10.5- HİDAYET ÇAĞI’NDA, HİDAYET GÜNEŞİ OLAN MEHDİ (A.S), HZ. İSA (A.S) İLE BİRLİKTE ROMA’YI FETHEDECEK VE GÜNEŞ BATIDAN DOĞACAKTIR.
Hadîs-i şerifte bildirilen kıyâmetin büyük alâmetlerinden birisi de Güneş’in batıdan doğmasıdır. O zaman tövbe kapısı da kapanacaktır. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bu hadîs-i şerifi Arabistan’da söylemiştir. Ancak Hidayet Güneşi Mehdi (A.S)’ın doğduğu ülke olan Türkiye’ye göre söylenmiştir. Türkiye’ye göre, Avrupa batıdadır. Mehdi (A.S) ile Hz. İsa (A.S) arasındaki ittifakın neticesinde oluşan dîn birliğinin, Roma’da gerçekleşmesi, Güneş’in batıdan doğacağını teyit etmektedir. Asya’ya göre de Türkiye batıdadır. Her ülkenin batısında başka bir ülke vardır. Batının müslüman olması demek, bütün dünyanın Allah’ın katındaki tek dîn olan hanif dînini, Arapça adıyla İslâm’ı yaşamaya başlaması demektir. Çünkü batıda olmayan tek ülke yoktur. Çünkü dünya yuvarlaktır. Hadîs-i şerifte, “Güneş batıdan doğunca tövbe kapısı kapanır. Îmân edenin îmânı fayda vermez.” buyuruluyor.
Allah’a ulaşmayı dilemenin tatbikatta olmadığı günümüzde, sadece Allah’a inanmak suretiyle, İslâm’ın beş şartını yerine getirmek, kimseyi kurtuluşa ulaştırmaz. İslâm’ın 1. safhası olan Allah’a ulaşmayı dileme yoksa, elbette bu kişilerin îmânı onlara fayda vermez. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyen bu insanlar için İslâm’ın 2. safhası olan mürşid önünde yapılan tövbe kapısı elbette kapalı olacaktır.
Deccal, şeytanın yeryüzündeki son temsilcisidir. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, şeytana ve dolaylı olarak onun yeryüzündeki temsilcisi Deccal’e kul olanlardır. İlâhlık iddiasında bulunan Deccal, Hz. İsa (A.S) tarafından öldürülecektir. Öldürülene kadar onun peşinden ayrılmayan, ona tâbî olanlar için tövbe kapısının kapalı olduğunu, Allahû Tealâ Secde-28 ve 29’da bize bildirmektedir:
SECDE - 28 Ve eğer siz sadık(lar)sanız, "Bu fetih ne zaman?" derler.
SECDE - 29 De ki: "Fetih günü, kâfir olanlara (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere) îmânları bir fayda vermez ve onlara süre verilmez."
“Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca îmân edecek, ancak daha önce îmân etmemiş olanların îmânları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, fiten, 118)
Amr İbn-i Avf’ın rivayet ettiğine göre:
“Lâ tekumüs-sâah, hattâ yeftehallàhu alel-mü’minînelkostantîniyyetir rûmiyyete bit-tesbîhi vet-tekbîr.” (Deylemî)
Bu hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V), İstanbul’un fethini bize müjdelediği gibi bir şeyi daha müjdeliyor: Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemek suretiyle şirkten kurtulan ve zikreden mü’min kullarına: “El-Kostantîniyyetir Rûmiyye’yi bit-tesbîhi vet-tekbîrle: fethini nasip etmedikçe kıyâmet kopmaz.” diye bildiriyor. Hadîs-i şerifinde “el-Kostantîniyyetir-Rûmiyye” diye geçiyor, Roma Kostantîniyyesi yani Roma şehri demek. Başka hadîs-i şeriflerde de “Roma’nın etrafına çevrelenirler, tesbih çekerler, tekbir getirirler ve Roma fetholur.” diye bildiriliyor.
Burada, “Roma Kostantîniyyesi de müslümanlara Allah tarafından tesbihle, tekbirle; ‘Sübhanallah’ diyerek, ‘Allahû Ekber’ diyerek fetholunmadıkça kıyâmet kopmaz.” diye bildiriliyor. Tabiî, meşhur İstanbul’un fethi hadîs-i şerifinde, oranın savaşla alınacağını da Peygamber Efendimiz (S.A.V) belirtmiştir. Bu ikisi arasındaki fark, çok açık olarak ifadelerden ortaya çıkıyor. “Kostantîniyye mutlaka fetholunacaktır; onu fetheden komutan ne mübarek bir komutandır, o ordu ne mübarek bir ordudur.” buyruluyordu. Yani bir orduyla, bir komutanla, bir savaşla, mutlaka İstanbul’un fetholunacağını belirtmiş ve fetholundu; bu tamam… Bir de burada KontantîniyyetirRûmiyye yani Roma’nın da fetholunacağı, İslâm’ın Hidayet Güneşi’nin batıdan doğacağı bildiriliyor.
Farsça lisanıyla güneş anlamına gelen M İ H R, unutulan Kur’ân’daki hidayetin bütün dünyaya batıdan yayılacağına işaret etmektedir. Zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı (semayı saran duhan fitnesinin olduğu) ahir zamanda yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslâm’ı hâkim kılacağı söylenen ehl-i beytten olacağı işaret edilen kişi, Mehdi Resûl, hidayet güneşi (M İ H R)’dir.
İçinde bulunduğumuz Hidayet Çağı’nda Devrin İmamı olan Mehdi Resûl, 20 Eylül 1989 yılında kurduğu M İ H R Vakfı’nın Genel Başkanlığı’nı da yürütmektedir.
Farsça’da M İ H R “Güneş” anlamına gelmektedir.