9.5 Ezelde, Kalû Belâ gününde Allah’a verdiğimiz yeminler:

Allahû Tealâ, ezelde hepimizi yaratmış ve Kalû Belâ gününde bizi huzurunda toplayarak şöyle hitap etmiştir:

A'RÂF - 172 Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

Allahû Tealâ üç vücudumuzdan yemin, irademizden de misak almıştır. Bu yeminlerin ve irademizin misakının muhtevası Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesinde açıklanmaktadır.

MÂİDE - 7 Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

-İtaat ettiniz mi?

-İtaat ettik.

Üç yemini verip üç yeminle Allah’a bağlanıyoruz. Ama Yüce Rabbimiz bununla da kalmıyor. İlâhi İrade, bizim irademizden teslim olacağına dair misak alıyor. Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesinde bu da ifade ediliyor.

İradenin misakini kişinin yerine getirebilmesi için evvel emirde 3 tane yemini yerine getirmesi lâzımdır. Bu açıdan ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, misakin yerine getirilmesi anlamına gelir. Ruhun misaki yerine gelmeden, iradenin misaki gerçekleşemez. Bu bakımdan başlangıçta herkesin serbest iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemesi farzdır. Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesinde, Allah bunu üzerimize farz kılmıştır.

En’âm Suresinin 152. âyet-i kerimesinde ise Allah’a verdiğimiz ahdden söz edilmektedir.

EN'ÂM - 152 Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

Allah’ın ahdi, bizim irademizin misakine eşdeğerdir. Allah’ın ahdinin yerine getirilebilmesi, irademizin Allah’a teslimini gerektirir. Ama irademizin Allah’a teslimi için evvel emirde ruhumuzun Allah’a ulaşması, fizik vücudumuzun Allah’a muhsin kul olması ve nefsimizin tasfiye olması gerekir. Farz emirlerden bir tanesi Nisa Suresinin 58. âyet-i kerimesinde ifade edilmektedir.

NİSÂ - 58 Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.

Ruh bir emanettir. Kişi dünya hayatını yaşarken misakin bir gereği olarak ruhunu dünya hayatında Allah’a ulaştırırsa, emanet sahibine ulaşmıştır. O zaman fizik vücut emanet olmuştur. Kişi, insanla Allah arasında 28 basamaklık İslâm merdiveninin muhtevası içerisinde 25. basamakta fizik vücudunu da Allah’a teslim ederse, o zaman nefs bir emanet olur. 26. basamakta kişi nefsini Allah’a teslim ederse, o zaman irade bir emanet olur. Ve 28. basamağın 5. kademesinde iradesini de Allah’a teslim eder. Böylece 7 safha ve 4 teslimi tamamlamış olur. Teslimi küllî ile Allah’a teslim olmuş olur. Allahû Tealâ’nın bütün insanlardan istediği, Kur’ân’ın muhtevası içerisinde 7 safha ve 4 teslimi yaşamasıdır.

Şimdi dîn öğreticileri diyorlar ki: “Ruh ancak ölümle Allah’a kavuşur. Dünya hayatında ruhun Allah’a kavuşması yoktur.” Ölümle birlikte herkesin ruhu Allah’a ulaşır. Ölümle ruhu Allah’a ulaşmayan hiç kimse yoktur. Öyleyse kâfir olsun, putperest olsun, mecusî olsun, evliya, enbiya kim olursa olsun herkesin ruhu mutlaka ölümle Allah’a ulaşır. Ölümle ruhun Allah’a ulaşmasında serbest iradenin bir fonksiyonu olmadığı için mükâfat yoktur. Ama Allahû Tealâ, hayattayken ruhun Allah’a ulaşması konusundaki farzı yerine getirenlere 3. kat cenneti vaad eder. Ruh, Allah’tan insana üfürülmüştür ve mutlaka Allah’a ulaşması gerekir.