Konu: 10.7- DABBET’ÜL ARZ

Kıyâmetten önce çıkacağı bildirilen Dabbet’ül arz, bir canlıdır. Allahû Tealâ Kur’ân’ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit canlı (dabbe) çıkarırız ki o; onlara, insanların âyetlerimize yakîn sahibi olmadığını söyler.”

NEML - 82 Ve onların üzerine (Allah’ın Kitap’ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap’taki) âyetlerimize yakîn hasıl etmediklerini söyleyecek.

Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V), Dabbet’ül arz hakkında şöyle buyurmuştur: “Çıkacak olan kıyâmet alâmetlerinden bir tanesi, güneşin batı tarafından doğması ve bir kuşluk vakti insanlara karşı bir dabbenin zuhurudur. Bu iki alâmetten biri, arkadaşından evvel olur. Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak meydana gelir.” (Müslim, Fiten, 118)

Hadîs, güneşin batıdan doğmasıyla Dabbet’ül arzın birbiriyle ilişki içinde olduğunu ifade etmektedir. Bunların ne olduğunu, Kur’ân âyetleri ışığında beraber görelim inşaallah.

Hidayet Güneşi, Mehdi (A.S)’dır. Kur’ân’da “dabbe” den bahsedilen Neml Suresinin 82. âyetinde “Onların üzerine (Allah’ın Kitap’ta söylediği) söz vuku bulunca” cümlesinde, bir döneme, bir çağa, HİDAYET ÇAĞI’na işaret edilmektedir. Yüce Rabbimiz tarafından hidayetle gönderilen Mehdi (A.S), Allah’ın öğretisiyle sürekli Kur’ân âyetleriyle tebliğ yapmaktadır. Mehdi (A.S) karşısında, Allah’ın âyetlerinden gâfil, sağır, dilsiz ve akletmeyen en şerrliler, ilimleri kendilerine fayda vermeyenler, insanların yazdıkları kitaplardan öğrendikleri bid’atlerle devamlı tebliğe karşı çıkmaktadırlar.

YÛNUS - 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

Dabbet’ül arz NUR TV (satellite=uydu)den bütün insanlara tebliğ yapan Hidayet Güneşi Mehdi (A.S), Yunus 7’ye göre dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin, Allah’ın âyetlerinden gâfil olduğunu, Neml-82’ye göre “Allah’ın âyetlerine yakîn sahibi değilsiniz.” diye söyleyerek insanları uyarmaktadır.

Neml Suresinin 82. âyetinde “dabbe” kelimesinin özelliklerini tahlil ettiğimizde şunları görürüz:

1- Dabbe, “debb” eden; hafif yürüyen, debelenen olarak açıklandığı gibi hareketli, canlı bir varlık mânâsına da gelmektedir.

2- Dabbe, yerden, yukarıya yükseltilmiş, çıkarılmış bir TEKNİK CİHAZDIR.

3- Dabbe, “konuşan” ve belli bir mesaj veren bir şey yada varlıktır ve bu konuşması tüm insanlara ve insanlığa (nas’a) yöneliktir.

Dabbe hakkındaki bu bilgileri bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, bahsi geçen Dabbet’ül arzın, günümüz teknolojisinin bir ürünü olan NUR TV (SATELLITEDEN yayın yapan televizyon) olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim televizyon da hareketleri ve hareketli görüntüleri aktaran, frekanslarla bilgi akışı sağlayan bir teknik alettir. Ancak daha önemli olan, ahir zamanın işaretlerinden olan bu yerden mamul “dabbe”nin “insanlarla konuşması” dır. Televizyon, âyetteki tarifi tecelli ettirmektedir. Dünyada televizyonun ulaşmadığı bir ülke, bir millet, bir toplum neredeyse yoktur. İleri teknolojinin ürünü olan televizyon, her topluma kendi dili ile hitap etmektedir.

Son olarak “dabbe”nin âyette belirtilen temel bir özelliği de yerden çıkartıldığı veya “yerden mamul” olduğudur. Televizyon da yeryüzündeki bir yayını satellite vasıtasıyla tüm dünyaya yayınlamaktadır.

Belirtilen “dabbe”nin televizyon olduğu yönündeki görüşümüzü teyit eden bir başka nokta da “dabbe”nin “ila en-nas” yani “insanlığa” seslendiği şeklindeki ifadedir. Televizyon, yapısı itibariyle aynı anda tüm insanlığa mesaj veren bir cihazdır.

“Dabbe”nin uyarıcı özelliği, Hidayet Çağı’nın önderi Mehdi Resûl’ün bu uyarıyı yapmasından kaynaklanır. NUR TV’de uyarıyı yapan Mehdi Resûl’dür.

Hz. Ali’den naklolunduğu üzere: “Kuyruğu olan bir dabbe değil, sakalı olan bir dabbedir.” diyerek bir erkek olduğuna işaret etmiştir. “Fakat meşhur olan bir dabbe olmasıdır. Şüphesiz Kur’ân’da denildiği için bir dabbedir. Fakat erkek bir dabbedir.”

Ebu Hüreyre (R.A)’den rivayet ettikleri bir hadîste Resûlullah (S.A.V) buyurmuştur ki: “Dabbet’ül arz, Musa’nın asası, Süleyman’ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile mü’minin yüzünü parlatacak, asa ile kâfirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mü’min ve kâfir tanınacak.”

Bu hadîse göre de dabbe; maddî ve manevî bir kuvvet ve saltanat ile ortaya çıkıp Büyük Türkiye’yi kuracak, Hidayet Çağı’nın önderi, Mehdi Resûl’dür. Şüphe yok ki; Hz. Musa (A.S)’ın asasına, Hz. Süleyman (A.S)’ın mührüne sahip olan, Mehdi Resûl’dür. Hidayet Çağı’nda Hz. Süleyman (A.S)’ın mührüyle bütün mü’minlerin yüzünü güldürecek ve Hz. Musa (A.S)’ın asasını temsil eden Hz. İsa (A.S) ile Deccaliyeti mağlup ederek kafirlerin burnunu kıracaktır.