11.6- İNKÂRCI YAPIYA KARŞIDIRLAR.

Ashab-ı Kehf, içinde yaşadıkları toplumun Allah’a ulaşmayı açıkça inkâr etmesini engellemek için, onları Allah’a ulaşmaya davet etmek isterler ama tebliğleri bir fayda vermez:

KEHF - 14 Onların kalpleri üzerine rabıta kurduk (kalplerini Bize bağladık). Ayağa kalktıkları zaman (kalkınca) şöyle dediler: “Bizim Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbidir. O'ndan başkasına ilâh olarak asla dua etmeyiz. Öyle yaparsak, andolsun ki haddi aşarak yanlış söylemiş olurduk.”

KEHF - 15 İşte bu bizim kavmimizdir. Onlara açıkça bir delil (sultan) gelmemesine rağmen Allah’tan başkasını ilâhlar edindiler. Öyleyse Allah’a yalanla iftira edenden daha zalim kim vardır?

İnkârcı topluluktan ve onların taptıklarından kopup ayrılırlar. Çünkü kavimleri inkârcı düzene uymuştur:

KEHF - 16 Ve siz, Allah’tan başkasına kul olmayarak onlardan ayrıldığınız zaman artık bir mağaraya sığının! Rabbiniz size rahmetini neşretsin (ulaştırsın). Ve size, refik (destek) olarak işlerinizi kolaylaştırsın.

Mehdi (A.S), dönemi olan Hidayet Çağı’nın ilk 30 yılını aralıksız tebliğle geçirmesine rağmen, şu ana kadar çok az kişinin Allah’a ulaşmayı dileyerek Kur’ân’daki İslâm’ı yaşamaya başlaması, şeytanın tıpkı Ashab-ı Kehf devrinde olduğu gibi insanları nasıl esir aldığını gözler önüne sermektedir.