9.3.1 Hidayetle ve hak dîn ile gelen Devrin İmamı, Allah’a ulaşmayı dileyen takva sahipleri için bir müjdeleyicidir.

SAFF - 9 Resûl’ünü hidayet ile ve (esasları unutulmuş olan) dînlerin hepsinin üzerine, izhar etmek (açıklayıp doğrusunu ispat etmek) için, Hakk dîn (Allah’ın ezelî ve ebedî olan dîni) ile gönderen O’dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile.

RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Devrin İmamı, 30 yıldır “Ey insanlar! Duyduk duymadık demeyin! Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilerseniz, şeytana kul olmaktan kurtulur, Allah’a kul olursunuz.” diye tebliğ yapmaktadır.

ZUMER - 17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Başlangıç noktasında herkes taguta kuldur. Ama şeytana kul olmaktan kurtulmanın şartı, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allah’a ulaşmayı dileyen herkes şirkten kurtulur. O zaman bu kişi Allah’a kuldur. Allah’a hiçbir şey ortak koşmayan kişidir.

Bizim için asıl olan Kur’ân-ı Kerim’in âyetleridir. Ve Allahû Tealâ’ya hamdolsun; Kur’ân-ı Kerim âyetlerini Devrin İmamı’ndan öğrendik. Allahû Tealâ Ali İmran 81’de bu Devrin İmamı’ndan bahsetmektedir

ÂLİ İMRÂN - 81 Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

TEVBE - 32 (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.

TEVBE - 33 Resûl'ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak dîn ile (bu dîni) bütün dînler üzerine izhar etmesi (hak dîn olduğunu ispat etmesi) için gönderen O'dur.

Allahû Tealâ Duhan Suresinin 10, 11, 12, 13, 14. âyet-i kerimelerinde şöyle buyuruyor:

DUHÂN - 10 Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.

DUHÂN - 11 (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.

DUHÂN - 12 Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz.

DUHÂN - 13 Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.

DUHÂN - 14 Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler.

Furkan Suresinin 27, 28, 29. âyet-i kerimelerinde şöyle buyruluyor:

FURKÂN - 27 Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah’a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.

FURKÂN - 28 Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.

FURKÂN - 29 Andolsun ki; bana zikir (Kur’ân’daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.

FURKÂN - 30 Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.

Ama günümüzde Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, hidayeti tebliğ edenleri eleştiriyorlar. Herşeyden evvel bu kardeşlerimiz, hidayet tebliğine muhatap oldukları için Allah’a ulaşmayı dilemediklerine ve karşı çıktıklarına göre, hem hassaları hem de uzuvları örtülü insanlardır. Allahû Tealâ hassaları ve uzuvları örtülü bu insanları, Kur’ân-ı Kerim’de sağır, dilsiz ve kör olarak açıklamaktadır. Bu sağır, dilsiz ve körler; yeryüzünde haksız yere kibirle dolaşanlardır. Allahû Tealâ yeryüzünde haksız yere kibirle dolaşanlara, âyetlerin gerçek mânâsını vermez. Zaten Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, Allah’ın âyetlerinden gâfildirler. İşte Allah’ın âyetlerinden gâfil olan, Allah’ın hiçbir âyet-i kerimesinin mânâsını kendilerine vermediği bu kişiler, kalkıp Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’i baştan sona kendisine öğrettiği Devrin İmamı’nı eleştiriyorlar.

Görmek istemeyen gözlere Güneş’in ne suçu var! Güneş onları da aydınlatmak istiyor. 30 yıldan beri tebliğ yapıyor ama elleriyle gözlerini kapayan bu insanlar, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in fitnenin kaynağı olarak belirttiği en şerrli kişiler, görmek istemiyorlarsa yapılabilecek bir şey yoktur. Onların hesabı Allah’a aittir.

İster kâfir, ister putperest, ister mecusî olsun herkesin ruhu Allah’a ölümle ulaşır. Mevlâna gibi, Yunus Emre gibi, Ahmed Yesevî gibi, Hacı Bektaş-ı Velî gibi, Allah’ın bütün dostları gibi Allah’ın dînini yaşamak, Allah’ın evliyası olmak istiyorsanız, Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Dilemeyen herkesin gideceği yer cehennemdir.

Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e: “Senin görevin tebliğdir. Hesap Bizim işimizdir.” diyor. Biz, Devrin İmamı’nın bize öğrettiği, Allah’ın da Devrin İmamı’na öğrettiği Kur’ân’daki İslâm’ı bu muhteva içerisinde anlatmaya devam edeceğiz.