11 KEHF SURESİNİN HİDAYET ÇAĞI’NA AİT İŞARETLERİ
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in Kehf Suresinin mutlaka okunmasını tavsiye etmesinin en önemli sebeplerinden biri, kuşkusuz bu sûrenin Hidayet Çağı ile ilgili birçok önemli işareti taşımasıdır. Kehf Suresinde, Hidayet Çağı’nda (ahir zamanda) Mehdi (A.S)’ın mücâdele edeceği dînde fırkalara ayrılmaktan nasıl kurtulacağımız açıklanmaktadır. Hadîslere göre, dînde fırkalara ayrılmak olan en büyük fitne DUHAN’ı, tüm insanlara duyuracak olan Mehdi (A.S) ve yardımcılarıdır.
Peygamber Efendimiz (S.A.V): “İnsanlar uykudadır ancak öldükten sonra uyanırlar.” buyuruyor. Bir başka hadîsinde: “Ölmeden evvel ölünüz.” yani “Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyin.” diyerek insanları gaflet uykusundan uyarmaya çalışmaktadır. Mehdi (A.S) ve yardımcılarının tebliğiyle dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenler, Ashab-ı Kehf gibi gaflet uykusundan uyananlardır. Gaflet uykusundan Ashab-ı Kehf gibi uyanıp Mehdi (A.S)’a tâbî olanların Deccal fitnesine karşı yapacakları mücâdelenin özelliklerinin, Ashab-ı Kehf’den bahseden sûrede anlatılması sebepsiz değildir. Kehf Suresinin Kur’ân’ı Kerim’deki sıra numarası (18) ile toplam âyet sayısının (110) çarpımı 1980 rakamını vermektedir.
Mehdi (A.S)’ın, Hicrî 14. asrın başı (1400)’de geleceğini, Peygamber Efendimiz 1400 yıl evvel haber vermiştir. 1980 tarihinin, Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihine rastlaması, Mehdi (A.S) konusunun Kehf Suresi ile bağlantılı olabileceğini bizlere işaret etmektedir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in, Mehdi (A.S) ve yardımcıları ile ilgili hadîslerini Kur’ân kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması, Allah’ın vaazetiği sonsuz hikmetlerindendir.
“Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.” (Kitab ul Burhan Fi Alâmet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz, bu hadîste Mehdi (A.S)’ın yardımcılarını bu sûredeki kıssaları anlatılan ASHAB-I KEHF’e (mağara arkadaşlarına) benzetmektedir.1980 tarihi, Mehdi (A.S)’a yardımcı olacak gençlerin uyandıkları ve mücâdeleye başladıkları tarihi vermektedir.
Hadîsten de anlaşıldığı gibi Ashab-ı Kehf kıssasının bir benzerinin, Ashab-ı Kehf’e benzetilen Mehdi (A.S) ve yardımcılarınca bir kez daha yaşanacağına işaret edilmektedir. Allahû Tealâ’nın Efendimiz’e verdiği MEHDİ ismi, hidayete ermiş, hidayete vesile olan ve hidayete erdiren mânâsına gelmektedir. Efendimiz, içinde bulunduğumuz Hidayet Çağı’nda hidayete erdirmekle vazifelidir. Ashab-ı Kehf’e benzetilen yardımcıları, Hidayet Çağı’nda Mehdi Resûl’ün hidayete erdirdikleri, Vakıa Suresinin 11. âyet-i kerimesinde adı geçen sabikûn-el ahirîndir.
VÂKIA - 10 Ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler), sabikunlar.
VÂKIA - 11 İşte onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah’a yaklaştırılmış) olanlardır.
VÂKIA - 12 (Onlar), naim cennetlerindedirler.
VÂKIA - 13 (Onlar), evvelkilerden bir ümmettir.
VÂKIA - 14 Ve (onların) birazı sonrakilerdendir.
Tâhâ Suresi 47. âyette Hz. Musa (A.S) ile Hz. Harun (A.S)’ın Firavun’a karşı olan mücâdelesinden bir kesit verilmiştir:
TÂHÂ - 47 O halde ikiniz ona gidin ve ona şöyle söyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabbinin iki resûlüyüz. İsrailoğulları’nı artık bizimle beraber gönder ve onlara azap etme! Sana Rabbinden âyet (mucize) getirdik. Ve hidayete tâbî olanlara selâm olsun.”
Hidayet Çağı’nda, Mehdi (A.S)’ın tebliğiyle Allah’a ulaşmayı dileyen Ashab-ı Kehf’e, Mehdi (A.S)’ın selâm vermesi, yardımcıları ile sonradan tanışacaklarına ve onları kendisi ile birlikte Allah için yaşamaya, tebliğ yapmaya, Allah’ın Zat’ına davet etmeye çağıracağına işaret etmektedir. Rivayette geçen “diriltme”den kastedilen ise, geçmişte yaşamış Ashab-ı Kehf’in günümüzde tekrar canlanıp hayat bulmaları değil, Mehdi (A.S) zamanında yaşayacak ve ona yardımcı olacak benzeri gençlerin gaflet uykusundan uyanıp, kendilerinin farkına varmaları ve Mehdi (A.S)’ın yanında yer alıp, göreve başlamalarıdır.