14.8 Hiç kimse bir başka insanı kurtuluşa ulaştıramaz. Hiç kimse başka birini cehenneme atamaz.

Bir insanın cehenneme gidebilmesi Allahû Tealâ tarafından şarta bağlanmıştır. Allahû Tealâ buyuruyor:

MU'MİNÛN - 102 O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

MU'MİNÛN - 103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

Günah, derecat kaybettiğimiz; sevap, derecat kazandığımız bütün olaylardır. Kazanılan dereceler sevabı, kaybedilen dereceler günahı ifade eder. Kazanılan dereceler hasenatı, kaybedilen dereceler seyyiatı ifade eder. Allahû Tealâ aynı hedefe yönelik olarak çeşitli isimler vermiştir.

Her an ya derecat kazanırız ya da derecat kaybederiz. İki şekilde derecat kazanabiliriz: Kendi serbest irademizle veya başka iradenin devreye girmesiyle. Yani başka bir irade bizim derecat kazanmamıza sebebiyet verebilir ama derecat kaybetmemize hiçbir şekilde sebebiyet veremez.

Birisinin bir başkasının malını çaldığını düşünelim. Çalan kişi, o an çaldığı malın değerine göre derecat kaybeder. Kaybettiği derece ile o malın değeri birbirine daima eşittir. Hırsız, çaldığı malın karşılığı olarak derecat kaybeder. Ama malı çalınan kişinin o anda hesabı görülmüştür. Çünkü hırsızın kaybettiği derecat, kiramen katibîn melekleri tarafından malı çalınanın aynı anda amel defterine kaydedilir. Hesap sıfırlanır.

Bir kişi ötekinin malını çaldı, suç işledi. Buna karşılık derecat kaybetti. Kaybettiği derecatla çaldığı mal eşitlendi. Netice sıfır. Malı çalınanın da neticesi sıfır. Onun malı çalındı. Ama karşılığında çalınan malı kadar derecat kazandı. Kazandığı ile kaybettiği birbirine eşitlendi. Derecat ve mal arasında ilişki vardır; hırsızın çaldığı malla kaybettiği dereceler birbirine eşittir. Öyleyse bir kişinin derecat kazanmasına ve cennete girmesine başka birinin yaptığı kötülük sebep olabilir.

Cennete girmek konusunda size yapılan bütün kötülükler sizin derecenize tesir edecektir. Kul hakkının doğması bu demektir. Doğduğu anda Allahû Tealâ tarafından kul hakkı ödenir.

Derecatlar açısından da gene aynı noktaya; dînde zorlama olmadığının kesin deliline ulaşıyoruz. Hiç kimse başkasının bir fiiliyle, bir sözüyle, bir davranışıyla derecat kaybedemez; kazanabilir ama asla kaybedemez. Bütün insanlar başkasının cennete girmesi konusunda, yaptıkları kötülüklerle onlara faydalı olabilirler. Ama hiç kimseyi, yaptıkları davranış biçimi ne olursa olsun, derecat kaybetme noktasına ulaştıramazlar. Hiç kimsenin derecatı, başka birisi vasıtasıyla kaybolmaz. Başka birinin yaptığı hiçbir fiille kimse derecat kaybedemez.

Öyleyse hiç kimse başka birinin cehenneme gitmesinde âmil olamaz. Onu kandırıp ona yanlış filleri işleten kişi, bu yanlış filleri işletmek dolayısıyla sorumlu olur, derecat kaybeder ama fiili işleyen de derecat kaybeder. Bir insanı cehenneme götürecek şey, kaybettiği derecelerin fazlalığıdır. Bu kaybettiği dereceleri o kişi sadece kendisi kaybedebilir.