8.7.22 22. basamak: Fenâ makamı
NEBE - 39 İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder. (Allah'a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.
ÂLİ İMRÂN - 14 İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.
Kişi nefs tezkiyesini gerçekleştirdiği zaman, Allah’a verdiği yeminini yerine getirmiş olur. Bu arada ruh da Allah’a ulaşır. Her tezkiye kademesine karşılık ruh da, Allah’ın yaratığı 7 tane gök katından bir tanesine yükselir.
MU'MİN - 17 Bugün bütün nefsler (herkes), kazandıkları sebebiyle cezalandırılır veya mükâfatlandırılır (karşılığı verilir). Bugün zulüm yoktur. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
7 tane gök katı ve her gök katını birbirine bağlayan bir yol (tarîk) vardır. 7 tane tarîk, 7 tane gök katını birbirine bağlayan yolun adıdır. Burası, Sıratı Mustakîm’in 2. bölümü yani Tarîki Mustakîm’dir. Nefsimiz 7 kademede tezkiye olmaya başladığı an, ruhumuz da birer birer gök katlarında yükselerek, 1., 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. gök katına kadar ulaşır ve 7. gök katında 7 âlem geçtikten sonra, Yokluk’ta Allah’ın Zat’ına ulaşır. Allah’ın Zat’ı ruh için bir meabtır. Meaba ulaşan ruh ise evvab olur. Allah'ın Zat’ı onun için bir sığınaktır. Allahû Tealâ, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını 7 kademede nefsin tezkiyesine bağlamıştır.
Nefs-i Emmare’de zikirle nefsin manevî kalbinde biriken fazılların oranı yüzde 7’dir. O kişi, Nefs-i Emmare’yi ancak kalbinde yüzde 7 fazl biriktiği zaman geçebilir. Allahû Tealâ da o nefse 1. gök katının kapısının anahtarını teslim eder. Nefs uzaktan kumanda ile 1. gök katının kapısını açar. Ruh da açılan kapıdan oraya yükselir. O kişinin kalbinde yüzde 7 nur daha birikir. Bu yüzde 7 nur birikimine karşılık olarak Allahû Tealâ da nefse 2. gök katının kapısının anahtarını teslim eder. Uzaktan kumanda ile nefs o kapıyı da açar, ruh da o kapıdan geçerek 2. kata yükselir. Kişi zikrini artırır, 3. kademede yüzde 7 daha nur birikir. Allahû Tealâ da 3. gök katının anahtarını nefse teslim eder. Uzaktan kumanda ile nefs, 3. gök katının kapısını açar, ruh açılan kapıdan yükselir ve 3. gök katına ulaşır. Mutmainne kademesi de, Radiye de, Mardiyye de, Tezkiye de böyledir.
Allahû Tealâ her tezkiye kademesinde bir gök katının anahtarını nefse teslim eder. Uzaktan kumanda ile gök kapılarını açmak nefsin yani rehinenin işidir. Emanet ise ruhtur. 7 tane gök katını geçtikten sonra, emanet olan ruh Rabbimizin Zat’ına ulaşır ve Rabbimize teslim olur.
Ruhun hidayeti 21. basamakta gerçekleşmiştir. Ruh, Allah’ın Zat’ına ulaştığı için o kişi Allah’ın ermiş evliyasından biri olmuştur. Allahû Tealâ bütün bu kademeleri, bütün insanlar için Kendisine serbest iradeleriyle ulaşmayı dilemelerinin karşılığında garanti etmiştir. Allahû Tealâ ahiret saadetini bu kadar basit bir sebebe bağlamışsa, o zaman cehennemliklerin Allah’a karşı bir mazereti olabilir mi? Bu hiç mümkün değildir. Hiçbir mazeretleri olamaz çünkü cennete gidebilmek, kişinin serbest iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemesine bağlıdır. Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V): “İsteyen cennete gider, istemeyen gitmez.” buyurmaktadır. Bir sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e: “Ya Resûlullah, cenneti istemeyen insan olabilir mi?” diye sorunca, Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Evet, Beni istemeyen.” diye cevap vermiştir. Neden? Çünkü Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşide ulaşamaz. Mürşide ulaşan kişi kimdir? Allah’a ulaşmayı dileyen kişidir. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de herşeyi dört dörtlük bir standart içerisinde bizlere açıklamaktadır.