7.1 Allahû Tealâ’nın her devirde Kur’ân-ı Kerim’in açıklamasını, devrin imamına yaptırması

Devrin imamı, daima Allah’ın tasarrufundadır. 14 asır evvel Cebrail (A.S), Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’e vahiy getirdiğinde, Peygamber Efendimiz (S.A.V), gelen âyetleri ezberlemeye çalışmıştır. Ancak Allahû Tealâ, tasarrufunda olan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Kıyame Suresinde şöyle buyurmaktadır:

KIYÂME - 16 O’na (Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemeye), acele ederek, O’nunla (Cebrail (A.S) ile beraber) dilini hareket ettirme.

KIYÂME - 17 Muhakkak ki O’nun toplanması ve okunması Bize aittir.

KIYÂME - 18 Öyleyse O’nu okuduğumuz zaman, artık O’nun (Kur’ân’ın) okunuşuna tâbî ol.

KIYÂME - 19 Sonra O’nun beyanı (açıklanması) muhakkak ki Bize aittir.

Ahzab Suresinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in Hatemul Enbiya olduğu açıklanmaktadır.

AHZÂB - 40 Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

Sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e sorar:

-Ey Allah’ın Resûl’ü! Sen Son Nebî’sin. Senden sonra nebî gelmeyecek. Bu âyet-i kerime, kesin olarak bunun delilidir ama bizden sonra çocuklarımız dîni kimden öğrenecekler?

Peygamber Efendimiz (S.A.V) de buyuruyor ki:

-Benden sonra nebî gelmeyecek. Ama benden sonra imamlar gelecek.

İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra her devirde gelen imamlar “huzur namazının imamı” veya “devrin imamı” olarak anılırlar.

Kur’ân-I Kerim’in öğretisine göre devrin imamı, bir nebî olabilir. Nebînin olmadığı dönemlerde ise Allahû Tealâ, mutlaka velî resûllerden bir tanesini devrin imamı olarak seçer. Kısacası Âdem babamızdan kıyâmet gününe kadar hiçbir zaman parçası yoktur ki; Allahû Tealâ devrin imamını tayin etmemiş olsun. Enbiya Suresinde nebî olan devrin imamlarından bahsedilmektedir.

ENBİYÂ - 73 Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

Allahû Tealâ, nebî resûller arasındaki fetret döneminin varlığını Maide Suresinde açıklamaktadır.

MÂİDE - 19 Ey Kitap ehli! Resûllerin (peygamberlerin) fetret devrinde (aralarının kesildiği zamanda), sizlere gerçekleri açıklayan Resûl’ümüz (elçimiz) gelmişti. “Bize bir müjdeleyici ve de uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye (dememeniz için). Oysa size "müjdeleyici ve uyarıcı" bir Resûl gelmişti. Allah herşeye kaadirdir.

Öyleyse asaleten devrin imamları olan nebîler her kavimde, her mekânda, her zaman parçasında bulunmazlar. Ama Allahû Tealâ, her zaman, ardarda kesintisiz olarak kavim resûllerinden birisini devrin imamı olarak vazifeli kılar.

MU'MİNÛN - 44 Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

Allahû Tealâ, ardarda vazifeli kıldığı kavim resûllerinden bir tanesini, daima devrin imamı olarak seçer.

ÂLİ İMRÂN - 179 Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.

Seçilen resûlün tasarruf rızasının sahibi olduğunu Yüce Rabbimiz Cin Suresinin 26 ve 27. âyetlerinde açıklamaktadır.

CİNN - 26 O (Allah), gaybı bilendir. Fakat O, gaybını hiç kimseye izhar etmez (açıklamaz).

CİNN - 27 Resûllerden razı oldukları (tasarruf rızasına ulaşmış olanları) hariç! O taktirde, muhakkak ki O (Allah), onların önünden ve arkasından gözetenler sevkeder ki,

Seçilen bu devrin imamı, bir nebî resûl gibi asaleten değil, vekâleten devrin imamıdır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) de, kendisine sorulan soruya bu şekilde cevap vermiştir: “Benden sonra artık nebî gelmeyecek. Nebî imamların sonuncusu benim. Ama benden sonra velî imamlar gelecek.”

Onların velî olduklarını nereden anlıyoruz? Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir başka hadîs-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Benim ümmetimin velîleri, Ben-i İsrail’in peygamberleri gibidir.” Peygamber Efendimiz (S.A.V) burada “peygamberidir” demiyor; “peygamberleri gibidir.” diyor. Her devirde Ben-i İsrail’in peygamberi, devrin imamı olarak asaleten varsa ve Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Benden sonra nebî gelmeyecek; benden sonra imamlar gelecek.” ve “Ümmetimin velîleri, Ben-i İsrail’in peygamberleri gibidir.” diyorsa, o zaman bu iki hadîs-i şeriften şu sonuca ulaşıyoruz: Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra her devirde Allah’ın vazifeli kıldığı devrin imamı, mutlaka Allah’ın bir velî resûlüdür.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir başka hadîs-i şerifte buyuruyor ki: “Benden sonra nebî gelmeyecek. Benden sonra imamlar gelecek. Onlara itaat eden, bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, bana asi olmuştur.”