4.3 “Kul ile Allah arasına kimse giremez.” diyenler, Allahû Tealâ’yı Rab mevkiinden indiren ve hevasını ilâh edinen müşriklerdir.
Nefs, başlangıç noktasında tamamen karanlıklardan müteşekkildir; 19 tane afetle mücehhezdir ve şeytanın insandaki temsilcisidir. Nefs, Allah’a isyan eden bir varlıktır. Bu azgın nefs insanları esir almakta ve bu insanlar Allah’a kul olmak yerine hevalarına kul olup, nefslerini ilâh edinmektedirler.
CÂSİYE - 23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
“Kul ile Allah arasına kimse giremez.” diyenler, Allahû Tealâ’yı Rab mevkiinden indirip, nefslerinin afetini onun yerine koymuşlardır. Nefsinin hevasına uyan bu insanlar, nefslerinin kölesidir ve nefslerini ilâh edinmişlerdir. Nefslerini ilâh edinenler gizli şirktedirler. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemenin dışında hiçbir şey, gizli şirkten kurtulmayı sağlayamaz.
Allah ile insanlar arasında, Allah’a ulaştıran yol üzerinde bir başka engel; dîn adamlarının hevasına uyarak dünyevî mefaat uğruna dîni dünyaya alet etmesidir. Dîn adına korkulacak en tehlikeli insanlar kesinlikle bunlardır.
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Âlimler dünya işlerine girmedikçe peygamberlerin eminleridirler (güvendikleri vekilleridirler).”
“Ya Resûlullah, dünya işlerine girmeleri nasıl olur?” diye sorduklarında şöyle buyuruyor:
“Sultana (tagut olan hâkim yöneticilere) uymalarıyla olur. Bunu yaparlarsa dîniniz hususunda onlardan sakının.”
Günümüzde de Allah’a ulaşmayı dilemeyen, Yunus-7’ye göre dünya hayatını dileyen ve Allah’a giden yolu kesen insanlar vardır ve bu insanlar hakkında Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:
NİSÂ - 167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ - 168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
NİSÂ - 169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
Afetler var olduğu süre içerisinde insanlar, en büyük tehlike ile karşı karşıyadır. Bu en büyük tehlikeden berî olmanın yolu, mutlaka kalbi afetlerden temizlemektir. Bu da ancak nefs tezkiyesi ve tasfiyesi ile mümkündür.
İnsanla Allah arasındaki bir diğer afet hasettir. Görüyoruz ki; insanla Allah arasında engeller, hep nefsin afetleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Haset, insanda hayır bırakmayan bir hastalıktır. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz bir hadîs-i şerifinde: “Ateşin kuru odunu yaktığı gibi haset de bütün hasenatı giderir.” buyurmaktadır. Haset, insanın yaptığı hayırlı amelleri yakmaktadır. Dünya sevgisi, gaflet, yalan, daha birçok şey bu standart içerisine girer. “Kul ile, Allah arasına kimse giremez.” diyenler, bunun şeytanın bir tuzağı olduğunun farkında değillerdir. Şeytan bununla; kişi ile Allah arasına, kişinin nefsini koymaktadır.