “evrensel kanun” olarak bizlere şöyle buyurmaktadır:

BAKARA - 185 Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.

“Allah size kolaylık diler, size zorluk (vermek) dilemez.” âyetine dayanarak Allah’ın bizim için vaaz ettiği kanunların kolay ve basit olduğunu söyleyebiliriz. Ama biz insanlar, düşünce standartları içerisinde bu basit ve kolay olan kanunları, şeytanın da düşüncemize tesir etmesi suretiyle çok daha karmaşık ve zor hale getiririz. Onun içindir ki Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), evrensel bir hadîs-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

Peygamber Efendimiz (S.A.V) neden böyle söylemektedir? Çünkü kolaylaştırmada, Allah’ın buyruğu vardır. Kim meseleyi zorlaştırıyor, karmaşık hale getiriyorsa, orada şeytanın parmağı vardır.

Müjdeleyiniz, sevdiriniz: Nerede sevgi varsa, orada Allah’ın mesajı vardır.

Nefret ettirmeyiniz: Nerede nefret varsa, orada şeytanın parmağı vardır.

Şimdi karmaşık olan kavramı, Kur’ân âyetleri ışığında beraberce ele alalım. Kaza ve kaderin tarifine girmeden evvel, iradeler açısından olayı aydınlatalım.

1- İlâhi İrade; Allah’ın İlâhi İradesi vardır. İlâhi İrade, kâinatı yaratandır.

2- Külli İrade; Kâinatı kontrol altında tutan, sonsuz bilgisayar sistemi olarak tanımlayabileceğimiz küllî irade vardır. Küllî irade, Allah’ın yarattığı kâinatın her zerresini kontrol altında tutar. Allah’ın bu sonsuz bilgisayar sisteminin bir başka adı da “sünnetullah”tır.

3- Cüz’i İrade; Allah’ın insanlara ve cinlere verdiği cüz’i irade (serbest irade) vardır. Allah, cüz’i irade verdiği cin ve insanları mükellef kılar, onları yaptıklarından sorumlu tutar. Allahû Tealâ serbest irademizle yaptığımız davranışlar nedeniyle mutlaka hesap vermemizi ister. Kendi serbest irademizle vücuda getirdiğimiz her olay “kaza”dır. Ama bu kazanın muhtevasında, serbest irademizle hayır da işleyebiliriz şerr de işleyebiliriz.