6. BİD’AT ALLAH, PEYGAMBERLERDEN BAŞKASINA VAHYETMEZ. VAHİY, HATEMUL ENBİYA OLAN PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)’DEN SONRA KESİLMİŞTİR.

Günümüz İslâm tatbikatına baktığımız zaman, dîn öğreticilerinin şöyle söylediklerini görüyoruz: “Bütün resûller peygamberdir ve son resûl, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’dir. Vahiy de Peygamber Efendimiz’le son bulmuştur. Allah, Peygamber Efendimiz’den sonra kimseye vahyetmez.”

Gerçekten bu dîn öğreticilerinin söylediği gibi, Allah peygamberlerden başkasına vahyetmez mi, yoksa Allah dilediğine vahyeder mi? Vahiy, kıyâmet gününe kadar devam edecek olan bir Kur’ân gerçeği midir? Bu konuları Kur’ân-ı Kerim ışığında birlikte görelim.

Allahû Tealâ’nın âyetlerine baktığımız zaman vahyin, Allah’ın beşer ile olan konuşması olduğunu görüyoruz. İlimlerini insanların yazdığı kitaplardan alanlar: “Vahiy bitmiştir. Evliyanın aldığı ise sadece ilhamdır.” demektedirler. Ancak ilham ile vahiy birbirinden kesin olarak ayırt edilmiştir.

Herhangi bir konuda Allahû Tealâ’nın, o spesifik konu ile ilgili olarak kişiye yardımını ulaştırması, ilham şeklinde tecelli eden bir olaydır. Bir ressam, vücuda getirmek istediği bir tablonun herhangi bir noktasında hangi rengi kullanacağına günlerce karar veremeyebilir. Ama Allahû Tealâ ilham verirse, Allah’ın ilhamı ile o tablo, o renk ile en güzel şekle kavuşur. Allahû Tealâ, konusunda uzman olan kişilere bu istikamette ilham verebilir. İlhamda Allah ile konuşmak gibi bir durum söz konusu değildir. Ama vahiy; Allah ile olan konuşmadır, tekellümdür.

Kur’ân-ı Kerim âyetlerine baktığımız zaman, vahyin geniş bir çerçevesinin var olduğunu görüyoruz. Bu geniş yelpaze içerisinde âyetlerle vahyi anlattığımız zaman, yine bir kısım muhterem dîn öğreticilerimiz “Bizim kastettiğimiz vahiy bu değildir. Kur’ân-ı Kerim’de bahsi geçen vahiy, sadece peygamberlere gelir.” diye yorumda bulunabilirler. Ama aslolan, Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin ne söylediğidir.