10.6 Dînde fırkalara ayrılanlar Sıratı Mustakîm’de değildirler.
İnsanoğlu Allah’a ulaşmayı dilemezse Sıratı Mustakîm’in üzerinde olamaz. O zaman tevhidin şartlarını yerine getiremez. Onun dışında kalır yani fırkalardan birine tâbî olur.
Fırkalardan Sıratı Mustakîm’in dışında birisine tâbî olmak neyi oluşturur? Eğer bir insan Sıratı Mustakîm’in dışındaki fırkalardan birine tâbî ise Kur’ân-ı Kerim’imiz onun kurtuluşunun söz konusu olmadığını söylüyor. İşte Sebe Suresinin 20. âyet-i kerimesinde, Allahû Tealâ buyuruyor ki:
SEBE - 20 Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
Şeytana kul olmak, bilindiği gibi insanı mutlaka cehenneme götüren bir olgudur. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e kaç fırka olduğu soruluyor. O da “73 fırka” diye cevap veriyor. Demek ki fırka sayısı 73’tür.
İşte bu 73 fırkadan acaba Allahû Tealâ’nın indinde kaç tanesi kurtulacaktır? Sadece bir tanesi, mü’minleri oluşturan bir tek fırka kurtulacaktır. 73 fırkanın içinde demek ki tevhidin, birliğin sahibi olan bir tek fırka vardır: Mü’minler. Öyleyse bunlar kimlerdir? Daha evvel bahsi geçen En’am Suresinin 153. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyordu:
EN'ÂM - 153 Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Öyleyse Allahû Tealâ fırkalardan yani ayrılıklardan, birbirinden farklı yollardan bahsediyor. Kim hangi yolda olursa olsun, farklı bir yol söz konusuysa; bunun Sıratı Mustakîm ile irtibatına dikkatle bakmak gerekir. Eğer insan A tarikatında değil de B tarikatındaysa, tasavvufun C kanadında değil de F kanadındaysa netice değişmez. Bu kişi bulunduğu dergâhtan mutlaka Sıratı Mustakîm’e ulaşacağı cihetle, hiçbir şekilde Sıratı Mustakîm’in dışında değildir. Öyleyse bu kişi tevhid üzeredir. Ama eğer insanlar Allah’a ulaştıran bu sebîllerin dışında herhangibir fırkaya mensupsa, o takdirde o kişinin Sıratı Mustakîm’in üzerinde olması mümkün değildir. Öyleyse o, Sıratı Mustakîm’den sapmış bir kişidir. İşte o kişi tevhid üzere değildir.
Öyleyse Allahû Tealâ’nın emrettiği şey, bütün insanların Sıratı Mustakîm üzerinde olmasıysa, bu asıldır. Tevhidin ise temeli Sıratı Mustakîm’in üzerinde olmaktır. Öyleyse ne kadar çok tasavvuf camiası, tarikat camiası olursa olsun bunların hepsi Sıratı Mustakîm’in üzerindedir. Ve Sıratı Mustakîm üzerinde olan bu insanlar da tevhid akidesinin gerçek sahipleridir. Çünkü onlar 14 asır evvel yaşanan İslâm’ı yaşamaktadırlar.
Bilindiği gibi 14 asır evvel bütün sahâbe Sıratı Mustakîm’e çağırıyordu.
YÛSUF - 108 De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”