12.2 İnsanları Allah’tan korkutarak terbiye etmek.
Gördük ki; Allah, insanları mutluluğa götürecek olan yeminleri ve 7 safha - 4 teslimi insanların üzerine farz kılmıştır. 14 asırda şeytan, insanlara Allah’ın yeminlerini ve teslimleri unutturmuştur. Allah’ın bu temel emirlerini 14 asır evvel sahâbenin mutlaka yerine getirdiği bir vakıa olduğuna göre nasıl oluyor da biz insanlar 14 asır sonra Allah’ın bu âyetlerini yok farzedebiliyoruz ve kendimize böylesine karanlık bir tablo çizebiliyoruz?
Allah, insanlardan dünyada da ahirette de sadece mutlu olmalarını istiyor, huzur içinde yaşamalarını istiyor. Biz insanlar ise diyoruz ki: “Dünyada rahat yoktur. Bu dünyada İslâm’ı yaşayanlar huzura ulaşamazlar. Onların saadetleri ancak cennettedir.”
Oysaki insanların Allah’tan korkutularak terbiye edildikleri bir sistemde, insanlar Allahû Tealâ’ya verdikleri yeminlerini (4 yeminlerini) yerine getirmezlerse, Allah’a ulaşmayı dilemeyi, ruhu, vechi, nefsi Allah’a teslim etmeyi, irşad olmayı ve iradeyi Allah’a teslim etmeyi gerçekleştirmezlerse; saadete ulaşmaları da söz konusu değildir. Ve şeytan insanlara, hem onları ahiret saadetine hem de dünya saadetine ulaştıracak olan aslî unsurları unutturmuştur.
Bu sebeple yeminlerini unutanlarla, yeminlerin olmadığını iddia edenlerle ters düşmüştür. İnsanlara hayatı zehir eden, ve Allah’ın sadece bir cezalandırma merciiymiş gibi telâkki edilmesine yol açarak kapkara bir İslâm tablosu çizen bu insanlar, taassubun kölesi olmuşlardır. Onlar, elbetteki Devrin İmamı’na sevgi beslemeyeceklerdir.
Ve bunları bütün insanlara gösterdiği için de bu yeminleri unutanlar, bu yeminlerin mevcut olmadığını iddia edenlerle ters düşmüştür. Ve o insanlar, bütün insanlara hayatı zehir eden, Allah’ın sanki sadece bir cezalandırma merciiymiş gibi, insanları sadece cehennemde azaplandıran bir merciiymiş gibi telâkki edilmesine yol açan, kapkara bir İslâm tablosu çizen bu insanlar, taassubun zebunu (kölesi) olmuş bu insanlar; Devrin İmamı’na elbette sevgi beslemeyeceklerdir.
Dînde ahkâm kesenler öyle bir noktaya ulaşmışlar ki; insanlara Allah’ı, insanları cehenneme atan ve sadece azap eden bir Yaratıcı olarak sunmuşlar. İnsanları Allah’tan korkutarak terbiye etmeye çalışmışlar. Ve insanların içine bir korku sinmiştir. Allah’ın emrettiği şey insanların Allah’tan korkmaları değil, Allah’ı sevmeleridir. Hem de çok sevmeleri…
Allah’ın nasıl insanlara muhabbet duyması söz konusuysa, insanların da Allah’a karşı muhabbet duymaları asıldır… Allah kimseyi cehennemde cezalandırmak istemez. Allah hiç kimseye azap etmek istemez. Ve Kur’ân-ı Kerim’ini buna göre indirmiştir. Kim Allah’ın emirlerini yerine getirirse, Allah’ın mutluluk reçetesini (hem ahiret saadeti için indirdiği hem de dünya saadeti için indirdiği mutluluk reçetesini) tatbik sahasına koyarsa; o insan Allah’ı sever, Allah’a aşık olur ve bu aşkıyla bütün ibadetlerini doyulmaz zevkler içerisinde yapar ve hem cennet mutluluğuna hem de dünya mutluluğuna kavuşur. Dînde ahkâm kesen insanlarsa bir zorlama müessesesini, taassup müessesesini devreye sokmuşlardır.