BEYYİNE - 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dînde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyum dîn (kıyâmete kadar devam edecek dîn) budur.

BAKARA - 139 De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O'na muhlis olanlarız (dîni O’na hâlis kılanlarız).”

HUCURÂT - 7 Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

8.7.27 27. basamak: İhlâs makamı (Tövbe-i Nasuh)

Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Allah şüphesiz ki bu dîni, nefsinizi ihlâsa ulaştırmanız için var etti.” buyuruyor. Nefsimizi ihlâsa ulaştırdığımız zaman yani irşada ulaştığımız zaman ruhumuzu, fizik bedenimizi ve nefsimizi Allah’a teslim etmiş, kalbi 14 kademe müzeyyen olmuş bir insan oluruz. Böyle bir kişi Allahû Tealâ tarafından bir seher vaktinde Tövbe-i Nasuh’a çağrılacaktır. Kişi, Tövbe-i Nasuh ile tövbe ettiği zaman 28. basamağa geçer. Tövbe-i Nasuh ihlâsın sonu, salâhın kapısıdır. 28. basamağın 4. kademesinde Allahû Tealâ o kişinin iradesini de teslim alır. Teslimlerini tamamlayan bu insan, Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen “müslim”lerden olur.

İşte müslüman olan bir insan için bu dünya bir cennettir, ahirette de Adn cennetlerine gitmesi söz konusudur. Müslüman olan bir insan, aynı zamanda dünya hayatında Allah’ın Zat’ına şahittir. Çünkü Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Ben nasıl müjdeliyorsam, siz de öyle müjdeleyiniz ki; Allah’ın Zat’ına şahit olanlar, cennette beraber olacaklardır.”