14.3 Allahû Tealâ, sadece Allah’a ulaşmayı dileyenleri zulmetten nura çıkarır.

BAKARA - 257 Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

“Allâhu velîyyullezîne âmenû; Allah âmenû olanların dostudur.”

Öyleyse iki âyet-i kerimeyi birbirine bağlarsak: “Kim tagutu inkâr etmişse, reddetmişse ve âmenû olmuşsa o, Allah’ın dostu olmuştur.

Tagutu inkâr eden, reddeden kişi; âmenû olan kişidir. Kendi iradesiyle bilerek, isteyerek Allah’a ulaşmayı dileyen kişidir. Rüşd yolunu bu sebeple seçmiş olan kişidir. O, Allah’ın dostluğunu kazanır. Allah’a ulaşmayı dileyenler, Kur’ân-ı Kerim’de “âmenû olanlar” olarak geçer ve Allah, âmenû olanların dostudur.

Allahû Tealâ: “Allah onların kalplerini zulmetten nura çıkarır.” diyor. Allahû Tealâ burada nefs kalplerinden bahsediyor. O nefs kalpleri bütün insanlarda doğuştan itibaren yüzde 100 afetlerle doludur yani kapkaranlıktır. Öfke, kin, kıskançlık, haset, isyan, düşmanlık, nefret, iptilâlar, cimrilik, cehalet, bunların herbirisi bir grup afetin içersine girer. Bu afetlerin herbiri, nefsimizin kalbinde karanlıkla temsil edilir. Nefsimizin kalbi doğduğumuz andan itibaren bu sebeple kapkaranlıktır. Doğduğumuz zaman Allahû Tealâ’nın bize üfürdüğü ruh ise yüzde 100 pırıl pırıl aydınlıktır. Orada da bütün güzellikler, hasletler vardır.