11.1- ASHAB-I KEHF KISSASI
YÛSUF - 109 Senden önce, kendilerine vahyettiğimiz şehirler halkının adamlarından başkasını göndermedik. Onlar yeryüzünde dolaşmazlar mı? Artık baksınlar! Onlardan öncekilerin akıbetleri (sonları) nasıl oldu? Ve takva sahipleri için ahiret yurdu mutlaka daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmiyor musunuz?
YÛSUF - 110 Resûller, umutlarını kestikleri zaman ve hatta yalanlandıklarını zannettikleri bir sırada, onlara yardımımız geldi. Böylece dilediğimiz kimse(ler) kurtarıldı. Azabımız mücrim kavimden geri döndürülmez.
YÛSUF - 111 Andolsun ki; onların kıssalarında ulûl' elbab için (sır sahipleri için) bir ibret vardır. Uydurulan bir söz değildir ve lâkin onların ellerindekini tasdik eder ve herşeyi ayrı ayrı açıklar. Mü’min kavim için bir hidayet ve rahmettir.
Kur’ân kıssaları arasında, pek çok âyet-i kerime birçok anlam içeren ve üzerinde her düşünüldüğünde yeni anlamlar kazanan kıssalardan biri de Kehf kıssasıdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bu kıssada yer alan işaretlere dikkat çekmiştir. Kehf kıssasında Hidayet Çağı’na (ahir zamana) ve İslâm ahlâkını yaşayan gençlerin dînden uzak kişilerle yaptıkları mücâdeleye bakan çok önemli işaretler bulunmaktadır.