11.5- İÇİNDE YAŞADIKLARI KAVİM DÎNDEN UZAKLAŞMIŞTIR.
Ashab-ı Kehf’in yaşadığı dönemde, kavimleri Allah’a açıkça açık şirk koşmakta, Allah’ı açıkça inkâr etmektedirler. Dînden tamamen uzaklaşmışlar, dîni yaşayanlara da düşman kesilmişlerdir. Tıpkı bunun gibi Mehdi (A.S) döneminde kavmi Kur’ân’ı terkederek, Allah’a karşı gizli şirk koşup dünya hayatında Allah’a ulaşmayı inkâr ederek dînden uzaklaşmışlar ve dîni yaşayanlara kökten dînci yaftasını yapıştırarak düşman kesilmişlerdir.
KEHF - 15 İşte bu bizim kavmimizdir. Onlara açıkça bir delil (sultan) gelmemesine rağmen Allah’tan başkasını ilâhlar edindiler. Öyleyse Allah’a yalanla iftira edenden daha zalim kim vardır?
KEHF - 16 Ve siz, Allah’tan başkasına kul olmayarak onlardan ayrıldığınız zaman artık bir mağaraya sığının! Rabbiniz size rahmetini neşretsin (ulaştırsın). Ve size, refik (destek) olarak işlerinizi kolaylaştırsın.
Âyetlerde de görüldüğü gibi Ashab-ı Kehf devrinde halk, zamanın inkârcı sisteminin zoruyla artık Allah’a inanmaz olmuşlardır. Halk tekrar putlara tapmaya, Allah’ın haram ettiği bütün fiilleri işlemeye başlamıştır. İşte Mehdi (A.S) ve yardımcılarının devrinde de insanların Allah’a ulaşmayı dilemeyerek gizli şirke düşmeleri sebebiyle, buna benzer bir durum oluşmuştur. Bu durum Kur’ân âyetlerinde ve hadîs-i şeriflerde haber verilmiştir:
FURKÂN - 30 Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.
“Alenen ve apaçık Allahû Tealâ inkâr edilinceye kadar Mehdi (A.S) gelmez.” (Kitab ul Burhan Fi Alâmet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 27)
Bir hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:
“Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikâre işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez.” (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
En büyük günah; günahı, günah olarak bilmemektir. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin gizli şirk içinde olduklarını bilmemeleri, buna örnek olarak verilebilir. Bundan daha büyük günah ise yaptığı günahı ibadet gibi yapmaktır. İçinde bulunduğumuz Hidayet Çağı’nda, Allah’a ulaşma dileğinin tatbikattan çıkartılması sebebiyle yaşanan geleneksel İslâm tatbikatı neticesinde, gizli şirk her tarafı sarmış, ibadet haline getirilmiştir. Gizli şirk en büyük günahtır ama içinde bulunduğumuz, Mehdi (A.S) dönemi olan Hidayet Çağı’nda dîn öğreticileri, dînde olmamasına rağmen sonradan dîne soktukları, Kur’ân’ı Kerim’e ters hurafeler sebebiyle gizli şirki ibadet haline getirmişlerdir. Örneğin; “Dünya hayatında Allah’a ulaşmak yoktur. Ruh bize hayat verir. Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrciî emri bir ölüm emridir. Ancak ölümle insan ruhu Allah’a ulaşır.” diyerek gizli şirki temel inanç haline getirmişlerdir. Bu sebeple Hidayet Çağı’nda en büyük fitne gizli şirktir. Bütün haramları helâl sayan fitne, gizli şirktir.
“Mehdi (A.S), bütün haramların helâl sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)
“Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek ‘Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi’dir.’ demesine kadar devam edecektir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
“Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan birisini (Mehdi) gönderecektir.” (Kitab ul Burhan Fi Alâmet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 12)