10.2 Dînde fırkalara ayrılmamak.
Allahû Teâla insanların fırkalara ayrıldıklarını, herkesin kendi fırkasından memnun olduğunu ve bunun yanlış bir şey olduğunu ifade etmektedir. Fırkalara ayrılanlar, Sıratı Mustakîm’in üzerinde olmayan gruplardır.
RÛM - 29 Hayır, zalimler ilim sahibi olmaksızın heveslerine tâbî oldular. Bundan sonra Allah’ın dalâlette bıraktığını kim hidayete erdirebilir? Ve onların yardımcıları da yoktur.
Fırkalara ayrılanlar ya kendi hevasına veya başkalarının hevasına tâbî olanlardır.
Buradaki fırkalardan murat, Sıratı Mustakîm’in üzerinde olan insanların ayrıldıkları tasavvuf grupları veya tarikat grupları değildir. Tevhid akidesinin muhtevasına dikkatle bakınız. Tevhid akidesi, sizi Allah’a ulaştıran yolun üzerinde görmek isteyen Allah’ın bir açıklamasıdır.
Bu akide, bütün insanları Allah’a ulaştıracak olan bir birliğin kurulmasına işaret eder. Hedef aldığı şey, bütün insanların Sıratı Mustakîm’in üzerinde olmasıdır. O Sıratı Mustakîm ki; onları Allah’a ulaştırır. Öyleyse Allahû Tealâ ile biz insanların arasındaki ilişkiye dikkatle bakalım. Bu ilişki, mutlaka ruhumuzun Allah’a doğru yola çıkmasını gerektirir. Ve o noktaya ulaştığımız anda mutlaka tevhidin içindeyizdir.
RÛM - 30 Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
RÛM - 32 (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.