14.7- YE’CUC VE ME’CUC’E KARŞI BİR SET İNŞA ETMESİ
Bu âyetlerde “hiçbir sözü anlamayan” ve yeryüzünde terör ve anarşi çıkaran Ye’cuc-Me’cuc kavmine karşı halkın ve devletin Hz. Zülkarneyn (A.S)’dan yardım istediği anlatılmaktadır. Hz. Zülkarneyn (A.S) bu iki topluluk arasına bir set çekmiş ve terörün önünü almıştır.
Bu âyetlere göre, tıpkı Hz. Zülkarneyn (A.S) kıssasındaki gibi, Mehdi (A.S) ile Hidayet Çağı’nda İslâm ahlâkının yaşanmasıyla terör ve anarşi sona erecektir. Buna da ancak Allah’a ulaş- mayı dileyip mürşide tâbî olan Kur’ân ahlâklı insanların yardımcı olacağı, âyetlerden anlaşılmaktadır.
KEHF - 95 (Zülkarneyn): “Bu konuda Rabbimin beni kuvvetlendirdiği (desteklediği) şeyler daha hayırlıdır. Şimdi (siz) bana kuvvet ile yardım edin. Onlarla sizin aranıza çok sağlam bir engel yapayım.” dedi.
KEHF - 96 “Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası aynı seviye olunca üfleyin (körükleyin).” dedi. Onu ateş haline koyunca, “Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim.” dedi.
KEHF - 97 Artık ona zahir olmaya (onu aşmaya) güçleri yetmez ve onu delmeye muktedir olamazlar.
KEHF - 98 (Zülkarneyn): “Bu, Rabbimden bir rahmettir. Ama Rabbimin vaadi geldiği zaman, onu kırıp ufalar (yerle bir eder). Ve Rabbimin vaadi haktır.” dedi.
KEHF - 99 Ve izin günü onları, birbirlerine karışmış halde bıraktık. Ve sur’a üfürüldü. O zaman onların hepsini topladık.
KEHF - 100 Ve izin günü cehennemi, kâfirlere çok şiddetli birarz edişle, arz ettik (gösterdik).
KEHF - 101 Onlar, gözleri “Beni zikretmekten” perdeli olanlardır. Ve onlar, (Beni) işitmeye muktedir olamadılar.
KEHF - 102 Yoksa kâfirler, kullarımın Benden başka dostlar edineceklerini mi zannettiler? Muhakkak ki Biz, cehennemi kâfirlere bir ikram (kalacak yer) olarak hazırladık.
Bakara Suresi 257. âyette belirtildiği gibi Allah yerine tagutu dost edinenler kafirlerdir, dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin amelleri boşa gider:
KEHF - 103 De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”
KEHF - 104 Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.
KEHF - 105 İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Allahû Tealâ Kehf Suresi 103, 104, 105. âyetlerde: “Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr edenlerin amelleri boşa gider.” buyuruyor. Ayrıca Allahû Tealâ, Allah’ın âyetleri ve resûlleriyle alay edenler için mizan tutmayacağını buyuruyor.
KEHF - 106 (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.
KEHF - 107 Âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar; onların ikramı, firdevs cennetleridir.
KEHF - 108 Onlar, orada ebediyyen kalanlar (kalacaklar)dır. Oradan ayrılmayı istemezler.
Allahû Tealâ, mürşide tâbî olup nefs tezkiyesi yapanların, ahiret hayatında Firdevs cennetlerinde ebedî kalacaklarını bu âyetlerde bize haber vermektedir.
KEHF - 109 De ki: “Denizler, Rabbimin kelimeleri için (kelimelerini yazmak için) mürekkep olsaydı ve onun bir mislini daha imdada (yardıma) getirmiş olsaydık bile, Rabbimin kelimeleri bitmeden, denizler mutlaka tükenirdi.”
Bu âyet, Allah’ın ilminin sonsuzluğuna işaret ediyor.
“Bu surenin sonu Deccal’in fitnesinden kurtuluşunuzdur.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/121)
Kehf Suresinin son âyetinde hanif dîninin üç özeliği, bir bütün olarak verilmiştir. Hanif dîni 3 esas ihtiva eder:
1-Vahdet : Tek Allah’a inanmak.
2-Tevhid : Allah’a ruhlarını ulaştırmayı dileyen tek bir toplum oluşturmak (Böylece toplumlar arasındaki bütün kavgayı bitirmek, yok etmek).
3-Teslim : Allah’a teslim olmak (Ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek).
1- Vahdet:
“Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid (vâhidun)”
“De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhı nızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor.”
2- Tevhid:
“fe men kâne yercû likâe rabbihî”
“O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı) dilerse,”
3- Teslim:
“fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ (ehaden).”
“O zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.”
Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, Câsiye Suresi 23. âyete göre hevalarını ilâh edinen müşriklerdir:
CÂSİYE - 23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Gizli şirk içinde olanlar, hanif dîninin üç esasını yerine getirmeyen adetlerden oluşan babalarının dînini yaşayanlardır. Hanif dîninin üç esasının yerine getirilmediği Hidayet Çağı, gizli şirkin her tarafı sardığı bir dönemi göstermektedir. Bu gizli şirk sebebiyle hanif dîninin vahdet akidesi tatbikattan çıkmıştır. İslâm’ın 5 şartının içinde, dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemek yoktur. Bu sebeple içinde bulunduğumuz Hidayet Çağı’nda Allah’a ulaşma dileğinin tatbikattan çıkarılmasıyla, hanif dîninin ikinci özelliği olan tevhid de yok olmuştur. İnsanlar dînde fırkalara ayrılmışlardır. Kur’ân’daki İslâm’ın 1. safhası Allah’a ulaşmayı dilemek yoksa bundan sonraki 6 safhanın da olması mümkün değildir. Bu surenin son âyetinin Deccal fitnesinden kurtuluşun reçetesi olarak gösterilmesinin sebebi, şeytana kul olmaktan kurtulmanın ancak dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemekle sağlanabileceğini ispat içindir. Ruhu, fizik vücudu, nefsi ve sonunda iradeyi Allah’a teslim etmenin ancak salih amel işleyerek (nefs tezkiyesiyle ve tasfiyesiyle) mümkün olacağı, Fetih Suresinin son âyet-i kerimesinde bize bildirilmektedir:
KEHF - 110 De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.”