8.7.4 Dördüncü basamakta Allah Rahmân esmasıyla tecelli eder.
Her daim Allahû Tealâ’nın kalbe nazar etmesi sebepsiz değildir. Allahû Tealâ kimin kalbinde Allah’a ulaşma dileğini görürse, o kişinin üzerine Rahmân esması ile tecelli eder. Çünkü Allahû Tealâ’nın vaadi vardır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah da o kişiyi Kendisine ulaştırmayı dilemektedir. Ama kişinin kalbinde Allah’a ulaşma dileği yoksa Allah Rahmân esması ile kişinin üzerine tecelli etmez.
BAKARA - 105 Ehli kitaptan kâfir olanlar ve müşrikler, Rabbinizden sizin üzerinize hayırdan (rahmet ve fazl) indirilmesini istemezler. Ve Allah, rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Ve Allah, “büyük fazıl” sahibidir.
Allah Rahmân esması ile tecelli etmeyince, hiçbir engeli kaldırmaz. Bundan sonra kişi ister namaz kılsın, ister oruç tutsun, ister zekât versin; bu ibadetlerden gerekli derecatı almasına rağmen ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemediği taktirde amelleri boşa gider. 14 asır evvel Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in, insanların bu tuzağa düşmemesi için onları uyararak buyurduğu: “Hiç kimse kendi ameli ile cennete gidemez.” hadîsi şerifine ise insanlar itibar etmemektedirler.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) kendisine: “Sen de mi ya Resûllullah?” diye soranlara: “Ben de ama Rabbim beni rahmetine garketmiştir.” diye cevap vermiştir. Yani Allah, Rahmân esması ile O’nun üzerine tecelli etmiştir. Öyleyse ahiret saadetinin olmazsa olmaz şartı, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Bunun tabiî sonucu ise Allahû Tealâ’nın o kişi üzerinde Rahmân esması ile tecellisidir. Ancak ondan sonra âmeller Allah katında bir değer ifade eder.
Rahmân esmasının tecellisi, insanlarda bulunan engellerin ortadan kalkmasını sağlar. Böylece Rahmân esmasının tecellisine mazhar olan Allah’a ulaşmayı dileyenler, Allah’ın verdiği 7 tane furkanla irşad kademesini görür, irşad kademesinin sözlerini işitir ve irşad kademesinin sözlerini idrak eder hale gelir.