6.8.1 Cin ve insan şeytanların, yeryüzünde fesat çıkarması

Birbirlerine vahyeden cin ve insan şeytanlar, nebîlere düşman kılınmışlardır.

EN'ÂM - 112 Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel (süslü) sözler vahyederler (fısıldarlar). Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket (bırak).

Âmenû olanlar, dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Kâfirler ise dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Şeytanlar dostlarına, mü’min olan kullar ve Allah’ın resûlleri ile mücâdele etsin diye vahyederler.

EN'ÂM - 121 Ve üzerine Allah’ın ismi anılmayan şeylerden yemeyin. Ve muhakkak ki; o fısktır. Ve şeytanlar, mutlaka sizinle mücâdele etmeleri için dostlarına vahyederler. Ve şâyet onlara itaat ederseniz (uyarsanız), mutlaka siz müşrikler olursunuz.

Doğrudan doğruya şeytandan beslenen, şeytanın vahyettiği kişiler vardır ki; şeytanın kendilerine dost kılındığı bu kişiler âmenû olmayanlar, îmân etmeyenler, kâfirler, bir başka deyişle Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allahû Tealâ, İsra Suresinde bu kişilerin uzuvlarına konan engellerden bahsetmektedir.

İSRÂ - 45 Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

İSRÂ - 46 O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.

Allahû Tealâ Allah’a ulaşmaya inanmayanların uzuvlarının üzerine engeller koymakta, aynı konuyu En’am Suresinin 113. âyet-i kerimesinde bu nedenle şeytana meyletmeleri açısından şöyle açıklamaktadır:

EN'ÂM - 113 Ve ahirete inanmayanların gönülleri ona (onlara; insan ve cin şeytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler.

Şeytanın dostları; kendileri Allah’a ulaşmayı dilemedikleri gibi, başkasının da dilemesine mâni olanlar, yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranlardır. Şeytan bu dostlarına vahyeder. Ne yazık ki; şeytanın kendilerine vahyettiği bu kişiler, Allah’ın hidayetle vazifeli kıldığı resûlü bu istikamette suçlarlar. Kendileri şeytandan vahiy alırlar ama Allah’tan vahiy alanı, şeytandan vahiy almakla suçlarlar.

Şeytanın ilkası, şeytanın vahyidir. Kalbi hasta ve kasitun olanlara tesir eder. Şeytanın sultanlığı, kalbi hasta ve kasitun olanların üzerinedir. Allahû Tealâ yeryüzünde fesat çıkaran, kalbi hasta ve kasitun olan zalimleri şu şekilde açıklamaktadır:

EN'ÂM - 93 Allah’a yalanla iftira eden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahyolundu.” diyenden ve “Ben de Allah’ın indirdiği şeylerin benzerini indireceğim.” diyenden daha zalim kim vardır? Zalimleri, ölümün şiddet halinde iken ve ölüm melekleri ellerini uzatıp: “Nefslerinizi çıkarın. Bugün, Allah’a karşı hak olmayan şeyler söylediğiniz ve O’nun âyetlerine karşı kibirlendiğiniz için alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” dedikleri zaman görsen.

Öyleyse şeytandan vahiy alanlar, yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Şeytanın vahyinin kendisine tesir ettiği kişiler ise yeryüzünde fesat çıkaranlara itaat eden müşriklerdir. Ama şeytanın, âmenû olanların ve Allah’ı vekil kılanların üzerine asla bir tesiri söz konusu değildir. Allahû Tealâ’nın kesin bir kurtuluş kapısı var ki şöyle buyurmaktadır:

NAHL - 98 Öyleyse Kur’ân-ı Kerim’i okuduğun zaman recmedilmiş (taşlanmış) şeytandan hemen Allah’a sığın.

NAHL - 99 Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.

NAHL - 100 Onun (şeytanın) sultanlığı (yaptırım gücü) sadece ona (şeytana) yönelenlerin ve onunla (şeytanla), (Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için) Allah’a şirk koşanların üzerindedir (onları etkiler).

Şeytan, Allah’a ulaşmayı dileyenlerin üzerine asla negatif tesirde bulunamaz.

HACC - 52 Senden önce gönderdiğimiz (hiç)bir resûl ve nebî yoktur ki; (bir şey) temenni ettiği (dilediği) zaman şeytan, onun temenni ettiği şeye, (yalan) ilka etmemiş (ulaştırmamış) olsun. Fakat Allah, şeytanın ilka ettiği şeyi nesheder (kaldırır, yok eder). Sonra Allah, âyetlerini muhkem kılar (sağlamlaştırır). Ve Allah, Alîm’dir, Hakîm’dir (ilim ve hikmet sahibidir).

HACC - 53 Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).