9.7.2 Allah’a ulaşmayı dilemeyerek küfredenler.

Dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı yalanlayanlar, hüsrana düşenlerdir.

EN'ÂM - 31 Allah’a mülâki olmayı (ölmeden evvel, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştırmayı) yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. O saat aniden onlara gelince, sırtlarında yüklerini taşıyarak: “Orada (dünyada) aşırı gittiğimiz şeyler üzerine (günahlar sebebiyle) bize yazıklar olsun.” dediler. Yüklendikleri şey ne kötü, (öyle) değil mi?

İnsanoğlu için iki tane seçenek vardır; Allah’a ulaşmayı dilemek veya dilememek. Allah’a ulaşmayı dileyenler Allah’ın Zat’ını seçenlerdir. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenler dünya hayatına razı olanlardır.

YÛNUS - 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

Allah’a ulaşmayı dilemeyenler hevalarına, nefslerine tâbî olanlardır.

YÛNUS - 11 Ve eğer Allah onların hayrı acele istemeleri gibi insanlara şer için acele etseydi, elbette onların ecelleri yerine getirilirdi (kaza edilirdi). Fakat (hayatta iken) Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

YÛNUS - 15 Ve onlara âyetlerimiz, delillerle okunduğu zaman Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir veya O’nu değiştir.” De ki: “O’nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. Şâyet Rabbime asi olursam muhakkak ki ben, büyük günün azabından korkarım.”

Bugün sayın dîn profesörlerimizin yaptığı olay budur. Devrin İmamı’nın Allah’tan aldığı öğretiyle yaptığı tefsiri beğenmiyorlar, “Bunları değiştir. Böyle şey olmaz. Yeni bir dîn mi getiriyorsun?” diyorlar.

YÛNUS - 45 Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).

Öyleyse Allah’a ulaşmayı dünya hayatında yalanlayanlar asla hidayete eremezler.

RÛM - 8 Onlar, kendi nefsleri hakkında tefekkür etmiyorlar mı (düşünmüyorlar mı)? Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre ile yarattı. Ve muhakkak ki insanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) inkar edenlerdir.

Ve Secde Suresinin 10. âyet-i kerimesinde de yine Allah’a ulaşmayı inkâr edenlerden bahsedilmektedir.

SECDE - 10 Ve dediler ki: "Biz yerde (toprağın içinde) (toprağa) karıştığımız zaman biz mutlaka yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?" Hayır, onlar, Rab’lerine mülâki olmayı (ulaşmayı) inkâr edenlerdir.

Allah’a ulaşmayı yalanlayanlar “Bize Allah’ı göster veya melekler gelsin.” diye kibirlenip, başka bir dizayn içerisine girmektedirler.

FURKÂN - 21 Ve Bize mülâki olmayı (ulaşmayı) dilemeyenler: “Bize de melekler indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” dediler. Andolsun ki onlar, kendi nefslerinde kibirlendiler ve büyük taşkınlık ederek haddi aştılar.

İnsanoğlu için 2 seçenek vardır: Ahiret hayatı, dünya hayatı.

Dünya hayatı, Allah’a ulaşmayı dileyemeyenlerin seçimidir.

Ahiret hayatı, dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenlerin seçimidir.