9-6-3 Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması.

Bütün âyet-i kerimeler, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını açıklamaktadır.

ANKEBÛT - 5 Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilerse (3. basamak), 4. basamakta Allah ona Rahmân esmasıyla tecelli eder. Nisa175’de bu konudan söz edilmektedir.

NİSÂ - 175 Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

Allahû Tealâ Enfal-29’da şöyle buyurmaktadır:

ENFÂL - 29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Rahmân esmasının tecellisinden sonra Allah kişiye peş peşe furkanlar verir. Yani varsa hassalardaki engelleri kaldırır. Varsa uzuvlardaki engelleri kaldırır. Onların günahlarını örter. Böylece onlar âmenû olurlar ve Tegabun Suresinin 11. âyet-i kerimesine göre Allahû Tealâ onlar üzerinde işlemlere başlar ve hidayeti kalplerine koyar.

TEGÂBUN - 11 Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.

Kaf-33’e göre şeytana dönük kalbini Kendisine döndürür.

KAF - 33 Gaybda Rahmân’a huşu duyanlar ve münib (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

En’am-125’e göre onların fizik bedenlerinin göğsünü yarar. Göğüslerinden nefsin manevî kalbine rahmet yolu açar. Yani sadırlarını şerh eder.

EN'ÂM - 125 Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.

Ve Zumer Suresinin 22. âyet-i kerimesine göre o kişi Allah’ın ismini tekrar ettiği zaman Allahû Tealâ katından salâvât ve rahmet gönderir.

ZUMER - 22 Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.

Allah’ın katından gelen salâvât ve rahmet kişinin göğsüne gelir, açılan yolu takip eder. Ancak salâvâtlar kalbe giremez. Çünkü îmân kelimesi henüz yazılı değildir. Rahmet içeri sızar ve sonuçta kişi huşû sahibi olur. Huşû sahibi olmak kişiye, mürşidini Allah’tan sorduğu zaman öğrenebilme imkanını sağlar. Ve kişi aranması ve ulaşılması farz olan mürşidini, Bakara Suresinin 45. âyet-i kerimesine göre Allah’tan namaz ile sorar.

BAKARA - 45 (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Gök kapılarının ruha açılabilmesi için, kişinin mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemesi ve Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olması lâzımdır. Allahû Tealâ, huşû sahibi olup da hacet namazı kılan kişiye mürşidini gösterir. Kişi mürşidine tâbî olur.