5. BİD’AT ALLAH GÖRÜLMEZ.

Günümüz dîn öğreticileri “Allah’ı görmek mümkün değildir.” zannına dayanarak dîn öğretmektedirler. Hatta zan değil; bundan emindirler. Misâl olarak da hep Hz. Musa’nın baş gözüyle Allah’ı görememesini verirler. Elbette Allah baş gözüyle görülmez. Ama bir de gönül gözü vardır. A’raf-179 ve Casiye-23, bu gözden bahseder. Kalbin gözü, gönül gözü, Kur’ân-ı Kerim’deki ismiyle kalbin “basar” hassası, görüş hassası… İşte bu göz, Allah’ı ve O’nun, baş gözünün göremeyeceği sırlarını göstermek için ihsan ettiği gözdür.

Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

YÛSUF - 108 De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

Burada davet edilenin Allah olması, görülenin de Allah olmasını gerektirir.

Basiretin ne olduğuna bakalım:

CÂSİYE - 23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

RA'D - 22 Onlar, sabırla Rab’lerinin Vechini (Zat’ını, Zat’a ulaşmayı ve Allah’ın Zat’ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.

KEHF - 28 Sabah akşam, O’nun Vechi'ni (Zat’ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan çevirme! Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız ve hevasına (heveslerine) tâbî olan kimselere isteyerek, işinde haddi aşmış olanlara itaat etme!