14.1 Kul ile Allah arasındaki ilişkilerde zorlama yoktur.

Dînimize giren hurafelerden birisi de “Dînde zorlama vardır.” ifadesidir. Dîn, Allah ile olan ilişkiler ve kullar ile olan ilişikler olmak üzere iki temel esasa dayanmaktadır. Allah ile olan ilişkilerde hiç kimsenin zorlanması söz konusu olamaz. Örneğin namaz kılmak, Allah ile kul arasındaki bir ilişkiyi ifade eder. Allah’ın emri, Allah’a kul olmaktır. Allahû Tealâ Zariyat-56’da şöyle buyuruyor:

ZÂRİYÂT - 56 Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.

Taguta kul olmaktan kurtulmak ve Allah’a kul olmak Allah’a ulaşmayı dilediğiniz zaman başlar. Ondan evvel insanoğlu tagutun kuludur. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

ZUMER - 17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Sadece Allah’a kul olabilenler kurtuluşa ulaşır. Hiç kimse başka bir kimseyi Allah’a inansın diye, Allah’a ibadet etsin diye, Allah’a kul olsun diye zorlayamaz. Bu, Allah’la kul arasındaki bir ilişkidir. Allahû Tealâ başka hiç kimsenin müdahalesine müsaade etmez.

KASAS - 56 Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.

Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e diyor ki: “Sen sevdiğin hiç kimseyi hidayete erdiremezsin. Hidayete erdirmek Bizim üzerimize vazifedir.”

Peygamber Efendimiz (S.A.V), amcasını hidayete erdirmeyi elbette isterdi. O yetimken amcası onu büyüttü. Ama amcası Allah’a ulaşmayı dilemedi. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bütün ricalarına rağmen, amcası Allah’a ulaşmayı dilemedi. Hiç kimse bir başkasını hidayet üzere kılamaz. Kişi bizatihi kendisi hidayete ermeyi istemelidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyi istemedikçe, hiç kimse onu hidayete erdiremez.