10. BİD’AT HİDAYET DE DOĞRU YOLDUR. SIRATI MUSTAKÎM DE DOĞRU YOLDUR.

On dört asırlık bir zaman diliminde, Kur’ân’daki hidayet unutulmuş, hidayeti hidayet yapan asıllar tatbikattan koparılmıştır. Dünya ve ahiret saadetini yaşamamıza vesile olacak olan bütün farzlar, hedef emirler, iblis tarafından bütün İslâm âlemine unutturulmuştur. Kur’ân’ın insanlığa bir hidayet rehberi olarak gönderilişinin üzerinden on dört asır geçmiş ve insanlık, sanki bu gerçekler Kur’ân’da yokmuş gibi, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in önderliğinde ve rehberliğinde sahâbenin yaşadığı İslâm’ı unutmuş durumdadır. On dört asırda iblis, Kur’ân’ın tatbikatını safha safha ortadan kaldırmayı başarmıştır.

Allahû Tealâ’nın Kur’ân’ından değil de okudukları kitaplardan hidayeti öğrenenler, hidayeti doğru yol diye öğrenmişler ve Kur’ân-ı Kerim’e ters olan bu yanlış öğretiyi bugüne kadar diğer insanlara hep böyle öğretmişler. Bu sebeple Kur’ân dışında insanların yazdığı kitaplardan hidayeti öğrenenler, günümüzde hidayeti yaşamıyorlar. Kur’ân duvarlara asılsın diye değil, sahâbenin yaptığı gibi, yaşansın diye indirilmiştir. Evet, sahâbeyi örnek veriyoruz, çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) öğreten idi. Sahâbe ise kendilerine öğretilen Kur’ân farzlarını öğrenen ve yaşayanlardı, uygulayanlardı. Yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in önderliğinde Kur’ân’ı hayata geçirmiş örnek şahsiyetlerdi. Dikkat edin ki sahâbe Kur’ân’ın bütün kurtuluşa (felâha) ulaştıracak farzlarını 7 safhada da yaşamışlardır.

Bugünün insanları ise bu farzların hiçbirinden haberdar değildir. Peygamberlik, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ile sona ermiştir. Ama Rabbimizin Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirdiği kurtuluş reçetesi (Kur’ân), sahâbe gibi bütün insanlık için bir saadet ve hidayet rehberidir.

Kur’ân-ı Kerim’e göre hidayet; ruhun Allah’a ulaşmasıdır. Üç âyet-i kerimede bu gerçek, şöyle ifade edilmektedir:

ÂLİ İMRÂN - 73 Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).

BAKARA - 120 Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

KEHF - 17 Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

Günümüz dîn adamları Sıratı Mustakîm’e de “doğru yol” diyorlar. Halbuki Kur’ân-ı Kerim’e göre Sıratı Mustakîm’in ne olduğuna baktığımız zaman, onun insanları hidayete erdiren (ölümden evvel ruhen Allah’a ulaştıran) yol olduğunu görüyoruz.

EN'ÂM - 87 Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

EN'ÂM - 88 İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

EN'ÂM - 152 Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

EN'ÂM - 153 Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.