12.7- HER DEVİRDE HİDAYETÇİLER VARDIR
Her devirde Hakka’a (Allah’a) ulaştıran ve Allah’ın emriyle adaleti yerine getiren hidayetçiler vardır.
A'RÂF - 181 Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk’a (Allah’a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.
TEGÂBUN - 6 İşte bu, onlara resûlleri beyyineler (açık deliller) getirdiği zaman: “Bir beşer mi bizi hidayete erdirecek?” demeleri sebebiyledir. Böylece inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Ve Allah, müstağni olduğunu (Kendisinin hiçbir şeye ve de onların îmânlarına da ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Ve Allah; Gani’dir, Hamîd’dir.
Allahû Tealâ Kehf Suresi 55. âyette: “İnsanları, onlara hidayet geldiği (hidayete davet edildikleri) zaman Rab’lerinin mağfiretini dilemekten ve mü’min olmaktan men eden (alıkoyan) şey, sadece evvelkilerin sünnetinin, onların başına gelmemesi veya azapla karşı karşıya kalmamalarıdır.” buyuruyor.
Yüce Rabbimiz İsrâ Suresi 94 ve 95. âyette: “Onlara hidayet geldiği zaman insanların inanmalarına mani olan, ‘Allah, insan resûl mü gönderdi?’ demeleridir. Eğer yeryüzünde mutmain olarak yürüyenler melekler olsaydı, elbette onlara semadan melek resûl indirirdik.” buyuruyor. Allahû Tealâ Araf Suresi 181. âyette: “Yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki Hakk’a (Allah’a) ulaştırırlar ve onunla adaleti (sağlarlar).” demesine rağmen, iblisin negatif tesiriyle Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, Tegabun Suresi 6. âyete: “İnsanlar mı bizi hidayete erdirecek?” diye hidayetle gelen resûllerden yüz çevirmekteler.
KEHF - 56 Biz, resûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler (ise) hakkı bâtılla iptal etmek için mücâdele ederler. Âyetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alay (konusu) ederler.
Allahû Tealâ Kehf Suresi 56. âyette: “Resûlleri sadece (Allah’a ulaşmayı dileyenler için) müjdeleyici ve (Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için) uyarıcı olarak göndeririz.” buyuruyor. Kafirler (Allah’a ulaşmayı dilemeyenler) hakkı (âyetleri) bâtılla (dîne sonradan koydukları hurafelerle) iptal etmek için mücâdele ederler. Âyetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alay (konusu) ederler.” buyuruyor.
KEHF - 57 Rabbinin âyetleri zikredildiği (hatırlatıldığı) zaman ondan yüz çeviren ve elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, onların kalplerinin üzerine (fıkıh etmeyi engelleyen) ekinnet kıldık. Ve onların kulaklarında (işitmeyi engelleyen) vakra vardır. Sen, onları hidayete davet etsen de bundan sonra onlar, ebediyyen asla hidayete eremezler.
Allahû Tealâ Kehf Suresi 57. âyette: “Hidayet kendilerine tebliğ edildiğinde Allah’a ulaşmayı dilemeyerek ondan yüz çeviren ve elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, onların kalplerinin üzerine (fıkıh etmeyi engelleyen) ekinnet kıldık. Ve onların kulaklarında (işitmeyi engelleyen) vakra vardır. Sen, onları hidayete davet etsen de bundan sonra onlar, ebediyyen asla hidayete eremezler.” buyuruyor.
NİSÂ - 64 Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Allahû Tealâ Kehf Suresi 57. âyette: “Nefslerine zulmederek elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır?” buyuruyor. Halbuki Allahû Tealâ Kehf Suresi 58. âyette: “Eğer günahkârlar Allah’a ulaşmayı dileyerek hidayetçiye ihsanla tâbî olsalardı senin Rabbini, mağfiret ve rahmet sahibi bulacaklardı. Onlara, vaadedilmiş bir zaman vardır.” buyuruyor.
KEHF - 58 Senin Rabbin, mağfiret ve rahmet sahibidir. Eğer onları muaheze etseydi (sorgulasaydı) elbette onlara azap için acele ederdi. Hayır, onlara, vaadedilmiş bir zaman vardır. Onlar, O’ndan (Allah’tan) başka sığınacak bir yer asla bulamazlar.
EN'ÂM - 130 Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.
EN'ÂM - 131 İşte bu, senin Rabbinin, ülke halkı gaflet içindeyken (uyarılmadan), ülkeleri zulümle helâk edici olmamasındandır.
Allahû Tealâ En’âm Suresi 130 ve 131. âyette: “Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağı nız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? İşte bu, senin Rabbinin, ülke halkı gaflet içindeyken (uyarılmadan), ülkeleri zulümle helâk edici olmamasındandır.” buyuruyor.
KEHF - 59 Ve işte o ülkeler (halkı), zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Ve onların helâk edilmesi için bir zaman kıldık (tayin ettik).
İşte bunun gibi, müjdeleyici ve uyarıcılar kendilerine gelmesine rağmen, Allah’a ulaşmayı dilemeyerek zulümlerine devam edenler, kendilerine verilen zamanın sonunda Allahû Tealâ tarafından helâk edilmişlerdir.