ÖNSÖZ
İnsan ki; bir garip yolcu... Bâki olanın lütfu keremi ile âdem-i vücut bulan…
İnsan ki; elest bezminde üç yemin verip, varlıklar âleminin ışıltılı sokaklarında yeminini unutan...
İnsan ki; zaman, galebe çalmış mutluluk düşlerine…
Kıyâmete kadar mühlet isteyen zulmetin efendisi kuşatmış dört yanını… Perdelenmiş gözleri, lâhuti sokakların…
İblis ki; ezelî düşman kılınmış âdeme.
İblis ki; Habibin nurdan suretine nakşedilen Hakk kelâmını, unutturmuş ilim ehline.
İblis ki; kara elleri asrın hidayet güneşine kara setler çekmek için tetikte…
Oysa hakikatin nurlu ellerinden bir yeşil yaprak misali düşmüştü âdem yeryüzüne… İstikamet üzereydi rüzgâr… Cennet dalından kopup yeryüzüne savrulan yeşil yaprak istikamet üzereydi. Gideceği yön, ezel âleminin nurdan parmakları arasında çizilmişti çok önceleri… Yollar açıldı, kapılar aralandı önünde… Mutluluğun şahikasına dayandı asrın hidayet sancağı. Hz. Âdem’in sülbüyle günden güne dolup taştı kâinat… Nurdan suretler büyüdü toprak üstünde… Ve Hz. Âdem’den başlayan nebîler kervanıyla süslendi kâinatın gül bahçesi… Fetret devrelerinde nebîler olmasa da resûller beas edildi; yaratılmışların en şereflisini hidayete erdirmekle vazifeli.
Hz.Âdem’le başlayıp Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’le hitam bulmuş, mühürlenmişti nübüvvet. Kıyâmete kadar velîlerin risaleti üzere irşada erişecekti artık âdemiyet… Bütün zamanların en sevgilisi, nurdan çehresiyle doğduğunda yeryüzüne; Hakk dînin nurlu sancağı teslim edilmişti o gül yüzlü güzelin gül kokan ellerine… Kutlu doğumla başlamıştı diriliş… Kutlu devrin, hidayet asrının da girizgâhıydı bu ışıltılı geliş.
Allahû Tealâ en sevgilisinin kalbine, en sevgili yaratığı için nakşetmişti nûrunu. O’nun nurdan saltanatıyla nûr oldu 14 asır evvel sahâbe… Âşıklar, aşkın yolunu O’nun önderliğinde buldu. O’nun nûruyla yedi iklim dört bucakta İlay-ı kelimetullah nîdaları duyuldu…
Zaman geçti, kâinat her zerresiyle büyüdü, büyüdü... An geldi Hakk nûrun zafer coşkusunun üstüne zulmetin kara büyüsü düştü… Ezelî vaadini gerçekleştirmek üzere can hıraş koşuyordu iblis… Hakk ilmin Hakk’ça korunan sahifelerini değiştirmeye yetkisi olmasa da çareyi mutluluk kâşifinin mutluluk reçetesini unutturmakta bulmuştu.
Ve ne yazık ki çok sürmeyecekti mücâdelesi… İnsan ki yaratılmışların en üstünü kılınmış; insan ki bir ahsen-i takvim içinde yaratılıp, nefsi sebebiyle esfeli sâfilîne reddedilmişti… Sultasını neftsen yana şaha kaldırarak, vaadini adım adım gerçekleştirecekti iblis
Başarmıştı, başarıyordu… Bid’atler, asılların yerinde yer alıyor, insanlar emaniyye kitaplarla amel edip, Kur’ân-ı Kerim’i sırma işlemeli kılıflar içinde rafa kaldırıyordu.
Bir mutluluk rehberi olan Hakk kelâmı, duvarları süsleyen bir sırlı hazineye dönüşüyordu. “Sakın ha, Kur’ân’ın derinine dalmayasın, mazallah aklını kaybedersin. Onu okumak senin, benim işim değil.” diyordu iblis, ve “ölülerin ardından Yasinler okumak, kutsal günlerde hatimler indirmek yeterlidir.” diyerek avutuyordu insanoğlunu.
İşte sevgili okuyucular! Zulmetin zirveye dayandığı böylesi bir devrede, Allahû Tealâ, İlâhî nûruyla kainatı yeniden müjdelemekte, kurtuluşun nurdan çehresi, cihan semâlarından gönül ufuklarımıza gülümsemektedir.
Bizler biliyoruz ki dînimize sonradan yerleşen bu korkunç yanlışlıklar dizisini gözler önüne serecek yegâne kaynak, Allahû Tealâ’nın Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V)’in kalbine nakşettiği, tüm zamanların mutluluk reçetesi olan Kur’ân-ı Kerim’dir. işte elinizdeki kitap, bu minval üzere titizlikle hazırlanmıştır.
Araştırmacı yazar Fazıl Nimet, Bid’atler adını verdiği kitabıyla, tamamen Kur’ân-ı Kerim âyetlerine dayalı bir büyük ilmin kapılarını bizler için aralıyor. Yazar; âyetlerin lâfzıyla yetinmeyip, ruhuna inerek bizleri Allah’ın mutluluk reçetesiyle buluşturuyor. İnsanoğlunun lâyık olması gereken idrak ile, iblisin asırlardır süregelen tuzaklarını gözler önüne seriyor. Son derece akıcı bir üslupla ve tamamen Kur’ân-ı Kerim’e dayanarak hazırlanmış bu eşsiz eser, hayatî bir öneme sahip.
Defalarca okumak isteyeceğinizi umduğumuz bu kitapla, asrın üzerine bir kara bulut gibi çöken zulmet karanlığının, Allah’ın ilmiyle adım adım aydınlanışına şahit olacaksınız. Yazarımız, Allahû Tealâ’nın bütün insanlara farz kıldığı, sahabenin de yaşayarak gerçekleştirdiği 7 safha ve 4 teslimi, Kur’ân âyetleriyle ispat ederken, insanları hem dünya hem de ahiret saadetine ulaştıracak gerçekleri, 28 basamaklık İslâm merdiveni ile adım adım gün ışığına çıkarıyor.
Bu eser Allah’ın doğrularını araştırıp kitlelere ulaştırmakla görevli samimi ve değerli din öğreticilerinin elinde adeta bir kurtuluş reçetesine dönüşecektir.
Unutmayınız ki, Kur’ân-ı Kerim herkesin mutlu olması için indirildi.Sizin de hakkınız olan bu mutluluğa, bir dilek kadar kolay ve yalın ulaşabileceğinizin sırrını yine bu kitapta bulacaksınız. Bir hazine değerindeki bu eserin, araladığınız her sayfasında, mutluluğunuzun kurtuluş reçetesini keşfederken, mânâ âleminin nur damlalarını kana kana yudumlayacaksınız.
Allahû Tealâ’ya hamd eder şükrederiz ki bizleri Kur’ân-ı Kerim’in nûruyla aydınlattı ve Allah’ın mutluluğuna davet eden bu eserin vücuda getirilmesini nasip kıldı.
İnsanların Kur’ân-ı Kerim yerine emaniyye bilgilerle amel ettiği bu ahir zamanda, Kur’ân-ı Kerim’in ışığı altında bizlere bu eşsiz eseri kazandıran yazarımıza teşekkürlerimle…
Mehtap ABDİ