11.3 Günümüz İslâm tatbikatı, insanların yazdığı kitaplara dayanmaktadır.
Günümüz İslâm tatbikatı, el yazması kitaplara dayalı bir öğretidir. İnsanlar, Kur’ân’ın yerine el yazması kitapları getirmişlerdir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in bütün uyarılarına rağmen ne yazık ki bu olay böyle sürüp gitmektedir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.” buyurmaktadır. Ama bu insanlar, 1400 yıldan beri zanlarını devreye koymuşlar, zanlarını Allah’ın vahyinin yerine geçirmişlerdir. Allahû Tealâ, âyet-i kerimesinde bizleri şöyle uyarmaktadır:
BAKARA - 78 Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
Müteşabih âyetleri bilmeyen bu insanlar, verdikleri fetvalarda ortaya koydukları zanlarla, Allah’ın hakikatlerini bir bir örtmüşlerdir. Bundan ötürü de Allah’ın dîn vasıtasıyla ulaştırmak istediği hedefleri yok etmişlerdir. Artık dünya saadeti de bu insanlar için söz konusu değildir. Nitekim “Lâ râhate fîd dunya; dünyada rahatlık yoktur” sözüyle, bunu kural haline getirmişlerdir.
“Lâ râhate fîd dunya” diyenlere soruyoruz: “Ey muhterem kardeşlerim! Sizin için Allah’ın Resûl’ü ve on dört asır evvel yaşamış sahâbe örnek midir? Sahâbe ve Resûlullah’ın yaşadığı o döneme Asr-ı Saadet deniyordu. Sizin için örnek teşkil eden bu insanlar Asr-ı Saadet’i yaşıyorlarsa, siz hangi mantıkla ‘Dünyada rahatlık yoktur.’ diyorsunuz?”
Bu sorular karşısında itirafta bulunup: “Biz bilmiyoruz. Bize düne kadar bunlar öğretiliyordu. Ama hakikatin böyle olmadığını, Kur’ân-ı Kerim’deki gerçeğin, Devrin İmamı’nın buyurduğu gibi olduğunu kabul ediyoruz.” deseler, o zaman hakkı, hak sahibine teslim etmiş olacaklar. Böylece Allah da bunun mükâfatı olarak, Allah’a ulaşmayı diledikleri için onlara 1. kat cenneti verecek, akabinde mürşide tâbî olunduğu gün de 2. kat cenneti ve 3 veya 6 ay gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde kişinin zikri sevmesi sebebiyle 3. kat cennetini ve dünya saadetinin yarısını teslim edecektir. O kişiye bunları, Allah teslim edecektir. Çünkü bunu garanti etmiştir.
Günümüz İslâm tatbikatı, ne yazık ki Kur’ân’daki İslâm’ı muhtevasına almamaktadır. Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrederiz ki; Devrin İmamı’nın Allah’tan aldığı öğreti ile yetişiyoruz. O öğretinin muhtevası içinde dînimizi yaşıyoruz. Ve öğrendiklerimizi, bizim için en güzel örnek olan sahâbenin yaşantısı ile ispat ederek temin etmenin gayreti içerisindeyiz.
“Dünyada rahatlık (dünya saadeti) yoktur.” gibi birtakım zanlarla, Allah’ın dîninden zanlarla, insanları alıkoymak, hiç kimsenin hakkı değildir. Bunların hepsi, dîne sonradan sokuşturulmuş bid’atlerdir, hurafelerdir. Dîn, dînin muhatabı olan insanı, ahiret ve dünya saadetine götürebilecek bütün muhtevanın sahibidir.